ah ... ne güzel olurdu sonbahar olsaydım
vahşi, coşku dolu ve rengarenk olsaydım
bir şair gözlerimin içine okusaydı... ilahi bir şiir
yanımdaki aşıkların kalbi
gizli bir dert ateşinin kıvılcımıyla tutuşsaydı
nağmelerim ...
kırık kanatlı rüzgarın sesi gibi
yorgun gönüllere keder kokusu dökseydi
önüm:
gençlik kışının acı yüzü.
arkam:
ani aşkın yaz kargaşası
göğsüm:
kuşkunun, acının ve kederin konağı
keşke sonbahar gibi olsaydım ...
Dönüp bir kez daha ona, sonbaharıma bakıyorum. Gözlerinden karanlık bulutlar geçiyor. Korkuyor mu? Sanmıyorum. Öfkeli mi? Artık değil. Âşık mı? Evet! Yaşam bedenini yavaşça terk ederken her zamankinden daha canlı görünüyor. Artlk hissetmekten kaçmadığından olsa gerek, duyguları ölmekte olan güzel gözlerinden taşıyor. Bu gözleri yeniden görebilecek miyim? Bilmiyorum. Şayet gözlerimiz ruhlarımızın dünyaya açılan pencereleriyse belki de pencereyi aşıp direkt evin içini, yani ruhunu görebileceğim. Böylesi daha güzel olmalı..
Dönüp bir kez daha ona, sonbaharıma bakıyorum. Gözlerinden karanlık bulutlar geçiyor. Korkuyor mu? Sanmıyorum. Öfkeli mi? Artık değil. Aşık mı? Evet! Yaşam bedenini yavaşça terk ederken her zamankinden daha canlı görünüyor. Artık hissetmekten kaçmadığından olsa gerek duyguları ölmekte olan güzel gözlerinden taşıyor. Bu gözleri yeniden görebilecek miyim? Bilmiyorum. Şayet gözlerimiz, ruhlarımızın dünyaya açılan pencereleriyse, belki de pencereyi aşıp direkt evin içini, yani ruhunu görebileceğim. Böylesi daha güzel olmalı...