Söylenti Dergi | İki Aylık Edebiyat Dergisi | Satın alma veya yazarlık için mesaj atarak ya da soylentidergi/gmail.com adresine mail göndererek iletişime geçebilirsiniz.
Söylenti Dergi bu zamana kadar gönüllü içerik yazarları ve editörleri tarafından yönetilen, içerikler yazılan, paylaşımlar yapan bir kültür sanat, edebiyat dergisi ve dijital yayınıdır.
Söylenti Dergi’de yazılan her yazı, dergi adına telif haklarını üzerine almakta, yayınlanan her yazının hakkını titizlikle korumakta, bu konuda sürekli çalışmaktadır.
Bugün, 1000kitap üzerinde yayınlanan bir incelemenin üzerine bazı okurlarımız 2018 yılında dergimizde yayınlanan aynı kitabın incelemesinde benzerlikler görmüştür. Yaptığımız inceleme sonucunda telif haklarımızı ihlal eden bir problemle karşılaşmadığımızı bildiririz. Bu konuda hassas davranan okurlarımıza teşekkür ederiz.
Fakat bununla birlikte, Söylenti Dergi olarak sadece SöylentiDergi adlı sosyal medya kanalları, mail adresi, genel yayın yönetmenlerimiz ve editörlerimiz bu tip durumlarda iletişime geçmektedir. Söylenti Dergi adına sizlerle herhangi bir konuda iletişime geçen üçüncü kişilerin ciddiye alınmamasını, size yasal hiçbir yaptırım uygulayamayacağını da bildiririz.
Ekibimizde gönüllü olarak içerik yazarı veya sosyal medya içerik üreticisi olabilir, sitemizin künyesinde adınızı yazdırabilir, burada fark yaratabilirsin!
Detaylar ve başvuru için: soylentidergi.com/ekibe-katil
“11
H.K
İlahi
Asla gerçekleşmiyoruz.
Karşı karşıya duran iki uçurumuz biz – Cennet’i hayranlıkla izleyen bir kuyu.”
Syf 40
“15
Doğuştan bana ait olan içimdeki toprağı, adım adım fethettim. İçinde bir hiç olarak kaldığım bataklığı, azar azar ele geçirdim. Sonsuz varlığımı doğurdum, ama kendimi kendimden forsepsle koparmak zorunda kaldım.”
Syf 44
“17
Belki de bir gayret gösterip şu biricik, benzersiz işe girişmenin zamanı gelmiştir: hayatını gözden geçirmek. Uçsuz bucaksız bir çölün tam göbeğindeymişim. Edebi bir dille bir vakitler ne olduğumu, bu noktaya nasıl geldiğimi açıklamaya çalışıyormuşum.”
Syf 45
“20
Ömrüm boyunca, hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer başka koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı, desem yeri var. Diyelim ki beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor.”
Syf 48
“21
İster var olsunlar ister var olmasınlar, biz tanrıların kölesiyiz.”
Syf 48
“22
Aynalarda gördüğüm suretim, hep ruhumun kollarına sığınırdı. Düşüncelerimde bile olduğum gibi var olabilirdim ancak: zayıf ve beli bükük biri.
Her şeyim çoktan ölmüş bir çocuğun eski fotoğraf albümüne yapıştırılmış, renkli bir prens tipografisini anımsatıyor.
Beni sevmek, bana acımak demek. Gelecek zamanın sonlarına doğru bir gün biri çıkıp hakkımda bir şiir yazacak, ben de belki ve ancak o zaman, Kendi Krallığım’da hüküm sürmeye başlayacağım.
Tanrı; biz varız ve her şey bundan ibaret değil, demek.”
Syf 48-49