.
Ve nihayet sen inanırsın...
Ötesi var mı? Ya en aptal, ya en akıllı inanır, Aptal da ne demek? 'Tam akıllılık kabil mi ki, tam aptallık mümkün olsun?
Aptal dediğimiz, çok defa üstüne hiçbir yazı yazılmamış boş kağıda benzer. Mademki boştur, güzeli bulamamıştır. Fakat mademki yine boştur, çirkinden kurtulmuştur. Aptalın şuuraltı veya şuurüstü kavrayışıyla bulunmuş, kimbilir ne erişilmez hakikatler var!
Hakiki aptal, o boş kağıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma - sapan, kör - topal, yalan - yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani, aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrak cücesi...
İşte bu korkunç örnek, gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, her şeyi ve her hadiseyi beş duygu sınırında başlıyor ve bitiyor sanan, hiçbir şeye ne kâmil bir şüphe, ne de kâmil bir imanla bakan, bu ikisi ortası havsalacıktır ki, hakiki aptaldır ve Allah’a inanmaz.
İnanmak, ya çok üstün, kendi kendini kül edecek kadar üstün bir akıl davasıdır, yahut, yarı yolda bangır bangır iflas eden aklın her türlü desteğinden mahrum, fakat gizli bir ruh feyziyle gayesini sezmiş ve fikir kargaşalığından kurtulmuş saf ve basit adam işi...
Belki de "Saf" kadar güizel bir mefhumu, bilmeden, onun için basit insanlar hakkında kullanıyoruz.
.
.