Maraz-ı Frenk & 89 İhtilali
Üçüncü Selim’in sır kâtibi Ahmet Efendi, Ruzname’sinde (10 Ocak 1792) şöyle yazar: “Hemen Hazret-i Hak, Françe ihtilâlini, misâl-i marâz-ı frenk, hâin-i Devlet-i aliye olanlara dahi sirâyet ettürüb ve çok zaman birbirlerine düşürüb Devlet-i aliye’ye hayırlı neticeler müyesser eyleye. Âmin!” Görülüyor ki ihtilâlin ilk hatırlattığı yine Fransız menşe’li olan firengi hastalığı. Bu benzetmeyi sonraki Osmanlı yazarlarında da bulacağız.
Sayfa 125·Kitabı okuyor
1000Kitap
Vaktiyle hurûf-i mukattaa ile (kesik kesik harflerle) basılmış bir risale hakkındaki fetva talebine, şu anda kapanmış Fetva Emâneti tarafından şöyle cevap verilmiştir: "Bazı tefsirlerde beyan ve izah olunduğu üzere kurrâ ve âlimler ve bütün müslümanlar üzerine mushaf-ı şerifin bilinen hattına uymak ve eksiksiz biçimde ona riayet zorunlu ve gereklidir. Mushaf-ı şerifin bilinen hattı, Resûl-i Ekrem Efendimiz'in [sallallahu aleyhi vesellem] sır emini ve vahiy kâtibi olan Zeyd b. Sâbit'in [radıyallahu anh] yazısıdır. Zeyd b. Sâbit de hidayet rehberi Hz. Peygamberin sohbet şerefi sebebiyle bu kadri yüce ilimde başkalarının bilemediklerine vâkıf olmuş ve her harfi bir güzel incelik ve bir beliğ hikmete dayalı bulunmuştur. Aynı şekilde fıkıh kitaplarında Kur'ân-ı Kerîmin bütünüyle kesik kesik harflerle yazılmasının yasaklığı lazım geleceği belirtilmiştir."
Reklam
nuh’un bir işçisiydim günlüğümü biriktirdim tahta aralarında bulursanız nuh’un gemisinden bir parça bir kalas içinde altın vardır işte bu işarettir sana altının üstünde nuh’un mührü dünyanın en ilkel yazısıyla ilkel ama sade ilkel ama canlı ilkel ama güzelliğiyle çarpar insanı ben ibrahim’in sır kâtibi yakub’un dedektifi yusuf’un hapishane arkadaşı düş yorumu öğretmeni ama görmedim yavuz bir öğrenci aydın kılıçların şelâlesi musa gibi öğretmeseydim duvarını devirerek yoksulu kurtarmayı çıkartabilir miydi musa mısır’dan israil’i delmeseydim bir yoksulun övüncü kayığını geçirebilir miydi musa kızıldenizden israil’i bir vuruşta on pınar çıkartabilir miydi çakmak kayalarından öldürmeseydim hiç acımadan gözünün önünde o çocuğu bütün suçsuz çocukların katili firavun’u boğar mıydı daha yeni kurumuş bir deniz musa sürüyü şuayb’tan öğrendiyse
Şiir
Ali Muhsin Bey odadan çıkarken çok mühim bir vazife altına girdiğini hissederek heyecandan titriyordu. Anlamıştı ki devrik padişahın sır katibi olacak, dünyayı yerinden oynatabilecek kadar önemli hatıralarını yazacaktı. İlerde bu anıları "Ali Muhsin Bey'in Abdülhamid Hatıraları" başlığıyla yayımlayıp büyük bir şöhret kazanma ihtimali yüreğini titretiyordu. Hatta bu hatıratı büyük bir servete de çevirebilirdi. Başında kanatlarını açmış kocaman bir talih kuşunun tatlı ağırlığını hissederek hünkarın emirlerini yerine getirmeye koyuldu. Ne yazık ki katibin bu hayalleri, defter aldırmasından kuşkulanarak onu takibe alan idarenin daha üçüncü gün baskın yapması sonucunda köşkün karanlık mahzenine hapsedilmekle sonuçlanacak tehlikeli bir girişim olarak kalacaktı. Sultan köşkte, katip karanlık mahzende hapisti.
Sayfa 184·Kitabı okudu
1000Kitap
PKKLI Oestoslaermtoslara Reddiye
1775'te Selahaddin'le tanıştırıldı ve el-Fazıl tarafından desteklenerek divan-ı inşa reis vekili ve Selahaddin'in sır katibi olarak istihdam edildi.
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Unuttum duymayı bunca bun arasında: Yalnızca sabahları olan o selam. Sır kâtibi diye bildiğim duvar, Bile gelmedi bana. Elim yakışmıyor gülmeye diye, Lezzetler yıkıldı, yalancı ölüm; Eve geç kalmış bir kızın adımları Gibi titriyor ömrüm...
Şiir
Reklam
Reklam