Bir gün Efendimiz (sas), Hz. Ali`ye şöyle bir soru sordu: “Ey Ali! Allah Teâlâ`yı sever misin?” O: “Evet! Ya Resûlullah severim.” dedi. Efendimiz: “Onun Resûlü’nü de sever misin?” dedi. Hz. Ali heyecanlanarak: “Evet ya Resûlullah!” dedi. Efendimiz tekrar: “Kızım Fâtıma`yı da sever misin?” diye sordu. Hz. Ali hiç tereddüt etmeden: “Evet” dedi Efendimiz: “Hasan ve Hüseyin`i sever misin?” dedi. O da: “Evet ya Resûlullah! Severim.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ey Ali! Gönlün bir tane, sevgin ise dört tane… Bir kalbe bu kadar sevgiyi nasıl sığdırdın?” buyurdu. Hz Ali bu söz üzerine kalakaldı. Ne diyeceğini bilemedi ve herhangi bir cevap vermeden Huzur-u Risalet’ten ayrıldı. Düşünceli bir vaziyette evine döndü. Onu düşünceli ve durgun görünce Hz. Fâtıma validemiz bir şeyler olduğunu anladı. Ne olduğunu ve onun zihninden geçirdiklerini öğrenebilmek için şefkatle: “Ey Ali seni durgun görüyorum. Üzücü bir şey mi oldu?” diye söze girdi ve “Eğer bu dünya ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Ahiret ile ilgili bir husus ise nedir seni üzen şey?” dedi. Muhtereme eşinin sorusunu cevapsız bırakmak istemeyen Hz. Ali başından geçen olayı anlattı ve Efendimiz’in (sas) sorduğu soruya cevap veremediğini söyledi. Hz. Fâtıma soruyu duyunca gülümsedi ve “Ey Ali! Babamın yanına var ve bu suali şöyle cevaplandır.” diyerek açıklamalarda bulundu. Hz. Ali bu izahtan memnun oldu. Gönlüne hoş geldi ve Efendimiz’in (sas) huzuruna koştu: “Ya Resûlullah! Biraz önce sorduğun soruya cevap vermeye geldim” dedi. Efendimiz (sas) “Ver, bakalım” dedi: “Ya Resûlullah! İnsan bedeni bir tane olmasına rağmen, onun sağ, sol, ön ve arka diye yönleri vardır. İnsanın kalbi de bir tane olmasına rağmen, kalbinde böyle yönleri vardır. **Ben Allah`ı aklım ve imanımla, sizi ruhum ve imanımla,
Erkeklerin seni kurtarmak istemesi arkanı kollayan bir kadın arkadaşın olmasından dünyalar kadar farklıydı. Ortada gömülmesi gereken bir ceset varsa Marguerite'in soracağı tek soru, “Ne kadar derine?” olurdu.
kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı. bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru… soldan sağa, yukarıdan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime…