İran Türkleri büyük bir konudur. Türk, Fars, Kürt, Lor, Beluç, Arap ve Ermenilerden kurulu bir ülke olan İran 1925 yılına kadar Türklerin hakimiyetinde iken bu yılda, neferlikten yetişerek yüksek rütbeli subaylığa kadar çık-mış olan Muhammed Rıza adında birisi, İran şahının Fransa'da bulunmasından faydalanarak idareye el koydu ve o günden başlayan Fars milliyetçiliği, İran'daki Türk-leri yok etmeye girişti. Otuz milyon kadar olan (çünkü hiçbir hakiki nüfus sayımı yapılmamıştır) İran nüfusunda en büyük unsur Türkler olduğu halde İran'daki millete "İran Milleti", diline de "İranca" diyerek Türklük yutulmak isten-mektedir. İranda 50-60 bin kadar olan Ermeniler için okul varken 13 milyon Türk için okul yoktur. Türkler dört bölüm olup en büyüğü Azerbaycanlılar-dır. Bunlar Sovyet sınırından başlayıp Tahran'ın yanı ba-şındaki yerlere kadar uzanan bölgede yaşarlarsa da ticaret dolayısıyla İran'ın her yerine dağılmışlardır. İran'ın her yerinde Türkçe konuşulur. İkincisi Hazar kıyısındaki Gü-müştepe bölgesi olup burada yarım milyon Türkmen yaşar. Son yıllarda pamuk tarımı ile zengin olmuşlardır. Üçüncüsü Şiraz çevresindeki Kaşkaylar'dır. Dilleri Türk-menler'in konuştuğu Türkçeye çok benzediği için İlhan-lılar çağında oraya göçmüş Türkmen Türkleri olabilirler. Dördüncüsü Irakı Acem'in bir iki köyünde yaşayan Kalaç Türkleri'dir.
Sayfa 43 - Ötüken, 3 Eylül 1973·Kitabı okuyor
Kuşatma Altındaki Bedenin Son Kalesi: Uyku
Gece bir saatten az bile olsa ışığa maruz kalmak melatonin düzeyini %50 kadar düşürür. Bu düşüş veya bozulma üreme, böbrek üstü bezler ve tiroid bezi hormonları aracılığı ile düzenlenen metabolizma, bağışıklık sistemi ve endokrin sistemin dengesini de bozar.
Sayfa 108 - İndie Yayınları·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İyileşmek mi, Haklı Çıkmak mı?
“Şifacı Frank Hardy, iyileşmek için son çare kendisini görmeye geldiğini söyleyenlerin çoğunun aradığının kesinlikle iyileşmek olmadığını fark eder. Hastalar iyileşmek değil, onulmaz olduklarını teyit etmek için geldiklerini içten içe biliyordur. Umut bulmaya değil umudu söndürmeye, bu son ve imkânsız ihtimali de söküp atmaya geliyorlardır. Kaygılarındaki haklılıkları bir kez daha doğrulansın, bir tür sona erişsinler diye geliyorlardır. İyileştiklerine dair, iyileşmenin mümkün olduğuna dair her işaret hemen reddetmeleri gereken bir şeye dönüşür; çünkü aksi halde şüpheler girdabında bulurlar kendilerini.” — Renata Salecl, Kabalık Çağı, Metis Yayınları, s.50.
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Alıntı
1953'te, Lizbon Belediye Meclisi 69035 sayılı yönetmeliği yayınladı: Kamusal alanlarda ve korularda günbegün karşılaşılan ahlaka ve adabı muaşerete aykırı yasa dışı davranışlarda bir artış gözlenmesi üzerine, polis ve orman korucularının, ahlaka ve adabı muaşerete aykırı davranışlarını hayata geçirmek için gür yeşillikler arayan kişileri sürekli bir gözetime tabi tutması ve onlara şu karşı şu cezaların uygulanmasına karar verilmiştir: 1- El elin üstünde: 2,50 eskudos. 2- El o şeyin üstünde: 15,00 eskudos. 3- O şey elde: 30,00 eskudos. 4- O şey o şeyde: 50,00 eskudos. 5- O şey o şeyin arkasında: 100,00 eskudos. Son paragraf Dil o şeyde, 150,00 eskudos ceza, hapis ve fotoğraf
DERSİM KATLİAMI ve MÂNÂLARI İDÂM EDEN TARİH...
(...) “En aşağı 50.000 Müslümanın kanını ve canını ihtiva etmesi bakımından, kalın hatlarıyle bir harita gibi çizdiğimiz ve şu anda yalnız ana prensip ve mânâsıyla tesbit ettiğimiz bu facianın, tarihte bir benzeri gösterilemez. Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocuğun Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderilmesi… Kendisinin öğretmen ve köy halkıyle alâkasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atılması ve karşısında sigara içilmesi… Buğday sapları üstünde yakılan, daha evvel kurşunlanmış bütün bir köy halkı… Annesinin karnından sivri uçlu bir âletle çıkartıldıktan sonra yaşamakta devam eden ve hâlâ topuğunda bu sivri uçlu âletin izini taşıyan çocuk… Bir dere içinde boğazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdın bulunması bir hayli zorluğa yol açan yirmi mâsum… Ve buna benzer daha neler, daha neler!.. Cesetleri değil, mânâları muhakeme ve idâm eden tarih, bakalım bu 50.000 çocuk, genç, ihtiyar, kız, kadın, hasta, alil Müslüman cesedine karşılık kaç ferdin mânası üzerinde ebedî idam kararı verecektir?”
Sayfa 173 - 174 Büyük Doğu Yayınları
Dersim Katliamı
Adam politikacı. .. Son 50 yılına dönüp baktı ve sordu kendi kendine: "Acaba nerde doğru yaptık? .. "
Edebiyat