*SP*
Puan vermedi·304 syf.··
2026 7. kitabı
Bir babanın evlatları için nelere katlanabileceğini, evlatların da nasıl acımasız ve kalpsiz olabileceğini anlatan sağlam bir romandır kendisi. Yazarın kaleminin ne kadar iyi olduğunu kanıtlayan, insanı üzen, kızdıran ve duygulandıran bir kitap. Okurken gözyaşlarımı tutamadığım nadir kitaplardan biridir gorıot baba olayları tüm şeffaflığıyla anlatan bu kitapta gorıot babanın sefil hayatını ve kızları için verdiği mücadeleyi okuyoruz. Hayatının son anlarını sefalet içinde geçiren gorıot babanın ise tek istediği kızlarının mutlu ve refah içinde olmasıdır. Son anlarında onları yanında görmek ister ama nafile. Şimdiden sinirlerinizi hazirlayın çünkü kitabı okurken bol bol yerlerinden oynayacaklar iyi okumalar.. NOT* kitap moralimi çok bozdu. En sevdiğim yazarlardan olan yazarımız betimlemeleri kadar iyi yapıyor ki, karakterimizin odasındaki en ufak detaya, yürürken çıkarıldığı ayak seslerine kadar canlandı gözümde. Betimleme bu denli iyi olduğu için karakterin çektiği acıları da bir o kadar iyi hissettim.
Edebiyat
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,6bin okunma
McEwan nasıl bir son öyle …
7/10
·372 syf.··
2026 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:56
Muhteşem bir son. Katmanlı bir anlatı. Psikolojik derinliği olan “nasıl kandırıldığımızın” , “ nasıl kullanıldığımızın” gerçekçiliğin yalnızca başkalarının “egemen gücün” bize sunduğu kadar olduğu bir dünya anlatıda geçenler. Neredeyse her şey için bir planları programları var . Bir casusluk romanı mı ; hayır. Peki bir aşk hikayesi mi ;hayır. Bir kandırılış, uyutuluş, yönlendirme -provoke edilme- sürekli propagandaya maruz kalma anlatısı mı ; evet. Kurgu ile gerçeklik arasında nasıl bir ilişki var, kurguyu kurgulayanlar gerçeklikle böyle oynarken başa çıkılmaz bir kötülükle insanı nasıl karşı karşıya bırakıyorlar. Not: Bir Parmak Bal ;sakin , akıp giden, merak ettiren ama Ian Mcewan’ın o bilindik yoğunluğuna sahip olmayan bir eser ama yazarın bunu özellikle tercih ettiğini düşünüyorum. ( sona koysam okumazsınız) Eleştiri: Anlatı içinde yazarların hikayelerine yer vermesi hacimsel katkıda bulunsa da metne güç katmış hissiyatı vermedi. Sonuç: Sırlar vardır, saklanmalı mı, ne kadarı açığa vurulmalı, aşk işin insan kendinden, sırlarından vazgeçebilir mi? Yakından tanıdığını düşünsen de bir acaba koymalı mı ? Selametle
1000Kitap
Bir Parmak BalIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2014156 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
~Bu bir denemedir~
6/10
·656 syf.··
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:05
Tam 14 gün sürdü. 14. Günün sabahı son otuz sayfayı da okudum, kitabı kenara koydum. Oh be! dedim, nihayet bitti. Steinbeck dedim, sana laflar hazırladım. Sevdiğim bir okuma grubu bu ay bu kitabı okuyor. Çok övüldü, bari ben de okuyayım dedim. Havalı da bir adı var hani, şöyle Saramago romanları ile yarışır cinsten. Aldım elime kitabı, 20 sayfa falan okudum, bi durdum, az buz değil 650 sayfa, yahu dedim sen bu yolu yürüyebilecek misin? Zaten sosyal medyada gezmekten sabır mabır kalmamış, dikkat yeteneği desen hak getire. Bak sıkılırsan bırakması da zor gelir, vicdan falan, yol yakınken geri dön. Kenara bıraktım kitabı. Ertesi gün, beni hangi güç iteledi hiç bilmiyorum, başladım yeniden okumaya, başlayış o başlayış. Böyle anlatınca elimden bırakmadan bir solukta okudum sanacaksınız muhtemelen, hoş 14 gün detayını çoktan verdim yukarıda da neyse, ama öyle olmadı. Yani başka türlü bir şey oldu, anlatayım. Bu kitabı okurken edebiyata dair bazı sorgulamalara giriştim. Son zamanlarda bir soru çalınıyor kulağıma; “eski kurgu eserleri hala okumak zorunda mıyız?” Bağışlayın, biraz tuhaf bir aktarım oldu ama kast edilen şu; okullarda bize ısrarla tavsiye edilen, çoğu 19. Yüzyıla ait klasiklerin hala aynı öneme sahip olup olmadıklarına dair bir sorgulama. Bu senenin başında Balzac’ın Albay Machbet’ini okurken bir anda şu soruyu sorarken bulmuştum kendimi; “Edebiyatta bugünün insanlığına açılan onlarca pencere varken ben iki yüz sene önce Paris’de bir hukuk bürosunda neler olduğunu bilmeli miyim? Bir kaç ay öncesine daha sarıyorum filmi ve Casterbridge Başkanı’nı okuduğum güne gidiyorum. Hatırladığım tek şey her sabah bir dizinin başına oturur gibi heyecanla kitabın başına oturup karısını ve çocuğunu bir panayırda satmış olan Michael Henchard’ın maceralarını okuduğumdu ve
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Ölülerin dirilmesinin bedeli
7/10
·375 syf.··
2026 4. kitabı
Ustad gene konusturmuş kalemini. Özellikle son 50 sayfası hatta son 5 sayfasi, beni benden aldi. Yani o adamın sonlara dogru girdiği psikolojiyi inanilmaz iyi yansitmiş. Korku dozu yerinde. Micmac mezarligina giderken ki betimlemeler muazzamdı. Yine de, en az 50 sayfayı kitaptan çikartmak lazim. Gereksiz 50-60 sayfa olmasa puanimi yukseltirdim. Butun macerayı son 50 sayfaya yıkmiş bu da biraz modu dusuruyor. NOT: bu tercüman bey, vefat etti mi bilmiyorum ama lutfen kitap çevirmesin. Kitabin bir cok yerini anlamadigim için, bazı yerleri ingilizcesinden okumak zorunda kaldim. Yani işin ciddiyetsizlik boyutu arşa çikmiş bu tercume ve editorlukte. Bazi yerlerde kimin konustugu dahi belli değil. Tekrar tercume edilip yeni baskısi yapilmali. Bu tercumanin kitaplarini asla okumanizi tavsiye etmem
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,5bin okunma
Muhteşem serinin ilk kitabı
9/10
·400 syf.··
2026 2. kitabı
Bu kitap, bu türlerde okuduğum ilk kitap olmasi hasebiyle ayri bir yere sahip. Kısa kısa hikayelerden oluşan, akıcı bir dile sahip asla sıkmayan serinin ilk kitabı. Üstad, kitabi yazarken butün hunerini sergilemis. Özellikle diyaloglar -hele içinde dandellion varsa- gülmekten karnıniza agrilar girebilir. Klasiklerden sıkalan bir yapiniz varsa, kitap okumaktan pek haz etmiyorsanız, iste size başlangıç fırsatı. NOT: Kitap muazzam ama tercume de muazzam. Regaip hanim güzel ve zorlu bir iş çikarmiş. FAKAT!, bilerek yaptigindan suphem yok ama 'hissetmek' diye yogun kullanilan bir kelimemiz varken; ne için ya da hangi amacla 'duyumsamak' gibi eğreti ve toplumda karsiligi pek olmayan garip sozcugu sectiniz anlayamadim. Bir noktadan sonra sinirlerimi yiprattı bu uyduruk kelime. Tercume bu yuzden 9/10.
Duygu ve Düşünce
The Witcher - Son DilekAndrzej Sapkowski · Pegasus Yayınları · 20174,282 okunma