Şimdi Pessoa için bizim herhangi bir şey söylememiz, bizi onun karşısında benim bir gün bir sahafta karşılaştığım J. P. Sartre'ın kitaplarını aklınıza gelebilecek en basit cümleyle eleştirmeye kalkan lise öğrencisi konumuna sokacaktır. Adamı anlamak için öncelikle okuduğu kitapları okumak, yaşadığı hayatı yaşamak (hadi biz onu da okuyalım), (Portekizce yazdığı) edebi tekniğini anlamak gerekir, ki dili Portekizce Pessoa için çok önemlidir. O yüzden Pessoa'yı okuyun; onu okumamak bir çok şey kaybettireceği gibi okumak da bir çok şey kazandıracaktır...
Onu okurken bana çağrıştırdıklarını, alıntılarıyla şurada yazmıştım: solsoledoderki.blogspot.com.tr/2017/11/pessoa-...
Anlatımı ve kurgusuyla inanılmaz bir kitaptır Hazar Sözlüğü; üç farklı kitaptan oluşur kendi içinde ve sırasıyla Hıristiyan, Yahudi ve İslam kaynaklarına göre Hazar Sorunu'nu (Hazarlar'ın hangi dini seçeceği sorunu) anlatır. Bunu yaparken de anlatımında maddeler halinde bir sözlük biçimini tercih eder. Üç kitaptaki madde başlıkları da aynıdır ve her dinin kendi tanıklığını ve yaklaşımını ifade eder. İlk kitabı okurken normal bir sözlüğün maddelerini okur gibi hissedersiniz, ama diğer kitaba geçtiğinizde aynı maddeler ve farklı maddeler arasında bağlantılar kurmaya başlarsınız. Üçüncü kitapla birlikte okuduğunuz bütün maddeler bir bütün oluşturmaya başlar ve kitabın son sayfasına geldiğinizde sözlük bir cinayet romanına dönüşür. Daha ne olsun...
NOT: Sözlüğün eril ve dişil basım olmak üzere iki versiyonu vardır. Versiyonlar arasında sadece bir paragraf farklıdır. Ben eril versiyonu okumuştum, dişili henüz okumadım dolayısıyla bu farkın nasıl bir etki yaptığını bilmiyorum olaya. Ama Milorad Pavic yaptıysa, mutlaka bir etkisi olmuştur...
Türk edebiyatında Muhsin Çelebi gibi bir kahraman çok az bulunur. O gerçek bir kahramandır, çünkü onda bir ulusun yüksek değerlerini ve insanlığı bulursunuz. Ne yazık ki 90'dan sonra doğanlar onu hiç tanımıyorlar, Pembe İncili Kaftan'ına ne olduğunu hiç merak etmiyorlar...
Gecelerin Kitabı'yla birlikte ikileme oluşturan bu seri belki de Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ından daha iyidir. Yine onun gibi Büyülü Gerçekçilik akımında yazılan kitapta gerçekleşen her doğaüstü olay hiçbir şaşkınlık yaratmaz yaşayanlarda, dolayısıyla doğaüstülük de kalmaz aslında. Ama biz okuyucuyu yeterince şaşkınlığa düşürür bu durum zaten. Bir ailenin bir kuşak süresince yaşamına odaklanan kitap Büyülü Gerçekçilik akımının en iyi örneklerinden biri olarak okunmayı hak eder.
Amber GeceSylvie Germain · Can Yayınları · 19937 okunma