"Celal Nuri ile eskiden beri aramız iyi değildi. Hatta Birinci Dünya Harbi'nde Türkçeciliğe muvazenesizcesine sırt çevirip mesela bildik bileli, Osmanlı coğrafyasında bile adı "Karadağ" olan devletten bahsederken Arapçalaştırarak "Cebeli esved" diye başmakaleler yazmasına karşı Ziya Gökalp'in "Yeni Mecmua"sında ismini kaale almayarak "Lisana Hürmet" başlıklı ve alaylı bir tenkitle¹ mukabelede bulunmama pek içerlemişti. Merhum, o sırada yine bir buhrana tutulmuştu ki, mesela "kulağa küpe" sözünü "âzâne küpe"ye, pahalı manasına, "tuzlu"yu "nemekâlud"a, "taraftar" kelimesini "caniptar"a çevirerek acayip ve yeni tabirler icat ediyordu. Bir bakıma sonradan bizim Türkçesini yaptığımız işi büsbütün Arapçalaştırmak suretiyle tatbikata koyulmuştu."