Lev Tolstoy, Savaş ve Banş'ta ortaya koyduğu genel fikirlere çok önem veriyordu. Oysa, eserinin kalıcı olmasını sağlayan, bu genel fikirler değil ama içindeki tarihsel, askeri, felsefi görüşlere rağmen, toprağa ve insana evrensel edebiyatta görülmemiş bir güzelleme olmasıdır. Lev Tolstoy, Nataşa'nın balodaki neşesini, Alman generallerin tartışmalarını, uçsuz bucaksız gökyüzünün altında uzanan Prens Andrey'in ışıklı derin düşüncelere dalışını, askerlerin kamptaki şakalaşmalarını, iki genç kızın açık bir pencere başındaki fısıldaşmalarını, iz peşindeki av köpeklerinin neşesini, köylülerin ayaklanmasını, Nikolay Rostov'un kahramanca düşüncelerini, Kutuzov'un genel kurmay toplantılarındaki uyuklamalarını, Piyer'in aile mutluluğunu, Speranski'nin yapmacık kahkahalarını, kırda bir maskeli baloyu, çılgın bir kızak yarışını, küçük bir kızın odun kömürüyle bıyık çizilmiş yüzünü, mason ayinlerinin tuhaflığını, alevler içindeki Moskova'yı, kar altındaki kırı bu derece gerçekçi betimleyebilmişse, bunun nedeni, sonsuz yaşam aşkının, hayatın tüm yönlerini benzer bir keskinlikle görmesine olanak vermiş olmasıdır. Birçok yüzü olan bu hayat, basit ve sade olduğu ölçüde onun için daha değerlidir. Doğaya yakın ne varsa onu beğenmektedir. Bir kadın ve bir erkek arasındaki çekim, evlilik, aile onda saygı uyandırmaktadır.