Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
İlahi Kentler Serisi
Puan vermedi·496 syf.··
2023 11. kitabı
Büyü, Casusluk ve Zorbalık... İkisi Seride Biri İncelemede: İlahi Kentler Serisi Kara Kule, Dune, Cosmere, Üç Cisim Problemi, İlk İmparatorluğun Efsaneleri ve Kızıl İsyan gibi türlerinin en iyilerinden olan ve çok sevilen serileri ağırlayan "İnceleme(?)" adındaki masamızda bugün, ismi geçen serilere nazaran daha mütevazi bir seri olan İlahi Kentler serisini konuk ediyoruz. Ve hiç vakit kaybetmeden fantastik kurgu türünde bir seri olan konuğumuza rahatlaması için çeşitli içecekler ikram edip konuğumuzu benzer tür kitapların kendi aralarında konuşmaya daha meyilli olmasından dolayı* yan yana oturan Dune, Üç Cisim Problemi ve Kızıl İsyan serilerinin karşısına; Cosmere, Kara Kule ve İlk İmparatorluğun Efsaneleri serilerinin ise yanına yerleştiriyor ve diğer misafirlerimize İlahi Kentler serisine başlayabilmeleri için gereken basit bilgileri vererek onları tanıştırmaya başlıyoruz**(*) *Bu türcü bir tutumdur, evet. Fakat her ne kadar bizi başkalaştıran yapılarıyla kişilik sahibi olsalar da kitaplar insan değillerdir ve bu nedenle türlerine, yazarlarına, yayınevlerine veya kapak renklerine göre kategorize edilebilirler. Ama insanlar EDİLEMEZLER. **BKSBİGBB'ye nasıl bağlandık ama? İyi ama BKSBİGBB de ne mi diyorsunuz? Yenisiniz galiba... Bakıyım... YENİSİNİZ! Yaşasın yeni gelenler var! Hoş geldiniz! Umarım bir arkadaşa bakıp çıkacaktım demez ve buralarda kalmaya devam edersiniz. Kim bilir belki de BKSBİGBB'nin gizemini keşfederken Matematiğin, Kuantumun, yani "Hayatın" sırlarına da vakıf olursunuz. Sonuçta tüm büyük buluşlar en acayip yerlerden çıkma değil midir? (*)Tekil kitaplarımız nerede mi oturuyor? Onlar özgürlüklerine düşkün ve biraz da başlarına buyruk olduklarından otoriteyi reddediyor ve masamızda gösterilen yerlerine oturmak yerine sağda solda dolanıyorlar. Bu
Mucizeler KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201952 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hepimiz, her şeyde aşağı yukarıyız!
Puan vermedi·104 syf.··
2026 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:16
Eser efsane bir düşüşü, karakterin bir dosta anlatması söylevinde, size anlatıyor insanlar.. Yüksekte, en yüksekte ki insanoğlunun, kendini çözümlemesi ârı bir dille, yakarak anlatılıyor bir ceza yargıcı tarafından.. Bayıldım.. Okurken, herkes kendinden bir parça bulacaktır eminim.. Özellikle önemsemek ve duyumsamak zincirleri altında.. Baptiste, bir kızın ölümüne seyirci ve sessiz kalarak başlıyor düşüşe.. Ben, kendini iyilik ve vicdan timsali sanan ben, bıraktım, aktı gitti o kız diyor.. Çözülme buradan itibaren başlıyor.. Eserde ki ana tema : Yargılanmamak adına iyi oluyoruz, yargılanmamak adına suç işlemiyoruz. Aslında hepsi içimizde ama biz bir kesim tarafından yargılanmamak için iyiyiz'di bence.. Baktığım da ; Camus'un yargıları keskin ama gerçek.. Biz insanlar, buyuz.. Böyle olunca, mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden. Düşüş İnsan önce, çıkar. Yükseğe en yükseğe, sonra bir şey olur ve anlar ki yükseklerde uçuşan güvercinler kadar bile bir değeri yoktur yaşamın... Güvercinler özgürdür. İnsan hep tutsak ve sarsak.. Bu sarsaklığı anımsamak güzeldi benim için.. Bir Düşüş'e düştüm arkadaşlar.. Yerinde saymakta zaten bize ters. Düşmelere, kalkmalara ama hep yaşamalara.. Camus hayranlığım git gide artıyorken, naçizane okumalısınız diyorum eseri.. İnsan yalnızlıkta, yorgunluk da eklenince buna, kendini seve isteye peygamber yerine koyuyor. Ne de olsa, halim ortada benim, çürümüş taşlar, sisler ve sularla kaplı bir çöle sığınmış biri, basbayağı zamanlara özgü içi boş peygamber, sırtı bu yosun tutmuş kapıya yapışmış, parmağı alçak bir gökyüzüne doğru kalkmış, hiçbir yargıya tahammül edemeyen, yasasız insanlara ilenip duran, kafası
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Puan vermedi·155 syf.··
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 18:02
“İnsanın Anlam Arayışı” kitabına sürekli alıntı yapılan şu söze denk geldiğimde bu kitap okumak için genel olarak derin bir istek uyanmıştı. Bu söz Nietzsche'nin “ Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen ona nasıl dayanabilir ” sözüydü. Okunacaklar listenin başında uzun bir süre durdu bu kitap, her seferinde okumaya niyetlendiklerinde başka kitaplara girdiler. Yaşadığım özgürlük durumu kitaba olan ilgimi git gide artıyordu. Geçenlerde kitaba da karşıma çıkan başka bir alıntıdan sonra -“ Yaşamak acı çekmektir, yaşam sürdürülür, çekilen bu acıda bir anlam mevcutla mümkündür. ”- artık onu okumam normal karar verildi ve hiç adetim bitmesine rağmen başladım gün. Neredeyse her şeyin eksik olduğu çizilen bu kitap aynı zamanda hakkında yazma isteği uyandıran ilk kitap olma olasılığı da benim için farklı bir yere sahip oldu. Kitabı okumadan önce bu tarz alıntılar gör beni kitabı melankoliyi yücelten kasvetli bir tarzda bir tarzda yanmıştı. Kitabın ömründe ise onun oldukça değiştirilmiş bir yapıya dayanan, psikolojik ve geniş bakış açıları olan bir eser harcanmaktadır. fazla dili de oldukça akıcı ve edebi değer yüksekti. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm yazarının toplama kamplarında yaşadığı olayları anlatıyor. İkinci bölüm ise Frankl'ın tutukluluk döneminde elde ettiği çıkarımlarla geliştirilen “logoterapi” yönteminin ilkelerini parçalara ayırdı.
Felsefe-Psikoloji
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
OKUMASANIZDA OLUR
2/10
·299 syf.··
2026 45. kitabı
İlk olarak kitabın konusu biraz ilgimi çektiğinden okumaya karar vermiştim ama okumasaydım da olurmuş diyebilirim. 2 puan vermemin sebebi de kitabın akıp gitmesinden kaynaklı bir puan daha verdim yoksa 1 verirdim Okursanız bir şey kaybetmezsiniz çerezlik bir kitap eğer sinirleriniz bozulsun istiyorsanız okuyabilirsiniz zira okurken sinirlerimi bozduğunu söyleyebilirim. Neyse Konusuna gelirsek eğer ana karakterimize bir mektup geliyor (kitap direkt konuya giriyor) ve bu mektupta prensin eş seçimi için aday olabileceğini öğreniyoruz şimdi burda aslında mektup göndermeleri de saçma geldi bana televizyon ve telefonlar var kitapta mektup ne alaka? Neyse çok detaya girmeden devam ediyorum. İşte sonrasında kız gitmek istemiyor. Bu kızın bir tane sevgilisi var ve o da diyor ki git gitmen daha mantıklı olur?? Burası ne alaka falan olmuştum. sonrasında başka gece geldiğinde (bu arada kız karakter 16 yaşındaydı sevgilisi kaç yaşında bilmiyorum) kız evlenelim beraber yaşayalım diyor çocukta diyor ki para sıkıntı olur ki bana mantıklı geldi sonra kız diyor ki para sıkıntı olmaz ben seni böyle de seviyorum?? Bunlar ayrılıyor sevgilisi gururlu davrandığından ve iletişim kopukluğu oldu bence birbirlerine karşı dürüst olabilirlerdi planlarından bahsedebilirlerdi ama yok illa gurur ve kız bir iki gece ağladı o kadar sonrasında sanki hiç sevgilisi yokmuş gibi davranıyordu ama sözde öyle hissediyormuş yazar yazınca anladım onu da! Neyse çok saptım sonuç olarak prensin eş seçim töreni sanırım ona katılıyor ve tabiki de seçiliyor ( her ne kadar kız karakter kendisinin seçilmesinin imkanı olmadığını söylese bile!) Ve toplamda 35 kişi seçiliyor bu arada. 35 kız prensin baştan çıkartıp prenste ona uygun olan eşi seçimine dayalı bir roman tüm olay bu ( tabi kitap içerisinde biraz tarih
Beni SeçKiera Cass · Dex Yayınevi · 20131,455 okunma
6/10
·528 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:14
Öncelikle tabu bir konusu olduğunu belirteyim. Herkesin sevebileceği okuyabileceği bir kitap değil. Çünkü iki erkeğimiz ve bir kızımız var ve ilk başta fiziksel başlayan sonrasında duyguların da işin içine girdiği üçlü bir ilişki yaşıyorlar. İlk defa bu türde bir kitap okudum ona da Elle Kennedy sayesinde başladım diyebilirim. Yani tek eşli olan benim ilgi duyabileceğim bir şey olmasa da karakterleri anlamaya çalışarak okudum. Charlotte bilim üzerine eğitim alan zeki bir son sınıf öğrencisi ve Delta Pi ögrenci birliği üyesi. Ama her zaman aykırı olmayı seven gizli bir tarafı da var. Ve birileriyle takılmak için bir uygulamada Charlie takma adıyla kayıtlı. Bir gün iki adamın başsız görselinin olduğu bir profil görüyor ve eşleşiyorlar. Bu kişiler de diğer kitaplarda da gördüğümüz Ryder'ın takım arkadaşları Will ve Beckett. Uzun süre uygulamadan mesajlaştıktan sonra buluşmaya karar veriyorlar. Başta da dediğim gibi fiziksel bir şey olarak başlayan ve fantezi boyutunda birliktelikleri işin içine duyguların girmesiyle boyut atlıyor. Hem onların iç dünyalarındaki git gelleri hem de ilişkilerinin gelişimini okuyoruz. Yine çok gereksiz uzun ve fazla smut doluydu. Bu serinin en büyük probleminin bu olduğunu düşünüyorum. Karakterleri sevdim aslında olaylar da güzeldi ama kitap favorim olmadı maalesef. Charlotte'un eski sevgilisinin takıntılılığı ve onu ifşalayıp aşağılaması ve bedelini ödememesi bir tık rahatsız etti. Hepsinin ailesinin çocukları konusunda anlayışlı olmasını da beğendim. Will'in babasına şaşırdığımı da söyleyebilirim. Kitap boyunca hiç sevmedim ama sondaki epilogda akıllanmış görünüyordu. Will ve Beckett'in Charlotte'a yaklaşımlarını, rıza kavramına bu kadar önem vermelerine bayıldım. Ben onların aralarında da fiziksel bir şey olur sanmıştım ama olmadı.
The Charlie MethodElle Kennedy · Bloom Books · 20257 okunma