....dair sizin de deneyebileceğiniz bir örnek vereyim. Bir güvercini kafese koyun ve acıkmasını bekleyin.2 Sonra kafese bir düğmeye bastığınızda içine yem bırakan bir yemlik ekleyin. Güvercinler çok hareketli hayvanlardır - güvercinin önceden belirlediğiniz rasgele bir hareketi yapmasını (kafasını yukarı kaldırmasını ya da sol kanadını dışarı çıkarmasını, örneğin) bekleyin ve tam o anda düğmeye basın. Sonra aynı hareketi tekrar yapmasını bekleyin ve yine yem verin. Bunu birkaç defa yaptığınız takdirde güvercin yem istediğinde sizin belirlediğiniz o rasgele hareketi yapması gerektiğini öğrenecek - ve o hareketi sık sık yapmaya başlayacak. Doğru yönlendirdiğiniz takdirde, ödüllendirmeyi seçtiğiniz hareket güvercinin odağına yerleşecek. Saplantılı biçimde kafasını yukarı kaldırmaya ya da sol kanadını dışarı çıkarmaya başlayacak. Keşfi yapan Skinner bunun ne kadar ileri götürülebileceğini, bu tür pekiştirmelerle bir hayvanın ne ölçüde programlanabileceğini öğrenmek istemiş ve epey ileri gidilebileceğini keşfetmişti. Bu şekilde bir güvercine pinpon oynamayı, bir tavşana bozuk paraları alıp kumbaralara koymayı, bir domuza elektrikli süpürge kullanmayı öğretebilirsiniz. Doğru ödüllendirdiğiniz takdirde pek çok hayvan çok karmaşık ve kendileri için anlamsız- şeylere odaklanacaktır. Skinner bu ilkenin insan davranışlarının neredeyse tamamını açıkladığına ikna olmuştu. Özgür olduğunuza, seçimler yaptığınıza, neye dikkat göstereceğinizi belirleyen karmaşık bir zihniniz olduğuna inanıyorsunuz - ama bunlar hep hikâye. Odaklanma hissinizle birlikte siz, hayatınız boyunca tecrübe ettiğiniz tüm pekiştirmelerin toplamından ibaretsiniz aslında. Skinner'a göre insanlarda -özgür iradeyle seçim yapan bir kişi olmak anlamında- zihin yoktu. Akıllı bir tasarımcının sizi istediği gibi
Sayfa 59 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Hayata Dair
Halife Muaviye, Ermeniye'ye aradığımız sömürge valisine verdiği yanıtta şöyle der: "İdarendeki araziyi Türklerin akın ve yağma ettiklerinden, bunun üzerine onların arkalarından takip kuvvetleri sevk ettiğinden ve bu takipçilerin yağma edilen şeyleri geri almış olduklarından bahsedip duruyorsun. Anan sana matem tutsun! Sakın bir daha böyle bir harekette bulunma. Türkleri kışkırtma ve onlardan sakın bir şeyler almaya çalışma. Çünkü Resulullah'tan işittim, buyurdular ki; "Türkler yavşan otu biten yerlere, yani Arabistan'ın aşağı kesimlerine kadar ilerleyeceklerdir." (Z. Kitapçı, age., s. 196-7)
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sakın sizden biri, bir kimse için şöyle demesin. "Allah'ın ve senin dilediğin" Her biri için tek başına "Allah'ın dilediği", sonra "Senin dilediğin" desin."
Sayfa 153·Kitabı okudu
Din
Hermann Hesse'nin yazdığı Demian adlı kitapta şöyle diyor: "Sonsuza dek süren hiçbir hayal yoktur. Herhangi bir hayalin yerini yeni bir hayal alır. O yüzden hiçbir hayal saplantı yapılmamalıdır.”
Sayfa 241 - Athika, 172. Baskı·Kitabı okuyor
Roman
Bir diğer rivayette Resûlullah şöyle buyurmaktadır: نَزَلَ الْمَعُونَةُ مِنَ السَّمَاءِ عَلَى قَدْرِ الْمَئُونَةِ وَنَزَلَ الصَّبْرُ عَلَى قَدْرِ الْمُصِيبَةِ “Semadan yardım, çekilen şiddet miktarınca iner, sabır da musibet miktarınca iner.”
Sayfa 316·Kitabı okuyor
Din
Her Hikâyenin Üç Tarafı Vardır
Film yapımcısı Robert Evans bir keresinde şöyle demişti: "Her hikâyenin üç tarafı vardır: senin tarafın, benim tarafım ve gerçek.
Sayfa 101·Kitabı okuyor