Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
... geniş, ağır ve kaypak halkalarını bütün vücuduna doladıktan sonra, zehirli dişini en can alacak yerine geçirmeye hazırlanan bir yılanın, ayaklarının ucunda birdenbire uyuyup kaldığını gören bir çöl yolcusunun inanılmaz sevinci içinde...
Sayfa 13 - Dergâh Yayınları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1938’de evleri basılıp arandığında NKVD’nin götürdüğü günlüklerine çok yanardı annem. O günlüklere okuduğu kitapları, gördüğü oyunları, filmleri kaydetmişti. Bu NKVD baskını, hiç bir şeyin güvence altında olmadığı hissini doğurmuş, o baskından sonra günlük tutmaktan vazgeçtiğini söyler ve hayıflanırdı. “O korku olmasaydı, savaş sırasında günlük tutardım, kaydedilmesi gereken şeyler görüp yaşadım. Şimdi yalnızca bir kısmını kim bilir belki de çok doğru olmayan bir şekilde hatırlıyorum.” Yine de NKVD’den uzak bir noktada eğreti de olsa bir düzen kurduğunda hiç olmazsa okuduğu kitapları kaydetmeye başlamış. Sonra da o defteri, kıymetli eşya olarak, ülkeler, kamplar, Türkiye’de bir sürü ev taşıma sırasında yanında taşımış. Defterdeki notlar 1966 yılının başına kadar geliyor. 1966 yılında yeniden günlük tutmaya başlamış. Artık emniyette olduğunu düşünmüş olmalı. Okuduğu kitapları da günlüğe kaydetmiş.
Kronik Kitap
Şefika, ağabeyleri ve barakalarını paylaştıkları diğer Kırımlı aileler batıya doğru yola çıkarıldılar. Önce İnsburg’a oradan Landeck’e götürüldüler. En sonunda güneybatı Avusturya’da Bregenz yakınlarında, Alberscwhende köyündeki bir kampa getirildiler. Daha öncekilere benzer bir kamp, sıralanmış barakalar, barakalarda ranzalar. Yalnızca önceki kamplara göre binalar biraz daha düzgün yapılmıştılar. Bu kamp savaştan önce Hitlerjugend kampı olarak yapılmış, bir süre gençlerin Nazi ideolojisini benimseyip içselleştirmesi için kullanılan “izci” kamplarındanmış. Alberschwende’ye geldikten kısa bir süre sonra Avrupa’da savaş bitti, Almanlar teslim oldular. Kampı Fransız askerleri devir aldı. Ama çok uzun süre kalmadılar. Yeni kamp müdürü Amerikalı bir kadın oldu.
Kronik Kitap
Bir hafta önce Akmescit’ten gelen bir gezgin satıcı kötü haber getirmişti. Birlikte Hacca gittiği, Habibe Hanım’ın da amcası olan Hacı Ali Mırza’nın oğulları İsa ve Mustafa ile birlikte cami çıkışında “Sivastopol’den gelen Bahriyeli kızıllar” tarafından durdurulduğunu ve “Ne kadar toprağın var? Kaç kişi çalıştırıyorsun?” şeklindeki benzer sorulardan sonra, üçünün de hemen oracıktaki caminin basamaklarında kurşuna dizildiğini anlatmıştı. Sıra ondaydı işte. Kader öyle yazılmıştı demek. Ölmeden önce son bir kez dua etmek için gözlerini kapattı.
Kronik Kitap
“Enteresan dönemlerde yaşayasın!” J.F. Kennedy’nin meşhur ettiği Çin lanetini duymuşsunuzdur. Size, işte bu enteresan dönemlerde yaşamış, çocukluğunu Sovyet yönetiminin türbülanslarına, gençliğini İkinci Dünya Savaşı’nın ölümcül kaosuna kaptırmış, savaş sonrasının yoksul Türkiye’sinde kendisine huzurlu bir sığınak bulmuş annemin hikayesini anlatacağım. Kırım’dan Stalingrad’a; savaş Avusturya’sından Ankara’ya. Ben bu hikayeyle büyüdüm.
Kronik Kitap