"Solon gitti, ama tanrıların kıskançlığı sert çarptı Kroisos'u, şüphesiz kendisi ni insanların en mutlusu saydığı için. Solon gider gitmez bir rüya girdi uykusuna, oğlunun başına gelecek belayı gösterdi ona."
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Yunan işi Denizci Tımar Sistemi
...Atinalılarda bu ilk başta küçük küçük savaşları idare etme ve ticaret gemilerini koruma amacıyla kurulmuş bir deniz gücü olabilmişti. Solon'dan önceki bilinmeyen bir dönemde, her bir kabileye oniki bucağın düştüğü naukrariari oluşturmuştu; her naukrarosun bir savaş gemisi inşaa etmesi, onları silahla ve askerle donatması, ayrıca iki de süvari vermesi gerekiyordu.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DEMOKRASİ ve YIĞINLAR...
(...) Öyleyse, Atina demokrasisini, evvelâ bir adalet ve fazilet arayışı olarak kabul etmek, ileri hâlinde ise adalet ve faziletle bağdaşmaz bir zorbalık olarak mahkûm etmek, bu hususta doğruyu söylemek olur. Drahon, Solon, Pesistratos, Klistenes ve Perikles, iyi niyetli, âdil hükümdarlardı; halkın yararına olan şeyi istemişlerdi. Fakat ellerindeki adaleti tarttıkları âlet kötüydü ve kötülüğü tabiî gelişimi içinde ortaya çıkıyordu. Bütün o demokrasiyi doğurmuş kanunlar ve müesseseler, “adalet” içindi; adaletin yok olacağı yerde, kuru kuruya kanunları ve müesseseleri savunmak için değil… En iyi kanunlar ve müesseseler, âdil olmayan kimselerin elinde zulmün icrâcısı olabildikleri gibi, faziletli bir kişiyi yığınların ayakları altına terk eden kanun ve müesseseler de daima en kötüleriydi. Çünkü bir yığında, yığını teşkil eden ferdler sayısınca fikir yoktur, bir veya birkaç fikri yığın taklid ve iknâ yoluyla benimser; buna da “çoğunluk iradesi” derler… Hattâ yığının benimsediği fikirler, ekseriyâ en basit, en ileri görüşsüz, en kaba olanlarıdır.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997), Eski Yunan Medeniyeti -I-, Demokrasinin Doğuşu. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
DEMOKRASİ, EMPERYALİZMİN BİZZAT ARACI...
(...) Tarihin her döneminde ve dünyanın her köşesinde, yönetenlere karşı yönetilenlerin isyanı görülebilir. Ama bu isyanlardan çok azı “rejim değişikliği” ile sonuçlanır. Çünkü rejim değişikliği için, isyana kalkışanların, daha iyi rejimin ne olduğuna dair bir fikirleri olması gerekir; yıktığının yerine ne koyacaklar?.. Nitekim, askerî aristokratlar elinde inim inim inleyen Atinalılar da önceleri bilmezler bu sorunun cevabını. Fakat Atina’nın başındaki Drahon, halkın hoşnudsuzluğunu bastırmak yerine, halkla asiller arasında “hakem” olma yoluna gider. Yâni halk, ilk defa askerî asiller karşısında “siyasî bir taraf” statüsünü kazanır. Bu statü, Drahon’un hediyesi olduğu gibi, demokrasinin de başlangıcıdır. Drahon’dan sonra Solon gelir. Solon, ne bir tiran, ne aristokrattır; sadece bilge, Yunanlılar’ın yedi büyük bilgesinden biri… Giriştiği ıslahatlarla, askerî aristokrasinin haksız gücünü törpüleyip, artık bir siyasî taraf olan halkı güçlendirir. Öncelikle ölçü âletlerini ve paranın değerini sabitler ve askerlerin bunlar üzerindeki keyfî vurgunlarının yolunu tıkar. Günümüzdeki tabiriyle “enflâsyon”un önünü alınca, halkın elindeki menkûl ve gayrımenkûllerin değeri artmaya başlar ve Atina parası dünyanın her köşesinde itibar kazanır. Bir de, halkın asillere doğuştan borçlu olması kanununu ilgâ eder ve halkın borçlarını siler. Pesistratos zamanında halk daha da güçlenir. Çünkü bu hükümdar da toprağın verimini arttıran ıslahatlar yapar, dağlardan içme ve kullanma suyu getirtir, köylüye kredi temin eder; böylece halkın refah seviyesini yükseltmiş olur. **Ne var ki, Atina demokrasisi, bu ekonomik sebeblerden vücuda gelmedi; başka bir duygudan ileri geldi. Atina’da refah seviyesinin yükselmesi, zengin yabancıların da sayısını arttırmıştı. Bu zengin yabancılar, fazlaca
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997), Eski Yunan Medeniyeti -I-, Demokrasinin Doğuşu. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)
Akademya Yazıları
Atinalı yasa koyucu Solon, M.Ö. 6. yüzyılda adaletsizliği ve açgözlülüğü önlemek için yeni yasalar yapma planını Anakharsis'e anlattığında -ki bu yasalar sonradan Atina demokrasisinin temelini oluşturacaktı- her zamanki gibi dobra ve keskin bir eleştiri getirdi. Bu yasalanı örümcek ağlarına benzetti: Yasalar, güçsüzleri yakalayan bir örümcek ağı gibidir. Güçlüler ve zenginlerse onu kolayca yırtıp geçer.
Sayfa 97·Kitabı okuyor
“ Solon’a oğlunun ölümünde, güçsüz ve yararsız gözyaşları dökmenin doğru olmadığını söylemişler; Solon: “ Güçsüz ve yararsız oldukları için dökülmeleri daha iyi ya! “ demiş. Sokrates’in karısı: “Ah! Bu insafsız yargıçlar! Seni haksız yere öldürüyorlar” diye ağlayıp sızlanırken, Sokrates: “ Ya haklı olarak öldürseler daha mı iyi olurdu? “ demiş. “
Sayfa 98·Kitabı okudu