6/10
·248 syf.··
2026 41. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:43
Çocuk yetiştirme, eğitim sistemi ve motivasyon psikolojisi üzerine odaklanan, özellikle ödül-ceza yöntemlerinin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini sorgulayan bir ebeveynlik kitabı. Kitap temel olarak, çocukları motive etmek için sıkça kullanılan ödül ve ceza sistemlerinin uzun vadede sanıldığı kadar yararlı olmayabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri Kitabın en dikkat çekici tarafı, geleneksel eğitim anlayışında oldukça normalleştirilen “ödülle motive etme” yaklaşımını eleştirel biçimde sorgulaması. Ödülün her zaman olumlu bir araç olmadığı, çocukta içsel motivasyonu zayıflatabileceği fikri, okuyucuyu alışılmış ebeveynlik kalıplarını yeniden düşünmeye itiyor. Bir diğer güçlü yön, kitabın akademik araştırmalardan ve eğitim psikolojisi çalışmalarından beslenmesi. Yazar, görüşlerini yalnızca kişisel deneyimlerle değil, bilimsel çalışmalarla desteklemeye çalışıyor. Bu durum kitabın ikna gücünü artırıyor. Ayrıca dilinin oldukça akıcı ve geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor olması önemli bir avantaj. Psikoloji ya da eğitim alanı dışında olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin de rahatlıkla okuyabileceği sade bir anlatım sunuyor. Zayıf Yönleri Kitabın bazı bölümlerde fazla tekrar eden bir yapıya sahip. Ana fikir, ödül ve cezanın çocuk üzerinde olumsuz etkileri. farklı örneklerle sık sık yineleniyor ve bu durum ilerleyen sayfalarda metnin dinamizmini azaltıyor. Bir diğer sınırlılık, kitabın zaman zaman ideal bir ebeveynlik modelini savunurken gerçek hayat koşullarını yeterince hesaba katmaması. Özellikle farklı sosyoekonomik koşullarda yaşayan aileler veya eğitim sistemi içinde hareket etmek zorunda kalan öğretmenler için öneriler her zaman uygulanabilir görünmeyebiliyor. Ayrıca bazı bölümlerde ödül ve ceza yöntemlerine yönelik eleştiri
Ebeveynlik
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,2bin okunma
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
İki saatiniz varsa ne yapayım da sinir olayım ve bu sinirlilik hemen geçmesin beni sarssın diyorsanız bu kitabı okuyun. Büşra Sanay’ın kardeşini doğurmak kitabından sonra her yerde böyle şeylerin olması ve gerçeklerin öykü/roman formatında yazılması… Etkisinde kalıp kelimeleri bir araya getiremeyeceğiniz olaylar bunlar. Diana’nın yaşam öyküsünü çok akıcı bir şekilde okuyacaksınız bir yandan da herkese sinirlenip düzenin böyle olduğuna kızacak ve elden hiçbir şey gelmeyerek yaşayacaksınız eski ruh halinizi koruyamadan.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Leibniz - Teodise Kitap, Tanrı’nın iyiliği, insanın özgür iradesi ve kötülüğün kökeni üzerine bir savunma metni. Leibniz, Tanrı’nın sonsuz iyi, sonsuz bilge ve sonsuz güçlü olduğunu kabul ederek şu tezi savunuyor: Bu dünya, olası dünyaların en iyisidir. Tanrı, yaratabileceği sonsuz sayıda dünya arasından en mükemmel olanını seçmiştir. Kötülükler bu en iyi dünyada bile zorunlu olarak vardır, ama genel düzeni bozmaz, aksine daha büyük iyiliklere hizmet eder. Leibniz kötülüğü üç gruba ayırır: Metafizik kötülük**: Yaratılmış varlıkların Tanrı kadar mükemmel olamaması (sınırlılık). Fiziksel kötülük**: Acılar, hastalıklar, felaketler. Ahlaki kötülük**: Günah ve kötü eylemler (bunlar insanın özgür iradesinden kaynaklanır). Özgür irade olmadan gerçek ahlak ve erdem olamayacağı için Tanrı, kötülük ihtimalini de kabul etmiştir. Her şey “önceden kurulmuş uyum” içinde en iyi şekilde düzenlenmiştir. Kötülük problemi, Tanrı’nın adaletine karşı bir kanıt değil; aksine her şeyin daha büyük bir planda en iyi işlediğini gösterir.
TheodiceeGottfried Leibniz · Biblos Yayınları · 2016115 okunma
7/10
·304 syf.··
2026 8. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 10:07
Sevgili Irvin Yalom bu kitabında, 90’lı yaşlarında olmanın getirdiği iki zıt duyguyu aynı anda taşıyor: Yaklaşık 60 yıldır insanların hayatına dokunmuş olmanın derin huzuru ve artık hafızasıyla ilgili yaşadığı güçlükler nedeniyle uzun süreli seanslar yapamayacak olmanın hüznü… İnsanlara yardımcı olma isteği onda hiç azalmıyor; aksine bu durum onu yeni bir yol bulmaya yöneltiyor: tek seanslık danışmanlıklar. Bu seansların beklediğinden çok daha fazla ilgi görmesi de aslında onun yıllar içinde kurduğu bağın ve yarattığı etkinin bir yansıması. Kitapta seanslardan kesitler paylaşırken oldukça saydam, hatta yer yer savunmasız diyebileceğimiz bir açıklıkla kendi iç dünyasını da okura açıyor. Danışanlarını “şimdi ve burada”ya getiren o güçlü sorusu ise kitabın kalbinde duruyor: “Sizce bugün bu seansta siz ve ben nasıl gidiyoruz?” Kitabın sonlarına doğru ise alışılmışın dışında bir kapı aralıyor: Bu kez danışanlarından kendisine soru sormalarını istiyor. Üstelik ne kadar derin ve kişisel olursa o kadar iyi… Bu yaklaşım, danışanların kendilerini daha içten ve cesurca açmalarına alan tanırken, terapistin de yalnızca bir “uzman” değil, aynı zamanda insani yönleri olan biri olarak görülmesini sağlıyor. Dahası, bu karşılıklı açıklık hâli, terapistin de danışanlarının sorularından yeni şeyler öğrenmesine imkân veriyor. Genel olarak kitap, sadece bir terapi anlatısı değil; aynı zamanda yaşlanma, sınırlılık, anlam ve insan olmanın kırılganlığı üzerine oldukça samimi bir yüzleşme sunuyor. Not: Kitapta Yalom eşi Marilyn Yalomun ölümünden sonraki duygularından, onunla olan anılarından bahsediyor. 74 yıllık bir evlilik.. Arkadaşımla konuşurken fark ettim beş yıl sonra yeniden evlenmiş. İçimde beklenmedik bir hayal kırıklığı oldu ve kitaba bir süre mesafelendim. Yalom erkeklerin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025167 okunma
31 – Lukas Maher | Yanlış Bilinen Psikoloji
Puan vermedi·272 syf.··
2026 95. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 16:52
31 – Lukas Maher | Yanlış Bilinen Psikoloji Popüler Psikolojinin Rahatlatıcı Yanılsamaları Popüler psikoloji, son yıllarda yalnızca bir ilgi alanı değil; aynı zamanda bir dil hâline geldi. “Travma”, “toksik”, “gaslighting”, “bağlanma”, “narsisizm” gibi kavramlar artık yalnızca akademik tartışmalarda değil, gündelik konuşmalarda, sosyal medyada ve ilişkilerin içinde dolaşıyor. Ancak bu dolaşım, beraberinde ciddi bir sorun getiriyor: kavramların içinin boşalması. Yanlış Bilinen Psikoloji tam da bu noktada devreye giriyor. Kitap, bu kavramları tek tek ele alarak onların ne anlama geldiğini, nasıl yanlış kullanıldığını ve bu yanlış kullanımın ne tür sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Ama bunu yaparken didaktik bir üstten bakış kurmuyor; aksine, okuru birlikte düşünmeye davet eden bir ton benimsiyor. Kavramların Yüzeyselleşmesi: Anlamak Yerine Etiketlemek Kitabın en güçlü taraflarından biri, kavramların nasıl birer “etiket” hâline geldiğini göstermesi. Örneğin narsisizm, çoğu zaman “bencil insan” anlamında kullanılıyor. Travma, neredeyse her olumsuz deneyimi kapsayacak şekilde genişletiliyor. Bağlanma stilleri, insan ilişkilerini kategorize eden basit şemalara indirgeniyor. Maher burada önemli bir ayrım yapıyor: Bir kavramın yaygınlaşması, onun doğru anlaşıldığı anlamına gelmez. Aksine, kavramlar popülerleştikçe çoğu zaman basitleştirilir, bağlamından koparılır ve kullanışlı birer açıklama aracına dönüşür. Bu da insan davranışlarını anlamayı kolaylaştırmak yerine, yüzeyselleştirir. Psikoloji Dili: Açıklamak mı, Rahatlatmak mı? Kitap boyunca hissedilen temel eleştiri şu: Popüler psikoloji dili çoğu zaman açıklamak için değil, rahatlatmak için kullanılıyor. İnsanlar karmaşık ilişkileri, zor duyguları ya da belirsiz durumları hızlıca kategorize etmek istiyor. Bu da “kırmızı
İnceleme
Yanlış Bilinen PsikolojiLukas Maher · İrene Kitap · 202617 okunma
Yorum • Vampir İmaparatorluğu
6/10
·746 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 12:42
Hayal Kırıklığı Kitabın içindeki olaylar tahmin edilebilir ve yazar elinin hissedildiği biçimde ilerliyordu.Farklı ve dark bir roman olacağını düşünmüştüm ama beklentilerimi boşa çıkardı. Dark olduğu bazı kısımlar yapay, zorlama ve sanki atmosfere daha çok önem verilmiş gibiydi. Yazım dilinde, sınırlı kelime ve betimleme tekrarları vardı. Örneğin Leon’un sürekli aslan olduğuna dair tekrarlar. Bazı diyaloglar yapay ve sırf alıntılanmak istendiği için yazılmış gibiydi. Karakterlerin potansiyeli kullanılmak yerine harcanabiliyor.Astrid, saraya yakınlığı bulunan ve daha önemli roller için yazılma potansiyeline rağmen Leon’un travmatik aile deneyimine kurban gitmişti. Astrid ve Leon arasındaki ilişkiyi okumak çoğu bölümü okumaktan daha keyifliydi.O bölümleri beğeniyorum. Travmatik bir anıdan geçmiş bir karakterin psikolojisi için alkolik, huysuz ve öfkeli olması bence derinlik açısından yeterli değildi. Karakterlerin, duygusal ve doğal anları atlanabiliyordu. Kutsal Kase arayışına çıkan grup sanki ölecekleri çok belliymiş gibi derinliği bulunmayan araçlar gibi yazılmıştı (ve sonunda ölmülerdi şaşırtıcı ve üzücü değil mi?).Karakterlere bağlanmadım ve bir çizgide itiliyormuş gibi hissettim. Chloe karakteri geçmişte daha iyiymiş, kutsal kase zamanında daha saf ve sinir bozucu bir karakter olduğunu düşünüyorum. Kötü karakterler klasik ve yüzeyseldi.Kötüydüler ama özellikle dikkat çekici değillerdi. Yine de canavar doğallarının güzellenmemesi yönü hoştu. Seçilen yazım yöntemi, kurgunun Dünya inşasının anlatımını basite indirgemişti.Çoğu detaylar Tarihçi tarafından durdurulup çocuğa anlatırmış gibi anlat diyerek bölünüyordu. Dünya inşası detaylıydı ancak info dumping yer yer bulunuyordu.Fazladan açıklama ve anlatım vardı.Bazı durumların okuyucuya boşluk bırakması
Edebiyat
Vampir İmparatorluğuJay Kristoff · Pegasus Yayınları · 202520 okunma