Şişedeki Cehennem, İthaki'nin Japon Klasikleri serisinden bilmem okuduğum kaçıncı kitap ve gerçekten değeri bilinmesi gereken bir dizi bu. Bu sayede epey güzel kitap okudum, inkâr edemem açıkçası. Yumeno Kyūsaku’yu ilk kez okudum ve sevdim. Bir daha karşılaşırsam okurum, ama favorilerimden olmadı. Onu netleştirmek isterim baştan. Romanın merkezinde, aklını yavaş yavaş kaybettiğini düşünen bir yazar var. Ve onun mektupları, o parçalı düşünceleri, o kontrolsüz korkularını okuyoruz. Bu sanrıların insana hatırlattığı sinir bozucu durumlar da cabası. Kyūsaku bu belirsizliği öyle ustaca kurmuş ki, gerçeklik ve hayal arasında gidip gelen durumlar, sizin de aklınızın bulanmasına neden oluyor. kitap boyunca neyin hayal neyin gerçek olduğunu hiçbir zaman tam çözemiyorsun ki bence kitabın en etkileyici yanı da tam olarak bu.
Kitapta kısa ve uzun olmak üzere dört öykü var. Beni en çok "Ölümden Sonra Aşk" öyküsü etkiledi. Öyküler insanın en derinindeki duygulara inen, ürpertici, psikolojik gerilimi olan türdendi. Her öykü insanın zihniyle oyunu gibiydi ve tedirginlik hissini fazlasıyla yaşattı. Tekinsiz öyküleri çok seven bir okur olarak, Şişdedeki Cehennem'i de beğendim. Hararetle önermiyorum, fakat bu güzel bir korku-tekinsiz öykü kitabı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Keyifli okumalar diliyorum.
Bu kitabı okuyan bir daha eskisi gibi olamıyor
Ben bu kitaba başladım artık makyavelizm den kendimi alamıyorum ve karanlık üçlemeye ilgim olduğunu öğrendim sizdede böyle ilgi varsa tavsiye ederim
Anlatmaya doyamayacağım beni kendime getiren muhteşem bir kişisel gelişim kitabı okudum.Bu esere sadece kişisel gelişim diye ayırt etmem de mümkün değil.Murat bey kendi deneyimlerinden yola çıkarak içten samimi bir şekilde bize mektup yazmış diyebilirim. 17 bölümden oluşan eserde her bölümde farklı deneyimleri, onlarla başa çıkarken yaşadıkları, kendi yolunu bulurken nasıl bir yol izlediği ve sonunda okuyucuyu elinden tutup uyandırma şekilleri var.Ben çok keyif aldım, kendimi bulma yoluna adım attım ve kendime sakladığım bir çok yerin altını çizdim muhtemelen sizdede aynı durum söz konusu olacak.
İnsan bazen sadece kendi sorumluluğu olmasa da kendi omuzlarına yükler.O yapamaz bu ne der gibi bir sürü çıkmazın içine girer.Haliyle artık bu durum etiket gibi üstüne yapışır çıkış bulamaz kaybolur.Zaman zaman hepimizde olmuştur belki de olmaya devam ediyordur.Yazarımız artık o işler öyle değil.Herkes kendi üstüne düşen sorumluluğu almak zorunda.Sen yapabiliyorsan oda yapabilir.Kendine değer verirsen bir bir üstüne yüklenen yükleri atacaksın diye adım adım seni bulunduğun konumdan yemyeşil bir ormana çıkarıyor.Kolay olmuyor sancılı bir dönem ama eminim yapabilirsin.
Her bölüm benim için bir çıkış anahtarı oldu ama bir bölüm vardı ki kilit noktam sanki oydu.Denge.Doğanın bir alma verme dengesi vardır bu denge insanlarda da vardır.Sürekli vermek yada sürekli almak bu dengeyi şaşırtıyor haliyle denge şaşınca insan kendi yaptığı hatanın farkına varıyor, tabii bazen de varamıyor.Eğer sürekli verenseniz ve bu dengenin farkında değilseniz geçmiş olsun o köyün delisi sizsiniz demektir.Sizi istedikleri gibi kullanabiliyorlar demektir.Uyanırsanız sizi artık istedikleri gibi kullanamıyorlarsa ne diyorlardı "sen çok değiştin"açılımı"seni istediğim gibi kullanamıyorum" demek.
An'da mutlu
Ben bu kitaba başlarken bu kadar beni etkileyeceğini düşünmemiştim bir savaş ta kadınlara , erkeklere nasıl davrandıklarını okumak ne bilim beni çok kötü etkiledi düşündüm yani burada savaş olursa bizdemi bu hallere dusucez bizedemi bu tür işkenceler yapilicak ailemize valla bu kitap insana hayati sorgulanıyor bence okuyun en azından bu savaşlar sonucu insanları ne beklediğini öğrenirsiniz ..
Öncelikle kitabın çok uzun olduğunu belirtmek isterim. Dönemin Fransa ‘sı adelet, vicdan, ölüm, insani değerler, sefillik, cumhuriyet, savaş, siyaset gibi ifadelerle tabiri caizse gediğine oturan değerlendirmeler yapan; bazı bölümleri uzattıkça uzatan bir roman. Tabiki bazı bölümlerin üzerinde Fransa tairihini önemseyen bir fransız kadar durmadım.Ne işim var benim Paris in lağım altyapısıyla dimi. Ama üstüne basa basa söylüyorum olay örgüsü, karakterlerin tasviri birbirleriyle bağlantısı, Jean Valjean ın vicdani muhasebesi tek kelimeyle muhteşem. İnsan keşke bizim tarhimizdede böyle toplumsal olayları akıcı bir dille örgüleyip anlatan yazarlarımız olsaydı diyor. Suç ve ceza ile başabaş bulduğum sorgulayıcı anlatımlar karakterlerin iç çatışması okuyanı alıp götürüyor. Ve bittiğim o söz “Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.” Şimdi oturup üzerine düşünme vakti hemde saatlerce, etkisini uzun süre hissettirecek gibi. Sizdede etkileyici bir kitaptan sonra birkaç gün o kitabı bitirmenin verdiği gurur ve sanki zihninizde bir kapı daha açıldı demenin sarhoşluğu olmuyor mu. Neyse okuyun okutturun arkadaşlar kesinlikle tavsiyemdir ŞİDDETLE hemde ama sıkılırsanız bazı bölümlerde hızlı okuma taktiklerini kullanabilirsiniz bunuda tasvip etmiyorum ama tavsiyemdir.Keyifli okumalar efendim.
Ülkü Tamer
Anadolu kokan samımı duru bir dille yazılmış, alleben ne güzel anlatmış G. Antebı. gördünüz mü? bilmiyorum da Alleben eski mahallelerindendır, G. Anteb'in... Tas evleri dar sokakları, köseyı dönünce dönüp bakınca insanın doğup büyüdüğü yerdeki çocukluğu gözünün önünde canlanıver sızdede oyle oluyor mu?
Anılardan yeniden kıtap bıze ne demiş on bakalım buyurun
Alleben, Antep'in içinden onu çoğaltarak geçen, kentin kültürünü biçimlendiren uzun ve güçlü Fırat Nehri'nin geçmişte; gürül gürül akan”, sonra sonra 0
zayıflasa da Antepliler için önemini yitirmeyen kollarından biri...
Çocukluğunu ve büyüdüğü şehri, onun kültürünü içinde görkemli özgünlükte bir define gibi taşımayı bilen bir şairin, anayurduna, kendisine, kültürüne dair gördüklerini, yansıtan yazar yazarımız..
Çocukluk neresi?
Amado'dan alıntılıyor: İnsanın anayurdu çocukluğudur.” Antep yolculuklarını, hatıralarını anlatırken beni oluşturan en önemli öğelerden biri. Belki yok olup gitti çoğu. Ama içimde bir yerlere o zenginlikleri define gibi gömmüşüm.
Demek insanın yüreğinde bir şeyler birikiyor.”
(Eserden S:36)
Sizde özlediğiniz çocukluğunuza gitmek ve güzel anılarınızı yad etmek isterseniz yumun gözünüzü tebessümle anın o anları.
Buyurun efendim..