Beni çekici buluyorlardı, düşünsenize! Çekicilik nedir, bilirsiniz: Açıkça hiçbir soru sormadan evet yanıtı almak gibi bir şey.
Sayfa 43 - Clamence·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Hep seni sevip sevmediğimi bilmek istiyorsun Milena, ama bu insanın mektupla (pazar günü yazdığım son mektupta bile) cevaplayamayacağı kadar ağır bir soru. Eğer birbirimizi bir daha görecek olursak sana bunun cevabını mutlaka söylerim (eğer ki sesim beni yarı yolda bırakmazsa).”
Sayfa 152 - İndigo Kitap, Prag - 30 Temmuz 1920 Cuma·Kitabı okuyor
Sevdiğim 2.Alıntı/Şiir
Ateş Böceği Onu cezbetmek kolaydı Kirpiklerimi kırpıştırmak kadar... Ancak dişi bir ateş böceği gibi Gizli bir ölüm çağrısını sakladılar Son bir dokunuş, Eksik kalan; Son adım,bir tuzak Aşağı,aşağı düşüyor Gözlerini ayırmadan Başka bir dünya görene kadar... Değiştiklerini gördüm. İlkin bir soru, Sonra bir cevap, Nihayetinde bir son... Ve aşk dönüşüyor Başlamadan önce her neyse ona A.H
Sayfa 430·Kitabı okudu
İRFAN
Hakk’ı buldum erene ermek ile Hakikati gördüm, göreri görmek ile…” Sonra gözlerime derin derin bakarak, “Sana icazet veriyorum, halkı irşat et” deyince; üzülerek yalvarmaya başladım: “Bana icazet vermeyin, ben o işi yapamam. Siz, bana müsaade edin; Yunus Emre yolunda hizmet etmeye devam edeyim” dedim. Mahmut Baba, “Aferin! Akıllı bir tercih yaptın. O zaman, Yunus’un Gönül Bahçesi’nde çiçek yetiştirip, onlara hizmet eden bir bahçıvan ol!” dedi. Her zamanki gibi bir yandan dostlarımla toplanıp sohbetlere devam ederken; diğer yandan da Mahmut Baba’yı ziyarete gidiyordum. Bir seferinde tam Mahmut Baba’nın elini öpeceğim sırada, “Her eli öpme; öpülecek eli görürsen, öp!” dedi. Söylenen bu büyük sözün hikmetini anlamaya çalışarak, “Peki Efendim!” dedim; ama öpülecek eli nasıl tanıyacağımı bilmiyordum. Bu söz aklıma geldikçe nasıl anlayacağımı düşünüyordum. Mahmut Baba’nın ziyaretine gittiğim bir gün, salonda biri tek başına oturuyordu. Ben de geçip bir köşeye oturdum. Salonda sadece ikimiz olduğumuz için o şahsa, hâl hatır sormak istedim; fakat nasıl soracağımı bilemedim. İçimden, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” demek geldi. Böyle sormak için; kendi başına dalgın bir şekilde oturan şahsa eğilmişim ki, aniden, benden önce davranıp, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” dedi. “Bu benden hızlıymış” diye düşünüp, elini öpmek istedim; ancak elini vermedi. O sırada içeriden Mahmut Baba geldi. “İrfan, bu el öpülecek eldi, anladın mı?” dedi. Ben de, “Evet” deyip tekrar elini öpmek istedim; fakat o şahıs yine elini vermedi. Sonra Mahmut Baba, kitaplıktan Niyazi-i Mısri divanını eline alarak oradan bir şiiri okumaya başladı. Niyazi-i Mısri, şiirde manevi kimliğini açıklıyordu. Mahmut Baba da, şiiri okurken, aslında kendini tarif ediyordu. O şahıs, sanki Mahmut Baba’nın niyetini
Sayfa 170 - Nefes·Kitabı okudu
Unutmamak gerekir ki Allah’ın dediğinin olduğu bir dünyada yaşıyor ve her saniye ölen bebeklere tanıklık ediyoruz . Üzerinde düşünülmesi gereken iki soru var: birincisi: günümüz dünyası kimin eseridir? İnsanın mı, tanrının mı? İkincisi : insanın mutsuzluğu, kutsal bir gereklilik midir? Yanıtlarını düşünmeye cesaret etmek, insanın kendine doğru atacağı ilk adım olacaktır. 
Sayfa 151·Kitabı okuyor
Felsefe