“Gençlik çağını ilim için harcayan kimse yaşlılığında da ektiğini biçer. Yaptığı tasnif ve eserlerden zevk duyar. Kişi, kendisini hedefe götüren öğrenme hazzının ve ulaştığı ilmî lezzetlerin yanında bedenî lezzetlerden kaybettiği hiçbir şeyi görmez. Kim bilir belki de ilim uğruna yapılanlar, işin sonunda elde edilenlerden daha hoştur."
Niçin bu erkekler yarım yarımdırlar? Kimi tüccar, yahut da mirasyedidir, cebi dolu ve kafası boştur; kimi tersine...
Alıntı
Reklam
“Özgürlüğü elinden alınmış bir dünyada özgür dünya bir yer, bir politika, bir yaşam tarzı değildir; bir reddedilmiştir. Milli marşlar, askeri gösteri uçuşları, küçük bayrak özetleri iyidir hoştur, ama belirli bir tür baskıyla kösteklenen bir yaşamın itici gücü hiçbir zaman daha iyiye yönelmek olmaz,daha kötüden uzaklaşmak olur. Su ne kadar soğuksa limanda hiçbir zaman güvenli değildir”
Sayfa 28·Kitabı okudu
ERİŞİLMEZ HAKİKATLER ve APTAL...
(...) "Aptal dediğimiz çok defa üstüne hiçbir yazı yazılmamış boş kâğıda benzer. Mademki boştur, güzeli bulamamıştır. Fakat mademki yine boştur, çirkinden kurtulmuştur. Aptalın şuuraltı veya şuurüstü kavrayışiyle bulunmuş, kim bilir ne erişilmez hakikatleri var!
Sayfa 9 - BÜYÜK DOĞU Yayınları
Çöle İnen Nur
Babamdan bu ölümü hak etmesi istenmişti. Onu hak etti ve ÖLDÜ. Ahmet Bey, "Bu bir büyük hikâyedir," demişti. Eğer bu büyük hikâyenin büyük bir anlamı yoksa her şey boştur. Ve eğer ben bunu anlamayı, anlatmayı beceremeyeceksem hiç değilse birkaç kere kendi ellerimle babamın altını temizlemiş olmalıydım.
Sayfa 461·Kitabı okuyor
. Ve nihayet sen inanırsın... Ötesi var mı? Ya en aptal, ya en akıllı inanır, Aptal da ne demek? 'Tam akıllılık kabil mi ki, tam aptallık mümkün olsun? Aptal dediğimiz, çok defa üstüne hiçbir yazı yazılmamış boş kağıda benzer. Mademki boştur, güzeli bulamamıştır. Fakat mademki yine boştur, çirkinden kurtulmuştur. Aptalın şuuraltı veya şuurüstü kavrayışıyla bulunmuş, kimbilir ne erişilmez hakikatler var! Hakiki aptal, o boş kağıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma - sapan, kör - topal, yalan - yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani, aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrak cücesi... İşte bu korkunç örnek, gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, her şeyi ve her hadiseyi beş duygu sınırında başlıyor ve bitiyor sanan, hiçbir şeye ne kâmil bir şüphe, ne de kâmil bir imanla bakan, bu ikisi ortası havsalacıktır ki, hakiki aptaldır ve Allah’a inanmaz. İnanmak, ya çok üstün, kendi kendini kül edecek kadar üstün bir akıl davasıdır, yahut, yarı yolda bangır bangır iflas eden aklın her türlü desteğinden mahrum, fakat gizli bir ruh feyziyle gayesini sezmiş ve fikir kargaşalığından kurtulmuş saf ve basit adam işi... Belki de "Saf" kadar güizel bir mefhumu, bilmeden, onun için basit insanlar hakkında kullanıyoruz. . .
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam