Sonunun kördüğüm olduğunu bile bile ellerini tutmuştum. Geride kalan her aşk gibi sen de çıkmaz sokaktın. Başımı öbür yana çeviremiyordum. Galata Köprüsü artık ömrümde sana son kez sarıldığım yer kalacaktı. Her yanım delik deşikti. Nefesim yarıda kesilse de ve bittiğini adım gibi bilsem de içimde bir yerlerde hâlâ umut vardı.
Kokuna benzer kokular, sesine benzer sesler geçecekti ömrümden; biliyordum. Ama bir daha kimsede bunları yaşamayacaktım. Aynı tadı, aynı huzuru kimsede bulamayacaktım. Galata bir ayrılık serüveninin başladığı noktaydı. Yoktun.
Yüzümü yıkarken aynada kendimle karşılaşıyorum yine. Nefes alamayacak gibi oluyorum kendimle yüzleşince. Sebebini bilmiyorum, tek bildiğim kendimi görünce nefesim tıkanacak gibi olduğu son günlerde. Hızla kaçırıyorum gözlerimi. Kendisi ile neden göz göze gelmemek ister insan?
"Kalkın." Ash'in sesi daha boğuk, daha yüksek çıkıyordu. Şiddetli bir gök gürültüsü gibiydi.
"Kan ve Külden, Işık ve Ateşten ve Parlak Ay'dan doğan için ayağa kalkın."
Nefesim kesilerek Ash'e baktım.
Benim unvanım.
Söyledikleri neredeyse bir kehanet gibiydi. Büyülüydü. Son derede güzeldi.
"Gölgeler Diyarı Konsortu için ayağa kalkın."
hayatım dediğim yığın
son nefesim kadar bende kaldı
bir sekans bile fazla geldi
kalabalık yalnızlığımı anlatmaya
kararların dilinden de
kekeç kaldım o yüzden