Dünya vazgeçilmezdir, viran kalası... Giden insan bir daha geri gelir mi ki... Hep yarını merak ederim ben, ne olacak diye, Salmanım.... Ne var ki bu dünyada, bir başıma kalmışım orta yerinde yapayalnız, vazgeçemiyorum?
Benim anarşist sloganım özgürlüktü;işte, özgürüm, şu an için, kusurlu toplumumuz içinde mümkün olduğunca. Toplumsal güçlerle savaşmak istemiştim ve üstelik onları yendim!
Buradaki sloganım "Ruhumun, bir rüyada gibi, eli kolu bağlı," olabilir. Bunalımla boğuştum, hâlâ da boğuşuyorum. Hayatım sihirli bir şekilde iki elektrik akımı tarafından yönetiliyor sanki: Neşeli artı uç ve umutsuz eksi uç - o anda hangisi akıyorsa hayatıma o hükmediyor, sularına katıp götürüyor. Șu anda umutsuzluğun, hatta histerinin sularına kapıldım, boğuluyorum sanki. Sanki güçlü kuvvetli bir baykuş tam göğsümün üzerinde oturuyor, pençeleriyse kalbimi kavramış, sıkıştırıyor...
Sayfa 298 - Kırmızı Kedi Yayınevi 12. basım·Kitabı okudu
Selâhaddin, kendisine "kim" olduğunun sorulduğu her seferinde şu muhteşemn cevabı vermiştir:
"Ben Selâhaddin-i Muhammedi'yim!"
(Ben Hz.Muhammed'in ümmeti Selâhaddin'im!)
O'nun bu cevabı, ashabın seçkinlerinden Selmân-ı Farisi'nin (r.a), kendisini zor durumda birakmak için soyunu sopunu soranların huzurunda söylediği;
"Ben İslâmın oğlu Selmânım!" cevabına benzeyen çok anlamlı bir kimlik tanımlaması idi.
Dahası Selaman'ın bu cevabını çok beğenen Hz.Ömer de (r.a) şöyle demişti:
" Ben de İslam'ın oğlu Ömer'im ve İslam'ın oğlu Selman'nın kardeşiyim!"