7/10
·496 syf.··
2026 56. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:41
Hellooo Sizlere kalemini severek okuduğum yazarın Tozlu Pembe serisinin ikinci kitabını getirdim. Kitabın içeriğinden önce baskısını çokça methetmek istiyorum. Arkadaşlar içi dışı, ayraçları, posteri, stickerları, karakter kartları herşeyiyle dört dörtlük bir baskı. Diğer herşeyin yanında yayınevine bu emekleri için sonsuz teşekkürler. Şimdi gelelim kitabımız; Ayperi küllerinden yavaş ama emin adımlarla yeniden doğuyor. Ömer Seyirhan gibi bir karakter varken küllerimizden en güzel haliyle doğmamak söz konusu dahi olamaz tabi İkisinin yanyana geldiği her anları üzülerek, aşkı yaşayarak ya da kahkaha atarak okudum. Ki bence Ayperi de Ömer'de mutlu olmayı sonuna kadar hak eden iki yaralı kuş. Bakalım mutlu son onları bulabilecek mi? Bir de garanti ediyorum, etrafında Melike ve Şeyma gibi kankan varsa sırtın sittin sene yere gelmez. Ayperi tüm o yaşadıklarına onlarsız dayanamazdı! Şimdi Ayperi'nin kendi dünyasını güçlendirirken Ömer'i kendisinden uzaklaştırması aramıza bir miktar mesafeleri soksa da bir yanım yine ona kızamıyor. Bakalım üçüncü kitapta bizi neler bekleyecek! Evet ben hâlâ kararlıyım wattpad'den okumayacağım okuyanlara da sormayacağım! Baskısını beklemeye devem! Yazarın kitapları okunmaya ve o şahane baskıların kitaplığınızda yer almasına değer. O sebeple alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026204 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 14:33
Ölümle yaşam arasındaki o birkaç saniyede zihnin bize ne gösterdiğini gerçekten biliyor muyuz? Gece Yarısı Kütüphanesi, tam da bu sorunun içinde dolaşan bir roman. Nora Seed, yaşamına son vermeye karar verdiği anda kendini sonsuz raflarla dolu bir kütüphanede buluyor. Ama burası sıradan bir yer değil; her kitap, yaşanabilecek başka bir hayatın kapısını açıyor. Başka seçimler yapılmış, başka yollar seçilmiş, başka bir “Nora” yaratılmış hayatlar… Bir evrende ünlü bir müzisyen. Bir diğerinde olimpiyat şampiyonu. Başka bir yerde kutuplarda çalışan bir bilim insanı. Matt Haig burada yalnızca ölüme yakın deneyim fikrini anlatmıyor. Asıl yaptığı şey, insanın zihnindeki “ya öyle olsaydı?” boşluğunu görünür hale getirmek. Çünkü insan bazen yaşadığı hayattan çok, yaşayamadığı hayatların yasını tutuyor. Kitap boyunca Nora, ölümle yaşam arasındaki bu belirsiz bölgede farklı olasılıkları deneyimlerken şunu fark ediyor: Kusursuz görünen hayatların bile görünmeyen çatlakları var. Mutluluk başka bir evrende saklanan bir ödül değil; çoğu zaman insanın kendi gerçekliğine ne kadar yabancılaştığıyla ilgili. Romanın en etkileyici tarafı, ölüm fikrini korkutucu olmaktan çıkarıp varoluşsal bir sorgulamaya dönüştürmesi oldu benim için. Özellikle “pişmanlık” temasını öyle güçlü işliyor ki kitap bittikten sonra insan kendi hayatına ve yaptığı seçimlere farklı bir açıdan bakmaya başlıyor. Belki de en ağır soru şu: Gerçekten daha iyi bir hayat mı istiyoruz, yoksa sadece başka bir ihtimali mi merak ediyoruz? Gece Yarısı Kütüphanesi Matt Haig
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Reklam
Belki Derdimize Çare Bir Çiçek
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:05
İncelememe Kitabın En Sevdiğim Alıntısıyla Başlamak İstiyorum Genç dostlarımız Allah'a (c.c.) dayansınlar, çalışmaya ve gayrete sarılsınlar. Yenildik, pes ettik, demesinler. Yedi kez düşseler de sekizinci kez ayağa kalksınlar. Hayattan geriye anlatılmaya değer bir hikâye bırakmaları gerektiğini unutmasınlar. İnsan, bu hayatı boşa yaşamış olamaz. Bizden önce milyarlarca ruh yaşadı ve gitti, bizden sonra da milyarlarca ruh gelip geçecek. İnsan hayatı, sonsuz âlemde bir ışık çakımı gibi... Öyleyse buraya güzel bir sada, hoş bir iz bırakmak gerek. Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, dokunduğumuz kalplerle... Bunun için sâ'ye, çalışmaya sarılmak lazım... Bu satırları okuduğumda içimdeki o geçici telaşın dindiğini hissettim. Bazen hepimiz "her şey üstümüze geliyor" diye düşünüyoruz ama bu kitap bize aslında hayatın ne kadar kıymetli bir "iz" bırakma fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Düştüğümüzde "yenildim" demek yerine, yedi kere düşüp sekizinci kez ayağa kalkmanın o asil direnişini kuşanmak... Bu, ruhu gerçekten hafifleten, insanı kendi eksenine döndüren bir bakış açısı. Hayat, evet, sadece bir ışık çakımı kadar kısa ama bu kısa sürede dokunduğumuz kalpler, ettiğimiz güzel sözler ve çabamızla dünyaya bıraktığımız o hoş sada, baki kalacak olan asıl mirasımız. Eğer siz de hayatın karmaşasında soluklanacak, "tekrar ayağa kalkmak için" bir neden arayacak bir dost sesi arıyorsanız, bu kitap tam da omuzunuza dokunup "devam et" diyecek türden. Başucunuzda dursun, her sayfada kendi hikayenize dair bir parça bulacaksınız. Şimdi Geçelim Kitaba Modern zamanın gürültüsünde yorulmuş, kendi içine dönmek isteyen herkes için bir sığınak bu kitap.Bu kitap, modern dünyanın karmaşasında kaybolan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan ruhumuza verilmiş bir mola gibi. Sadettin Ökten, Kemal
Belki Derdimize Çare Bir ÇiçekM. Kemal Sayar · TK Kitap · 2025970 okunma
8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:01
Uzun zamandır bekleyen yayın evine ait son kitabımı da okumuş oldum. Psikolojik etkenlerin ağır bastığı bir okuma oldu. Yıl 1976. Sekiz yaşındaki Peggy Hillcoat, Londra'da annesi ve babasıyla yaşamaktadır. Hayatta kalma uzmanı ve saplantılı bir adam olan babası James, eşiyle yaşadığı sorunların da etkisiyle radikal bir karar alır. Peggy'yi annesinden kopararak Avrupa'nın (Almanya sınırlarında) çok ıssız, ormanlık bir bölgesindeki döküntü bir kulübeye götürür. James kızına, dünyanın geri kalanının tamamen yok olduğunu ve hayatta kalan tek insanların kendileri olduğunu söyler. Peggy, babasının bu büyük yalanına inanarak büyür. Baba ve kız, adını "Die Hütte" (Kulübe) koydukları bu yerde kendilerine tamamen ilkel bir düzen kurarlar. Zamanı sadece güneşin hareketleri ve mevsimlerle ölçerler. Yazları avlanıp yiyecek stoklarlar, sert kış aylarında ise donma ve açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Aradan tam dokuz yıl geçer; Peggy artık 17 yaşına gelmiştir. Bir gün ormanda dolaşırken gizemli bir şekilde bir çift bot bulur. Bu botların peşine düşmesi, babasının yıllardır kurduğu yalanlar zincirini yavaş yavaş çözmeye başlamasına neden olur. Dışarıda hâlâ yaşayan bir dünyanın ve bir annesinin olduğunu fark eden Peggy, esaretinden kurtulmak ve evine dönmek için tehlikeli bir mücadeleye girişir. Severek okudum...
Sonsuz Sayılı GünlerimizClaire Fuller · Kafka · 201551 okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 434. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:18
Kitap Bengi Dönüş fikrini daha iyi anlamamı sağladı. Tabi farklı bakış açısı kazandırdığı için. Nietzsche'nin gelenekçi din anlayışına karşı olmasının yansıması olarak bir Tanrı tezahürü olarak ortaya çıktığını anladım. Sonsuz döngünün nedenselliğindeki muğlaklığa rahatlıkla Tanrıya giden yolun benzeridir. Kurtlarla koşan kadınlar kitabını okuyan kişiler bu kitaptaki karakterlerin örnekleri ile bakış açılarını örneklendirebilirler.
Duygu ve Düşünce
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:57
Petrikor - Jonah Axon Petrikor… Yağmurdan sonra toprağa sinen o kendine özgü koku. Ve kitap da tam olarak ismi gibi; büyük fırtınalarla değil, geride bıraktığı hisle var oluyor. Bir ofis masasında başlayan kadın ve erkek çekimi…Kadın ve erkeğin gezegenlerle sembolize edildiği, büyük olaylardan çok duyguların ve iç seslerin ön planda olduğu farklı bir anlatı. Burada güçlü bir olay örgüsü aramıyorsunuz. Daha çok bir adamın takıntıya varan ilgisini, özlemlerini, hayallerini ve kendi içinde yaptığı uzun konuşmaları okuyorsunuz. Karakterlerin isimleri bile yok. Sadece “adam” ve “kadın” var. Belki de bu yüzden hikâye daha evrensel bir his bırakıyor. Lapis ve Oasis gibi gezegenlerle kurulan metaforlar ise kitaba farklı bir atmosfer katıyor. Gösterişli olayların peşinde olmayan, daha çok duygunun peşinden giden bir kitap. Bazen bir bakışın, bazen söylenmeyen bir cümlenin, bazen de insanın kendi içinde büyüttüğü hislerin hikâyesi… Sessiz, sakin ve melankolik bir okuma deneyimiydi. Ve bana kalırsa Petrikor’un en güzel yanı da buydu: Bazı hikâyeler, tıpkı yağmurdan sonra gelen toprak kokusu gibi, usulca hissedilir. “Peki, ya sığındığın o sonsuz gökyüzü aslında dört duvar arasındaysa?” Tavsiyemdir efendim…
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202674 okunma
Reklam
Reklam