10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 58. kitabı
"Taşların Fısıldadığı" Üzerine Derkenar "Taşların Fısıldadığı" Yazar Ayşe Ay'ın Temmuz 2023'te Mavi Gök Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu ikinci öykü kitabıdır. On yedi öykünün yer aldığı kitap, yüz yirmi altı sayfa hacmindedir. Kitap ismi "Taşların Fısıldadığı" kitapta yer alan aynı isimli öyküsünden gelmektedir. Öykülerin çoğunluğu yaşanmış hayatlar hissini uyandırıp anı tadını vermektedir. Mahalle gibi hayatın içinden, bizim içimizden, bizden olan karakterler üzerinden bir nakış yapılıyor. Kimi sokak karakterleriyle anlatım çeşnilendiriliyor. Öykülerin bir kısmında da olsa karakterler fludur. Hikâyelerde ki kimi belirsizlikler, tahkiyesiz durum, anlatımın gücü ile farklı boyutlara taşınmıyor değil. Daha çok tasvirler, betimlemeler üzerinden yol alınmaktadır. Yer yer anlatımın müphemliği, esrarengiz çıkışlar, merak duygusunu tahkimleyip beslemektedir. Hayatın içinden olan bu öyküler daha çok hüznü ve zorlukları barındırmaktadır. Öykülerin genelinde, insan olmayla yaşanılan hüzünler çıkıyor karşımıza. Öykülerde, otuzlu yaşların gizli çöken yorgunlukları, öldüresiye dövülen yürekler, üvey baba tepiği, huzurlu da olsa yaşanılan kafesler, sevilmediğiyle ve kötülüğüyle kalan insanlar şeklinde bu listeyi daha da uzatabiliriz. Öykülerde yer alan bazı tespitleri ve bakış açılarını buraya taşımak istiyorum izninizle. "Fotoğrafları hiç sevmem. İnsanın hayal yetisine zarar verir. Bazen hayal kırıklığına uğratır" (sayfa 82), "Denizi olan bir şehre girmek denizi olmayan bir şehre girmeye benzemez (sayfa 113), "Araya ölüm bile girse insan sevdiklerini terk etmemelidir. Ya da terk edeceği bir insanı sevmemelidir" (sayfa 126) şeklinde örneklendirebilirim. Bu okuduğum öykülere daha çok taşra öyküleri desek de yeridir. Bunu anlatımda ki ayrıntılarda ve yaşantılar da
Taşların FısıldadığıAyşe Ay · Mavi Gök Yayınları · 010 okunma
Memleketin %-100'ü %-60'ının aptal olduğunu düşünüyor...
10/10
·450 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
“Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler bizi çocuklar koşsun üzerimizde,” "Bir gün neden? diye soruverir kendi kendine. Benim üstünlüğüm ne? neden Hıristiyan çocuklar dinlerini kendileri seçmedikleri için, cehennem ateşinde yansınlar? Bir halkı diğerinden üstün kılan, bir şehirden imkanlar bakımından diğerini ayıran ne? Küçük yaştan beri kafasını kurcalayan bu sorular daha sonra büyüyecek ve onu herkesin eşit olması gerektiği fikrine değin götürecektir..." İnsanların her konuda eşit olmasından yana SOL'dan atıyordu onun kalbi. Kalp her zaman soldan atmayabilir... Ki öyleleri ortalıkta çokça dolaşıyor.... Neyse konumuz ne kalbin nereden attığı nede anatomi... konumuz ince düşüncelerin insanı büyük yazar; Aziz NESİN... Halk nazarında kimi aydınlar vardır unutulmaları için hiç bir zaman dilimi yoktur.... Binlerce yıl bile geçse hafızalardan yerleri eksik olmaz... Kulaktan kulağa destansı bir şekilde anlatılırlar... ki gerçekten buna artık gerek yok teknoloji çağındayız... Aziz NESİN böyle biri ve sadece büyük eserleri ile değil toplumsal duyarlılık gerektirecek konularda da söyleyecek şeylerinin olmasından dolayı diyelim kısaca.... Bende anısı önünde saygıyla edildiğimi belirtmek istiyorum... Yazmadan rahat edemeyen bir adam, dinlenmek haram ona, uyumak gereksiz, hastalanmak yasak, yazdıkça yazan, her zaman yazacak bir şeyleri olan. Nasıl bu kadar yazabiliyorsun? diye soranlara hafif kızgınlıkla karışık; "zora gelmişiz, darda kalmışız işte" diyebilecek kadar mütevazi. Övünmekten hoşlanmaz, ama dünyaya bir daha gelecek olsa yine aynı yollardan geçeceğini söyleyip, yine yazar olacağını belirten, yani hayatını mutlu mutsuz her anı ile sahiplenen gerçek bir insan o. Yazılan onca satır, öykü, gülmece, roman… Aziz Nesin’in öykülerini düşününce insanın
YolAziz Nesin · Adam Yayınları · 1996737 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 120. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2020 10:11
Geceye bir şiir bırakıyorum. Al onunla ruhunu demlendir... Bakarsın şiir, senin o eksik kalmış yanını tamamlar, kim bilir . . “kanadından bir tutam rüzgâr düştü serçenin küserek büyüdü yaprak korkarak yandı soba bir serçe hızla havalandığında ayağının altında son defa toprağı öpen bir yaprak olup titremek düştü bana titredi ışık sofra bezi katlandı taze ekmek parçaları olup dağıldı kelimeler aklımda saati kurdum kendimi bozdum yavaşça çürüyen bir renk seçtim koynuma almak için uyudu kuş rüzgâr uyudu sobada ateş dalda yaprak uyudu bir kuyu daha kazdım etimde kanayıp uyudum yara uyudu uyanıp güneşi göğe kendimi sokaklara yamadım pencere diplerinde susuz kalmış saksı çiçekleri yollarda kırmızı ruj bulaşmış sigara izmaritleri herkeste ne idüğü belirsiz bir keder
Taştaki Dikiş İziDevrim Horlu · İthaki Yayınları · 2020143 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2022 22:50
Yazar bu romanı yazarak her cihetiyle Batılılaşmakta olan günümüz hayatını protesto ediyor. Müslümanca bir gözden yazılmış olan bu romanda Müslümanca olmayan her şey, yazın ortasında montla dolaşmak gibi, kışın kısa kolluyla karlı havada gezmek gibi yadırganıyor. Çünkü nazar Müslümanca şekillenmiş. Kışın hava soğuktur, haliyle mont giyilir. E Müslüman iman etmiştir, domuz eti haramdır, e haliyle domuz eti yiyen biri görünce, duyunca, şahit olunca bunu yadırgar gibi. Her şey yerli yerince, olması gerektiği gibi. Karışmış roller yok. Çok basit, iman etmiş bir Müslüman var ve Müslüman gibi düşünüyor. “Elhamdülillah Müslümanım ama” ile başlayan cümleler yok. Ve belki de yazar, Üstad Bediüzzaman’ın vehmi hastalıklar için söylediği “ehemmiyet verilmeyeceği, ehemmiyet verildikçe fazlalaşacağını, ehemmiyet verilmezse hafif geçeceğini” söylemesi gibi, eserinde eleştirdiği hayatın -Müslümanca olmayan bu yaşayışın- aslında bir hastalık mahiyeti taşıdığını ve onu kabul etmenin, büyütmenin ve meşrulaştırmanın bu vehmi fazlalaştıracağını düşünüyor olacak ki, abdestini almış namaza koşan birinin yolda gördüğü sevimli bir köpeği sevmeye yeltenmemesi ve o mesafeyi koruması gibi hep dışarıdan bir gözle bakmış modern hayata ve getirilerine ve de götürülerine. Kitapta birbirinden bağımsız iki farklı hikâye üzerinden -karakterlerin insan olması dışında neredeyse hiçbir ortak yanı olmayan- iki hayat tarzı işleniyor. Biri milli mücadeleyi görmüş savaşmış ve uğruna savaştığı değerlerin bir bir değişmesine hayretle ve hüsranla şahit olan 50 yıldır evinden çıkmamış gül yetiştiren adamın hayatı diğeri de Batılı yaşam tarzını benimsemiş -hatta anadolunun yaşam tarzını silmiş demek daha doğru olur bunun için- Sitare ve arkadaşlarını anlatıyor. Kitabı okurken sayfanın üst tarafına şöyle bir not
İnceleme
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,7bin okunma
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2019 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2019 17:08
Kitapta, lenfoma kanserine yakalanan babasının son anlarında, yanında olmaya çalışan ve hastane süreci boyunca babasını yalnız bırakmayan, vefalı bir oğulun hikayesi anlatılıyor. Aslında bu acıklı hikaye, oldukça sakin ve dingin bir şekilde anlatılmış. Ancak; son sayfalara gelince baba kaybı yüreğinize işliyor ve ağlatmadan bırakmıyor. Hasan Ali Toptaş, yaptığı betimlemelerde, kullandığı gerçeküstü benzetmeler ile güçlü ve benzersiz bir kalem sergilemiş. Sevgili @1edebiyatmuallimesi arkadaşımız, Hasan Ali Toptaş okumaya bu kitapla başlanılmasını öneriyor. Ben de onun önerdiği sıralamayla yazarın diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim. " Babalar, alınlarımıza yazılmış, yalnızlıklardır." " Biz o tarafa geçtiğimizde, annem balkona çıkmış, sofra bezini silkeliyordu. O kollarını yukarıya kaldırdıkça, İzzet Dayımla Hüseyin Dayımın çatılarından aşıp onbeş, yirmi ev aşağıdaki camiye doğru savruluyordu sofra bezi. Hatta caminin minaresi bazen etrafında uçuşan irili ufaklı kuşlarla birlikte, alacalı bulacalı bir göğe benzeyen bu bezin altında kalıyordu. Ben de durmuş, manzaranın hoşluğuna bakıyordum." " ... mahalleye çöken sessizlik duvarların duruşunu yineliye yineliye sokaklar boyunca akıyor, avlularda gölleniyor, sonrada oralardan taşıp ağaçların ve gölün rengini alarak çatıların ucuna doğru yükseliyordu." " Yahu, dedim Nihat'a; aklımızı mı kaybettik, ne yapıyoruz şimdi biz? Ağbi, kendini kendinmiş gibi düşünme, şu anda biz annemin kollarıyız, duguğu o kovacak, biz değil. Yoksa içi rahat etmeyecek, biliyorsun."
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
8/10
·314 syf.·
2021 8. kitabı
HEM PASTORAL, HEM FÜTÜRİSTİK (SPOILER ÇIKABİLİR. EMİN OLMAMAKLA BİRLİKTE... HELE Bİ BAŞLAYALIM DA) "Bilimkurgu okumak demek Simak okumak demektir. Simak'ın öykülerini sevmeyenler, bilimkurgu sevdiklerini söyleyemezler." Robert A. Heinlein Böylesi iddialı cümleleri sevmem ve de itici bulurum doğrusu. Ama kitap bittikten sonra Simak'ın, bilimkurgunun hakkını veren yazarlardan olduğuna ikna oldum. Rahatlıkla söyleyebilirim ki BU BİR BİLİMKURGU KİTABIDIR :) Kitap sekiz öyküden oluşmakta ama durun, hemen birbirinden farklı öyküler okuyacağınız izlenimine kapılmayın. Aksine, burada bir ailenin, belki de edebiyat tarihinin (ben de iddialı konuştum iyi mi) en uzun soluklu jenerasyona sahip ailesinin eşliğinde, kuşaktan kuşağa, dünyanın ve de başka gezegenlerin şekillenişine şahit olacaksınız. Kitabın giriş kısmında, her bir öykünün kendine özel notlarında ve dahi sonsöz kısmında, kitabın içeriğiyle ve bu içeriğe hazırlıkla alakalı birçok anekdot bulacaksınız. Bu bence, yola çıkmadan evvel hazırlanan çıkınlara benzer nitelikte detaylar demek. Çıkınınızı hazırlarsınız, sofra bezi niyetine kullanacağınız bir beze sararsınız, sonrasında düğümünü atar, ucuna da bir sopa bağlayıp sırtınıza vurur yola koyulursunuz. Sahne nostalji etkisi yapmıştır kesin ;) Şimdi diyebilirsiniz ki bunca detayın içerisinde spoiler yeme ihtimalimiz nedir? İhtimal yok değil, lakin beni rahatsız edecek düzeyde bir şeye rastlamadığımı da rahatlıkla söyleyebilirim. Kitabı uzunca bir süreç içerisinde bitirmiş olmam, sürükleyicilikten mahrum bir kurgudan veyahut zorlayıcı bir dilden mütevellit değil kesinlikle. Hatta haksızlık ettiğimi dahi düşündüm çoğu kez. Yine de bunu şunun için söylüyorum, eğer uzunca bir periyoda yayarak okumaya kalkarsanız, bu bahsettiğimiz ailede, kuşaklar arasında kopuşlar
KentClifford D. Simak · İthaki Yayınları · 2020230 okunma