Sofist zihniyet, aklı kendi biricik hazları ve çıkarları için özgürce kullanırken; Sokrates araya "iyi bir sebep, temiz bir yürek ve ahlak" kuralları sokarak aklı yeniden soyut bir idenin kölesi yapmıştır. Bu müdahale, insanı kendi ham doğasından koparıp "meli/malı" yasalarının (süperegonun) boyunduruğuna sokan o bin yıllık ahlaki köleliğin (zehirli pedagojinin) başlangıcıdır.
Sokrates), safsatacıların fikir kuvvetiyle değil de, çelme oyuniyle yıktığı hakikati, bizzat kendilerini aynı oyuna getirerek kurtardı. (Sofist) leri kendi mantıkları içinde boğdu ve sâf idrakin hudutsuzluk perdesini açtı.
Reklam
VE OSMANLI'DA NAZIM-NESİR...
(...) Osmanlılar, nazımda âbide eserler meydana koymalarına rağmen, nesirde daimâ zorlanırlardı. Osmanlı’nın nesri bile nazma yaklaşır, alelâde cümle kurguları bile şiir tüten bir keyfiyete bürünürdü. Orada her şey veya hemen hemen her şey şiirdi; haydutlarından askerlerine kadar hemen hepsinde bir miktar “şairlik” bulunurdu. 19’uncu asrın ikinci yarısına tekabül eden Batılılaşma çığırına kadar, yâni Osmanlı’yı “Osmanlı” yapan özellikler iyice silinip gidene kadar, nesirde kayda değer bir varlık gösteremediler. Bunun sonucunda, iman ve şecaatte zamanındaki her şeyin üstüne çıkmış olmalarına rağmen, aklî çabalar ve teknik hünerlerde geri kaldılar. Dünya çapında denebilecek ölçekte birçok şâir ve müzisyen yetiştirmiş olmakla birlikte, ne bir filozof, ne bir sofist, ne de bir belâgat ustası yetiştirdiler.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), Eski Yunan Medeniyeti -II-, Nesir ve Mantık. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
Fakat hekim bu değişmeleri ilâçlarla elde ederken sofist bunu sözleriyle elde eder. Gerçekten hiçbir kimse yanlış bir fikirden doğrusuna geçirilemez: zira ne var olmayanı ne de o anda yaşatılandan gayrisini düşünmek mümkündür, daima da gerçek olan ancak budur.
BİR CEHÂLET TÜRÜ...
Bir şeyi bilmediği hâlde bildiğini sanmak! Bütün insanların zihnî hatâlarının tümü büyük bir ihtimâlle bundan kaynaklanır... **Ve bana kalırsa bilgisizliğin sadece bu türüne cehâlet denir.
Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Cehalet
Hiç kimsenin ne bir sofist ne bir küstah ne de bir bilgiçmiş gibi bahsedebileceği fakat olgun , eksiksiz, dalkavukluğa meyli olmayan, kendi kendini ve başkalarını yönetebilen bir adam olmayı öğrendim.
Sayfa 7
Edebiyat
Reklam
Reklam