İnsanın birlikte yaşadığı kişiye karşı içini kemiren kuşkular ,insanın kendine olan güvensizliğin aidiyetsizliğin temelinden kaynaklanmakta olup gerçeğin hiçte öyle olmadığı bilmemesindendir.Bunu yapmak yerine konuşarak iletişim yolunu tercih etse hem kendine olan güveni artar hem sebepsiz yere mutsuzluluğun ve kuşkunun ona verdiği elzem bir acıdan kendini kurtarmış olur.
“Bizler duygusal açıdan çok cahiliz.Bize anatomi ...Pretoria ‘daki tarım...Hipotenüsün karesinin... dik kenarların karesinin eşit olduğu gibi her boku öğrettiler.Ama insan ruhuna ait tek birşey öğretmediler.”
“Yaşam denen bu kazan ,bu fırın,bu ızgara, bu milyarlarca uyarı ,kışkırtma,tembih ,çoşkunluk ,bu bitmek bilmeyen baskı ortamı,bu sonsuz üretme,ezme,yutma,engelleri aşma,durmadan ve yeniden başlama makinesi ,senin değersiz varoluşunun hergünü,her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.”