Insanlığa sitem
İnsanları genel olarak sevemiyorum; ne kadar çok insan tanırsam, dünyayı o kadar az beğeniyorum.
Alıntı
Mesajlaşma tarihinin en tartışmalı kelimelerinden biri belki de küçücük bir kelime olan "tamam"dır. Öyle ki bu ilk tamam mesajının karşı tarafta nasıl bir etki bıraktıgı ,bence bir gün iletişim uzmanlarının uzun uzun tartışacağı bir konu olacaktır .Çünkü tamam kelimesi görünüşte sakin ve masum olsa da içinde tuhaf bir duygusal kalabalık barındırır.. Bazen bir onaydır ,bazen gizli bir sitem, bazen ince bir trip bazen de insanın 'daha fazla konuşmaya gerek yok' diyerek kelimeleri emekliye ayırdığı sessiz bir tavır...
Reklam
Sevildiğimden emin olmak için, ikircikli her kadın gibi, sene sonu not ortalamasını oldukça etkileyen, habersiz sınavlar yapardım ben. Ama hiç olmadı benim çoktan seçmeli "sitem" sınavlarımı başarıyla geçen. Üstelik müfredata göre en çok da sitem konusu benim sınıfımda tüm detaylarıyla işlenmişken.
Konuş benimle, susma ne olursun, bir şey söyle. Bir kırık olsun, kalbinde yerim olsun. Sürgün etme, beni gönderme. Kaldır gözlerini, bir bak bana, ne haldeyim. Öfkelen, sitem et, bağır çağır ama böyle taş gibi durma, ne olursun.
Alıntı
Can yakmadan, aşırıya kaçmadan, sevgiyle yaptığın bir sitem, empatiyle ve özenle karşılık görmüyorsa, çok da sevildiğini sanma.
Acı ama gerçekti...
"Ben görmedim Paris'i... Paris evde yoktu... Ben rüyada gördüm Parisi, gülümsedi ve kayboldu. Neden beni aramak için buralara kadar geldin diye sitem etti bakışları. Promete Kafdağı'na zincirlenmiş, ben hastaneye zincirliydim. Paris'te hastaneye zincirli olmak. Hastaneye ve karanlığa. Reyhaniye'nin çamurlu sokaklarını, kerpiç kulübelerini ve maymun azmanı insanlarını, kötü yazılmış natūralist bir romanın esneten teferruatını okur gibi, yıllar yılı seyreden gözlerim, Paris'te kapalıydılar." (Jurnal, 8.10.1963)
Reklam
Reklam