Yaz, bu deniz kıyısında kumlar içinde açılmış büyük, mavi bir çiçeğe benziyordu. Güneş bu çiçekten başka ve onun güzelliğini yapmak için ortada ne varsa hepsini değiştiriyor, kimini siliyor, kimini can sıkıntılı bir uyku yapıyordu.
12. yüzyılda tahta çıkan Manuel Komnenos Anadolu'yu Türklerden geri almak için büyük bir sefer planladı. Hedefi Selçuklu başkenti Konya'yı ele geçirmekti.
İçlerinde Bizans kuvvetlerinin yanı sıra Frank süvarileri, Peçenek okçuları ve Latin paralı askerlerinin de bulunduğu 25.000-35.000 kişilik bir orduyla İstanbul'dan yola çıkan Bizans İmparatoru Selçuklu Sultanı'nın II. Kılıç Arslan'ın çekildiği toprakları yakıp yıkması ve su kuyularını zehirlemesi sonucunda ikmal sorunları yaşadı. Manuel, subaylarının itirazlarına rağmen ordusunu Tribritze denilen ve çıkışında harap haldeki Miryokefalon Kalesi'nin bulunduğu dar bir geçide soktu. Kuvvetlerini tepelerde gizleyen ve vadi çıkışına pusu kuran Selçuklular 17 Eylül 1176'da Bizans öncüleri vadiye girerken baskın düzenledi.
Türk okçularının ok yağmurları ve tepelerden yuvarlanan kayalar Bizans ordusunda kaos yarattı. Daha sonra düzeni sağlamakla birlikte geçitteki pusuda ağır kayıklar yaklaşık 15.000 asker veren ve Konya'yı almak için gerekli kuşatma silahları da tahrip olan Bizans ordusu geri çekilmeye karar verdi. Muharebe Anadolu'daki Türk egemenliğini pekiştirerek Bizans'ın Anadolu'yu geri alma hayallerine kesin olarak son verdi.
Ben de önce öyle sandım. Ama sonra üzerinde düşününce, hele gözlerini hatırlayınca. Göz korkunç bir şahit, değil mi? Yahut korkunç ayna... Her şeyi, ifşa ediyorlar. Hele hislerimizi gizlemek isteyince bakışlarımız nasıl
değişir? Kaskatı olurlar. Ve biz gizledik sanırız.