Anlam sorusunu kurcalamayı kendimize yasaklayacak bir durum yok. Önemli olan, mutluluğun bu sorunun sorulmadığı noktada kendini gösterdiğini mümkün olduğunca çabuk anlamaktır. Bu bir aydınlanma, parlak bir mutluluk, bazen bir coşku anı; ama aynı zamanda çok basit bir deneyim olabilir, ki genellikle öyledir. Çok hoşunuza giden bir gezi yaptınız, sizi göklere çıkaran bir aşk ya da erotizm yaşıyorsunuz, arkadaşlarınızla bir gece geçirmektesiniz ve birdenbire bu deneyimin -gezi, aşk, cinsellik, arkadaşlık- kendi kendini doğruladığını anlayıverdiniz, hep başka bir şeye gönderme yapacak bir duyguya bağlı olmaksızın hem de. Bu deneyim o kadar dolu, o kadar mutluluk verici, o kadar yalındır ki, başka bir gerekçeye ihtiyacı yoktur. Bu dakikadan itibaren artık anlam arayışında değilizdir, gerçeği, doğruyu, varoluşu tecrübe etmekteyizdir. Anlam arayışı sonunda ucu daima dine varır, çünkü sadece öteki üzerinden var olabilir anlam: Hayatın anlamı başka (ölümden sonraki) bir hayat, dünyanın anlamı dünyadan başka bir şey, yani Tanrı olabilir ancak. İnananlar için ne mutlu. Ama filozof yorumbilgisi yapmaz. O anlamın değil gerçekliğin peşinde koşar. Ve bilge kişinin ulaştığı, daha doğrusu içinde bulunduğu, zevk aldığı şey de hep eksikliği duyulan anlam değil, hep var olan gerçekliğin ya da sonsuz doğruluğun bir parçasıdır - filozofun dahil olduğu, onu aşan, taşıyan, alıp götüren ve şimdiki zamanda tek bir bütün oluşturan gerçeklik ile doğruluğun ...