Puan vermedi·432 syf.··
2026 66. kitabı
Bu hikâyeye adım attığım anda hissettiğim ilk şey meraktı… Ardından karanlık bir çekim, sonra da yavaş yavaş içime işleyen o fantastik atmosfer Gölgelerin Varisi, lanetin gölgesinde yaşayan bir krallığın kalbine davet ediyor ve bu davet fazlasıyla güçlü. Mortara Krallığı’nın genç kralı Kian Hannibal Mortara, gündüzleri hükmeden bir kral, geceleri ise gölgelere teslim olan bir varis. Üzerindeki lanet yalnızca bedenini değil, kaderini de sıkıca sarıyor. Yirmi birinci yaş günü yaklaştıkça zaman onun aleyhine akarken, sarayın duvarları arasında entrikalar, sırlar ve sessiz tehditler dolaşıyor. Tam bu noktada saraya gelen Cerise Solon, kehanet yeteneği olmayan biri olarak bu dünyanın dışında gibi görünse de, hikâyenin merkezine yerleşiyor. Cerise’in varlığı, hem kralın kaderini hem de krallığın geleceğini sorgulatıyor. İki karakterin yolları kesiştikçe, lanetin ağırlığıyla duyguların kırılganlığı iç içe geçiyor. Kitap boyunca karanlıkla umut, güçle çaresizlik ve kaderle seçim arasındaki ince çizgide yürüyorsun. Saray entrikaları, gizli planlar ve söylenmeyen sözler, hikâyeye sürekli bir gerilim katıyor. Fantastik unsurlar yalnızca bir süs değil; hikâyenin ruhunu oluşturan, atmosferi derinleştiren bir yapı taşı gibi hissediliyor Melissa Landers’ın kalemi bu dünyayı akıcı, sade ama etkileyici bir dille kuruyor. Karakterlerin iç dünyasıyla olay örgüsü arasındaki denge çok güçlü; ne duygular havada kalıyor ne de fantastik detaylar gereksizleşiyor. Her sayfada karanlık bir masalın içinde yürüyormuş hissi veren bu anlatım, yazarın hayal gücüne ve anlatım gücüne hayran bırakıyor Gölgelerin Varisi, lanetli bir kralın, gölgelerle çevrili bir kaderin ve beklenmedik bir bağın hikâyesi. Fantastik ruhu iliklerine kadar hissettiren, karanlık ama büyüleyici bir yolculuk arayanlar için
Gölgelerin VarisiMelissa Landers · Parola Yayınları · 202568 okunma
Kısaca: Suç ve Ceza
Puan vermedi·704 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 09:26
“Bir an önce öğrenmek istediğim bir şey vardı: Ben de herkes gibi bir bit miydim, yoksa bir insan mı? Önüme çıkan engeli aşabilir miydim, aşamaz mıydım? Eğilip iktidarı yerden almaya cesaret edebilecek miydim, edemeyecek miydim! Titreyen bir yaratık mıydım, yoksa hakları olan biri mi?..” Raskolnikov ile empati kurdum mu? - Hayır. Çok ilginçtir, bence bu kitabı okuyanlar en başta Raskolnikov olanlar ve onu izleyenler olarak ikiye ayrılıyor. Ben genelde empatisi yüksek bir okuyucu olsam da bu sefer onu dışardan izlemeyi; bir değil yüz tane farklı Raskolnikov ile tanışmayı ve kendi vicdan mahkememde iç hesaplaşmalarını yargılamayı seçtim. Onu anladığımı ancak yukardaki satırlarda kabul ettim, tekrar ediyorum, ondan yana değildim. "En eskilerden başlayıp, Likurg, Solon, Muhammed, Napolyon ve sonrakilerle sürüp giden insanlığın tüm kurucularının, yasa koyucularının, başka hiçbir nedenle değilse bile, yalnızca yeni yasalar koydukları, böylece de toplumun kutsal saydığı, babadan kalma eski yasaları çiğnedikleri için ayrımsız hepsi birer suçluydular." “Büyük adamlar” suçsuz mudur? - Pek çok tarih öğrencisi ve severi buna benzer bir soruyu kendine sormuş olabilir. Bir savaş meydanında yalın ayak koşmak, koca bir orduda bir bit olmak, süngü çekmek ve can almak nasıl hissettirmiştir? Bazen bir sineği öldürürken bile duraksar insan. Bu “büyük adamlar” nasıl becermiştir bunu? - Doğrusu bu tam da tarihin konusudur, 19.yüzyılda “Büyük Adam Teorisi” olarak popülerleşmiştir. Tarihi "büyük adamların biyografisi" olarak gören bu görüş, bireysel iradeyi yapıların (ekonomi, sosyal şartlar, kültür) önünde tutar. Bu da büyük adamı “kahramanlaştırır.” Oysa Raskolnikov bir kahraman değil, kendi tabiriyle “sıradan” biridir. Ve sorgulamaya başladığı an insan onun için bir
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Reklam
Beğeni ve hayal kırıklığı ( Spolier içerebilir)
Puan vermedi·704 syf.··
2026 4. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 19:02
İncelememde kurguya ve beni kurguda en çok etkileyen kısımlara değineceğim. Ayrıca okurken hevesimi kıran ve beni son derece üzen bir konuya daha değineceğim. Kitabın baş karakteri Raskolnikov, genç ve akıllı bir üniversite öğrencisiyken maddi imkanlarının yetersizliği nedeniyle üniversiteye devam edememiş ve yarıda bırakmıştır. Üstü başı pespaye, son derece kılıksız bir gençtir ve daracık pis bir odada kalmaktadır. Maddi sorunları olsa ve paraya ihtiyaç duysa da para düşkünü değildir Raskolnikov, ihtiyaç duyduğu parayı düşünmeden başka ihtiyaç sahiplerine verebilecek birisidir. Kurgunun ilk kısımlarında Raskolnikov'un iyi kişiliği, annesi ve kız kardeşine sevgisi ve bağlılığı içinizi ısıtıyor. Onu seviyor, ve böyle pırıl pırıl bir karakterin, işleyeceği suçu işlemesine neyin neden olacağını merak ediyorsunuz. Çok geçmeden Raskolnikov'un suçunu, kendi deyimiyle "tasarısını" ya da "teorisini" öğreniyorsunuz. Bu suçu işleyeceğini, bu tasarıyı gerçekleştireceğini bile bile yine de "hayır yapmasın" diyorsunuz. Çünkü ona yakıştırmıyor ve böyle bir adamın nasıl böyle bir suçu işleyeceğine akıl erdiremiyorsunuz. Raskolnikov suçu işlemeden önce, olaylar ilerlerken Şunu fark ettim. Aslında karar verdiği işten iliklerine kadar tiksinmesine, bunu iğrenç bulmasına rağmen bu tasarıdan vazgeçmiyor. Bir kez verdiği karar ne kadar yanlış olursa olsun onu etkisi altına öyle almış ki, kendini, sanki mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ödev gibi bu karara sadık kalmak zorunda hissediyor. Onun bu durumunun, yani verdiği karara körü körüne sadık kalmanın ve dönememenin çoğu insanda görülen bir zaaf olduğunu düşünüyorum. Üstelik Raskolnikov'un bu tasarısını her şeye rağmen gerçekleştirmek için kendince çok güçlü delilleri de var. Raskolnikov, verdiği kararın saçma olduğunu
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
10/10
·88 syf.··
2008 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2008 00:00
Atinalıların Devleti kitabı Aristo'nun Politika kitabı gibi politika ve siyasetle ilgili bir kitap. Yalnız siyasi düşünce sistemi, kurgusundan çok tarih kitabı gibi. Yani bir felsefi, düşünce kitabından çok tarih kitabını andırıyor. Atina şehrinde Solon ve Perikles gibi devlet adamları ve dönemlerini anlatıyor. Bir demokrasiye, bir tiranlığa geçip duran karmaşık bir dönemi anlatıyor. Arada Persler ve Spartalılarla yapılan savaş dönemleri de var. İçinde birçok yunanca isim ve terim geçtiği için biraz zor okuması bence. Bu yapıt ayrıca nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde Mısır'dan Londra'daki British Museum'a getirilmiş olan bir papirüs elyazmasının ortaya çıkartılmasıyla 1891 yılı Şubat ayında bulunmuş. Bu papirüs'ün üzerinde İsa ile ilgili tarih hesaplamaları ve bir yanında da bu yapıt yazılı bulunmuş ve bunun Aristo'nun kayıp kitabı olduğu anlaşılmış.
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,429 okunma
8/10
·320 syf.··
2019 70. kitabı
Romanın ilk kısmı, Medlerin Keyhüsrev tarafından yıkılması süreciyle başlar. Son Med kralı Astyages, Lidya kralı Krezüs’ün eniştesidir. Bu akrabalık bağı, Medlerin yıkılışının Krezüs üzerindeki etkisini artırır. Krezüs son derece zengin bir hükümdardır. Eşi Karuna, hasta oğlu Krytis, veziri Sandanis ve komutanı Nakata ile birlikte güçlü bir yönetim kadrosuna sahiptir. Lidya’nın anaerkil yapısı, Anadolu’daki güçlü konumu ve başkent Sfard’ın zenginliği özellikle vurgulanır. Paktolos Nehri (Sart Çayı) çevresindeki altın madenleri, Lidya’nın ekonomik gücünün temelini oluşturur. Krezüs’ün aşırı zenginliği, altınla kurduğu bağ ve buna rağmen harcamaktan kaçınan cimri tavrı dikkat çekicidir. Devletini daha da güçlendirmek için para bastırma ve ticari hâkimiyet kurma düşüncesi ön plandadır. Ancak geleceğe dair kararlarında kâhinlere başvurması, dönemin zihniyetini yansıtır. Bilge Solon ise diğer kahinlerden farklı olarak asıl zenginliğin maddi varlık değil mutluluk olduğunu söyler ve Krezüs’e geleceğe dair önemli bir uyarıda bulunur. Krezüs bu sözlere tepki gösterir; ancak ilerleyen süreçte Solon’un haklılığını acı bir tecrübeyle anlar. Hikâye yalnızca saray çevresinde ilerlemez. Nakkaş Namirek Usta ve kızı Edusa ile Musevi Halludos, Karialı Kufu ve Phrygialı Mehte’nin ekseninde toplumsal bir boyut kazanır. Edusa’nın güzelliği ve üç gencin ona duyduğu aşk, olayların duygusal yönünü oluşturur. Edusa, kendisine talip olan gençlere gerçekten onu hak edip etmediklerini sorgulatır. Hallys (Kızılırmak) kıyısında yapılan savaşta Krezüs mağlup olur. Sandanis ölür ve mezarına büyük hazineler konur. İhanet ve entrika sahneleri dikkat çeker; Mehte’nin Kufu tarafından öldürülmesi ve suçun Halludos’a atılması, zindan sahneleri ve işkence, dönemin karanlık yüzünü gösterir. Edusa’nın aslında
Karun ve Anarşistİskender Pala · Kapı Yayınları · 20176,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
2008 22. kitabı
·
149 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2008 00:00
Antik Yunan polisinin (site devletinin) anayasal gelişimini ve siyasi kurumlarını tarihsel bir yöntemle inceleyen, dönemin en önemli siyaset sosyolojisi çalışmasıdır. Aristoteles, Solon reformlarından Peisistratos tiranlığına ve Perikles demokrasisine uzanan süreçteki mülkiyet kavgalarını ve sınıf çatışmalarını (zenginler ve yoksullar) şaşırtıcı bir nesnellikle kaydeder. Eser, demokrasinin köleci üretim tarzının sınırları içinde nasıl işlediğini ve yurttaşlık kavramının mülkiyete nasıl bağlı olduğunu gösterir. Devlet formlarının maddi koşullara göre nasıl değiştiğini anlatan ilkel materyalist izler taşır.
1000Kitap
Atinalıların DevletiAristoteles · Cumhuriyet · 19981,429 okunma
Reklam
Reklam