7/10
·496 syf.·
2026 18. kitabı
Sema Soykan'dan okuduğum üçüncü roman ve ben yine hayran kaldım. Öncelikle Sema Soykan okuyanlar bilir ki bu kitaplarda kurgu biraz geri planda ve bahsedilen döneme ait tüm tarihi belgeler, olaylar, kişiler detaylı olarak anlatılıyor ve kitabın sonunda kurguyla bütünleşiyor. Bu romanda benim çok merak ettiğim ve pek bilgi sahibi olmadığım Kıbrıs olaylarını kaleme almış yazar ve bu konularda çok eksik kaldığımı gördüm. Roman ilk etapta Sevgi, Yiğit ve Sarah etrafında şekillenirken romanla ilgili çok detaylı araştırma yapıldığını, tarihte yaşanan acıları, işkenceleri bazen umutları size derinlemesine yaşatıyor. Romana hareket katan aşklar ise bize sadakat'in, koşulsuz sevginin, emeğin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Sema Soykan romanlarında kurgu zayıf kalıyor ve âdeta bir tarih kitabı okuyorsunuz, yani tarihe merak duymuyor veya sadece kurgu seviyorsanız bu kitap size zor gelebilir. Ben özellikle bu tarihi olayları merak ettiğim için rahat okusam da ara ara tarihi olayların ağır bilgi içeriği ile biraz yoruldum. Son olarak kitabın son satırlarını buraya ekleyerek, kalbimde tarihte yaşanan ayrılıkların acısı, Atamıza olan sonsuz sevginin gücü ve kefareti ödenmemiş acıların sorumluluğu ile kitap incelememi bitiriyorum; " Ey Türk istikbalinin evladı ! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyet'ini kurtarmaktır ! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. "
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025595 okunma
Puan vermedi
... "Çünkü örnek olmak yeryüzündeki insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır." RAHEL TANRIYLA HESAPLAŞIYOR STEFAN ZWEIG Stefan Zweıg' ın okumaya alışageldiğimiz psikolojık çözümleme ve analizlerinden farklı bir kitabı, üç güzel, anlamlı menkıbeden (Dini hikaye) oluşuyor, ilk iki menkıbe dini metinlerden üçüncüsünü ise Hint Felsefesinden esinlenerek kaleme almış Zweig İlk menkıbe; Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor Rahel, Tevrat ta anlatıldığına göre Yakup Peygamberin eşi, Yusuf ve Bünyamin' in annesi, yoldan çıkan evlatlarını affetmesi için Tanrının huzuruna çıkarak hikayesini anlatıyor ve Tanrı ya sonsuz merhametini hatırlatıyor. İkinci menkıbe; Üçüncü güvercinin hikayesi Nuh Peygamberin tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini öğrenmek niyetiyle diye uçurduğu üçüncü güvercin dönmez, eski ahitteki anlatı toprak kuruduğu için dönmedi iken, Zweıg kendi özgün yorumuyla güvercinin gördüğü ölüm ve felaket nedeniyle dönmediğidir. Ne yazık ki bugün bile dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı halâ; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez. Bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez. Üçüncü menkıbe; Ölümsüz kardeşin gözleri Hint Efsanelerinden esinlendiği Virata adlı bir savaşçının hikayesidir, bir savaşta bılmeden ağabeyini öldürür, baktığı her yerde ağabeyinin gözleri onu izler, o da günahının affı için insanlardan uzaklaşır ve inzivaya çekilerek Tanrının istediği gibi bır insan olmaya adar kendini. Esin kaynağı Bhagavat Gita olan bu hikaye en beğendiğim oldu. Üç hikayenin de ortak noktasi barış, uzlaşı, hoşgörü, sevgi, öze dönüş, Tanrının sonsuz merhameti. TAVSİYEMDİR.... Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:34
"SONSUZ SUYUN KIYISINDA" "Ey ruhumun kanatları olan kuş, şimdi hatırlama vaktidir. Zamanın şafağına, yerin göbeğindeki kutsal ağacın tepesine uçur beni. Uçur ki o ağacın dallarından yaptığımız merdivenle çıkabileyim, Yüce anamızın ve gökbabamızın katına, zamanın şafağına... İnsanların, tanrıların ve hayvanların aynı dili konuştuğu, Kırların hamisi yüce atamız Dumuzi’nin yeryüzünde yaşadığı, Büyük kopuş öncesi zamansız zamanlara..." Günümüzde insanlık tarihinin en önemli arkeolojik yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük, bildiğimiz kentlerden çok farklı bir yaşam düzenine sahip. Sokakların olmadığı, evlere damlardan girildiği, insanların birbirine bitişik yapılarda yaşadığı bu yerleşimde yaşam ve ölüm de birbirinden ayrılmıyordu. İnsanlar, ölen yakınlarını evlerinin tabanlarının altına gömüyor, onları gündelik yaşamlarının bir parçası olarak görmeye devam ediyordu. Bir kadın, yanağındaki lekeyle doğuyor. Topluluk bunu "lanet" diye okuyor. O ise o lekeyi bir onur rozeti gibi taşıyor. Toplumun dışladığını içine sindirip, onu kendi gücüne dönüştürmenin destanını okuyoruz eserde. "Hayat insanı bazen başladığı yere getirir." Biblu’nun hikâyesinde, dışlanan, lanetlenen, şaman olamayan kadının, sonunda kendi yolunu bulması ve belki de en başta reddedildiği yere zaferle dönmesi var. Binlerce yıl önce yaşamış bu kadının gözlerinden Neolitik dünyanın kapılarını aralıyoruz. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş sürecini, aile bağlarını, inançlarını, korkularını ve umutlarını okurken geçmişi değil, insan olmanın değişmeyen yönlerine de görüyoruz. Biblu, kucağında sıvanmış bir kafatasıyla gömülmüş bir kadın. Bir bağın, bir sadakatin, belki de bir yasın en vahşi ve en saf halini yansıtan yazar, bu sahneyi o kadar incelikle işlemiş ki, kafatasından iğrenmek yerine,
Edebiyat
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 202611 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 28. kitabı
Son Nefes Havaya Karışmadan "Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekala inanabilirsiniz." Bu kitap, otuz altı yaşında başarılı bir beyin cerrahının ihtisasını tamamlamasına çok az kalmışken dördüncü evre akciğer kanseri olduğunu öğrenmesi üzerine bu süreçte yaşadıklarını, hissettiklerini, korkularını, umutlarını anlatıyor. Hayatını insanları iyileştirmeye adamış başarılı bir beyin cerrahıyken bir anda hasta konumuna düşen, aynı zamanda hayatın anlamını bulmaya çalışan ve hayatı anlamlı kılan şeyin ne olduğunu sorgulayan Paul Kalanithi, sizi asla bir karamsarlığa sokmuyor. Aksine hayallerinizi, yaşadığınız anın kiymetini bilmeyi, umudu ve hayatın ne kadar değerli olduğunu anlamanızı sağlıyor. Okuduktan sonra ise uzun süre düşündürüyor, etkisi altında bırakıyor ve içinize işliyor. Sorgulamadan yaşamanın bir anlamı yoksa, yaşanmamış bir hayatı sorgulamanın ne anlamı vardı ki? Hayat tecrübemizin tamamı, hayatı anlamlı kılan ayrıntılardan ibarettir. En tecrübeli olduğumuz an, içinde yaşadığımız andır. Ölüm herkesi bekleyen flu bir sonken, ansızın beliren katı bir gerçekliğe dönüşüvermişti. Aslında sorun bilimsel değildi. Ölümün kendisi zaten rahatsız edici bir gerçekti, ama ne yazık ki yaşamanın başka bir yolu da yoktu.
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,649 okunma
7/10
·352 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:06
Söze nasıl başlasam bilemiyorum. Bu kitap hem akıcıydı, hem zorlayıcı. Hem güzeldi, hem rahatsız edici. Hem farklıydı, hem birbirine benzer cümleleri ile aynı. (Spoiler içerebilir) En baştan başlamam gerekirse kitap kahramanımız İbrahim, bir sabah işe gitmek için hazırlanır ve evinden çıkar. Ama apartmanın bahçe kapısına geldiğinde dışarı çıkmak istese de çıkamaz. Çeşitli yollar dener, apartmanın içinden bodruma iner bodrumda kaybolur, şehre çıkar, şehir bildiği yaşadığı şehir değildir. Otobüs durağına gider, durakta tek bir canlı yoktur. Önceleri acıkıp susamaya devam etse de kitap ilerledikçe çöllere düşer, kuyuya batar, kuleye tırmanır, merdivenle birlikte sonsuz bir uçurumdan iner, bir sürü farklı insanla karşılaşır, kütüphaneye düşer, kendi kitabını arar, buldum sanır, evlenir, çocuğu olur, aşık olduğu kızı bulur, zamanla açlık ve susuzluk hissi kaybolur gider. Meğer İbrahim ölmüştür de kendini aramaya çıkmıştır bu yola. Kitabın konusu oldukça ilginç, bu nedenle merakla okuyorsunuz ancak içinde yer alan tasavvufi, felsefi ve bazen de aynı cümlelerin farklı soru cümleleri ile sorulmasıyla ilerleyen paragraflar kafanızı karıştırıyor. Aslında yazar kitap içerisinde Olric seslendirmesi ile Oğuz Atay’a da atıfta bulunuyor ve bence sevgili Oğuz Atay’ımızın başarıyla yarattığı kafa karışıklığından esinlenmiş. Ancak bu beni biraz yordu açıkcası. Fikri ve hikayeyi çok beğensem de bazen kitabı okurken sıkıldım, beynim yandı. Herkesin okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum, zira farklı yaşlarda okunduğunda bile farklı hisler yaratabilir bu kitap. Gerçekten sakin bir dönemde, berrak bir zihinle okursanız keyif alacağınızı düşünüyorum.
İbrahim'in Kaybettiğini BulmasıdırGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022735 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 6. kitabı
Bir tek sen beni anla,beni dinle,kimseler bilmesin bir tek sen bil, bir tek sen konuş hatta konuşma sadece oturalım;sonsuz bir maviliğe dalmış gibi sanki yeniden bahar gelmiş gibi,yanyana uzanıp, sonsuz bir uykuya dalmış gibi...
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma