çiğdem dere

çiğdem dere
@stellforge
Şiir Seslendirmelerim : open.spotify.com/show/5xk2T6MZ0A...
Fransız Dili Ve Edebiyatı
Lisans
16 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Lâle Çılgınlığı
Puan vermedi
- Siyah Lale romanı, Hollanda tarihinde ''lale çılgınlığı'' olarak bilinen dönemin üzerinden otuz yıl geçmiştir. Johan de Witt ve kardeşi Corneils idam edilmiştir; Hollanda, tarihinin en sancılı günlerini yaşamaktadır, bu sırada Çiçek Üreticileri Derneği ilk siyah laleyi yetiştiren kişiyi ödüllendireceğini ilan eder. Coenils Van Baerle adındaki genç bir doktor, ilk siyah laleyi yetiştirmek için harekete geçer, ama yazgısı onun bu arzusunun hapisle, aşkla ve fedakarlıkla sınayacaktır. Alexandre Dumas anlatımında sade ve akıcı bir dil kullanarak okuru kitapla birlikte bütünleşmeyi sağlamış. Bu romanda oyların akışı içinde kendinizi de bulup, karakterlerle birlikte onların duygularının esiri oluyorsunuz. Romanda bulunan dönemin edebiyatı yazar tarafından yaşatılarak aktarılmış. Kitabın sonunu tahmin edildiğinde sizi hiç beklemediğiniz bir sonla karşılaştırıyor. * Hikayemiz 26 Ağustos 1672 günü Johan de Witt'in Cerrah Tichelear tarafından cinayete azmettirmekle suçlanan kardeşi Corneils Witt'in idamının gerçekleştirilmesi için burjuvalılar tarafından ayaklanan halkın ''hainlere ölüm'' yankılarıyla başlamaktadır. Johan De Witt kardeşini hapishaneden ve onun ölümünden kurtarmak için Corneils'in peşini bırakmamaktadır. Tilly adlı bir subay tarafından kardeşinin yanına gitmeyi başarır. Gardiyanının kızı olan Rosa sayesinde Corneils ve Witt burjuvalıların ölüm haykırışlarından ve demir parmaklıklardan kurtarılmayı başarırlar; ta ki şehrin kapılarının kapalı olmasıyla yüzleşene kadardır. Bu sebeple yakalanan ve ölüme mahkum edilen bu iki kardeşin ardından sadece vücutlarının parçaları kalır. Bu iki kardeşten kalan tek şey ise vaftiz oğluna yazdığı bir mektuptan başka bir şey yoktur. *Corneils bu sırada Siyah Lalenin üretimini sağlama peşindedir. Siyah laleye vermiş olduğu
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
'' Sevmek böyle mi olur ! ''
8/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Oktay Rifat Bir Kadının Penceresinden Oktay Rıfat'ı tanımak ve okumak için edindiğim, okuduğum ilk kitabı Bir Kadının Penceresinden romanı oldu. Diline, üslubuna, anlatım yönüne dair hiçbir bilgi sahibi olmamama rağmen bu kitabına şans verip okumak istedim. İyi ki onu tanımak için yayımlanan ilk bu romanından okumaya başlamışım. Türk şiirinde büyük bir yere sahip olan Oktay Rıfat bu kitabında şiirle romanı harmanlayarak yazmış. Kitabı okurken aynı zamanda kendinizi bir şiir yapıtının içinde bulmuş oluyorsunuz. Betimlemelere ve karakterlerin kendi düşüncelerini de çok fazla yer vererek kendinizi kahramanların yerinde bulduğunuz zamanlar oluyor. Bunu yaparken de akıp giden olaydan kopmadan anlatılan hikayeye ayak uydurup akıcılığıyla birlikte roman akıp gidiyor. 1975 Türkiye'sinin o zaman ki kültürlerini, yönetim biçimlerini, azgelişmişliğin doğurduğu sıkıntıları ; ekonomi, açlık, değersizlik gibi konuları da ele alarak 1975 Türkiye'sinin o zamanki insanların yaşam, düşünüş, var olma biçimlerine de hakim olmuş oluyorsunuz. Fakat asıl konu azgelişmişlik değil azgelişmiş olan ilişkilerdir. Bir Kadının Penceresinden 1975 Türkiye'sinde İstanbul'da geçen, üç çocuk annesi evli olan Filizle evli bir devrimci olan Selim'in yasak aşk hikayesini anlatıyor. O zamanın Türkiye'si az gelişmiş bir ülke toplamı olarak nitelendiriliyor. Filiz hiçbir yakını, onun eli kolu olacağı, ona destek çıkan birisinin olmadığı bir hayat yaşamakta. Ailenin sahip oldukları ev bodrumda katında olup çelimsiz ve düzensiz Filiz ise bir şekilde hayatını ve çocuklarını orda yaşamaya ve yaşatmaya çalışan birisi. Evli olduğu Bedri ise onun için sadece bir insandan ibaret . Bedri hiçbir zaman Filiz'e ve çocuklarına değer vermeyen birisi oluyor. Bedri Filizi çoğu zaman aldatıyor ve durumu büyük bir küstahlıkla yapıp aynı şeyi
Edebiyat & Roman
Bir Kadının PenceresindenOktay Rifat · Yapı Kredi Yayınları · 20191,006 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 00:00
Anton Çehov Üç Kız Kardeş Anton Pavloviç Çehov yazdığı bu oyun yazısında kullandığı dillin sadeliği ve akıcılığı sayesinde okura kitabı bir solukta okutmayı başarmış. Bu tiyatro yazarını toplam 3 perdeden oluşturarak her bir perde de karakterler farklı konumlarda ve farklı ortamlarda olmakta. Çehov üç kız kardeşte 3 Perdeden oluşan 20.yuzyılın başlarında Rusya'da ayrıcalıklı sınıfların inişe geçmesiyle yüzleşmeye çalışan aristokrat Prozorov ailesinin öyküsünü anlatır. Moskova da üç kız kardeş; Olga, Mâşa ve İrina on yıldır küçük bir taşra kasabasında yaşamaktadır. Olga, Mâşa ve İrina annesi ve babasını kaybettikleri için yetim kalmışlardır. Fakat babaları yaşadığı süre boyunca kızlarını eğitimden ve kültürlerinden eksik bırakmamış aksine onları hep ilerletmiş ve eğitmiştir. Bu üç kız kardeşin bir de Andrey adlı bir erkek kardeşleri daha vardır. Andrey bütün varlık ve yokluklarını kumarlarda harcayarak en sonunda evlerini de ipotek etmeye sebep olur. Andrey'in en çok ıstırabını çektiği konu ise evlendiği ve evlendiği kişiden çocuğu olan karısını aslında hiç sevmediğinin farkına varmasıdır. Bu üç kız kardeşinin de ortak olan hayat düşleri Moskova'ya dönme umududur. Tek istekleri, arzuları Moskova'ya anne ve babasının yaşamış aynı zamanda da kendi doğup büyüdükleri yere gitmek ve orda kalmaktır. Moskova'ya gitmek istemek sebeplerinden biri de gerçek aşkı orada bulacaklarına dair umutlarıdır çünkü hepsi birilerinin dediği kişiyle olmayı değil aşık olmayı ve aşık olabilmeyi istemeleridir. Fakat ''soytarı'' olarak adlandırdıkları evlerine girip çıkan insanlardan dolayı bu insanlar aşık olmalarına en büyük engeldir. Üç kız kardeşin yaşadığı zamanın kültür ve toplum anlayışının kadınının birisine aşık olmasına bir şekilde engel olunması, evliliklerin olması gerektiği gibi olmayıp
Modern Klasikler Dizisi
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,9bin okunma
9/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 00:00
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ilk önce radyo oyunu olarak yazılmıştır. Bu radyo oyunundan kazandığı üstün başarıdan sonra sahne oyunu haline getirmiştir. Ardından televizyon senaryosunu yazdıktan sonra okurların taleplerinden dolayı roman halini almıştır. Bu romanda Yaşar Yaşamaz kendi öyküsünü Aziz Nesin'in nasıl yazdığını anlatıyor. Romanı yazarken sosyalist bir yaklaşımla trajikomik bir hikayeyi kaleme almış. Kaleme alırken anlattığı bu hikayeyi sade bir üslup, akıcı bir dil kullanarak hikayeyi kopmadan okumayı ustalıkla başarmış. Romanı okurken kimi zaman gülüyor kimi zamanda Yaşar'ın olduğu durumdan olayı üzülmek kaçınılmaz oluyor. Kimi zaman okurken fark etmeden siz de bir Yaşar Yaşamaz oluyorsunuz. Yaşar Yaşamaz' ın hikayesi küçüklüğünden beri hayatta yaşamak kavramını benliğinde hissetmesine içinde olmuş olduğu hayat izin vermemiş. Doğup büyüyüp bir gün babasıyla birlikte devlet okuluna kaydı yapmaya gittiğinde kimliği olmadığı için okula kaydını gerçekleştiremez. Nüfus kâğıdı çıkarmak için nüfus memuruna gittiklerinde ise Yaşar'ın 1915'te Çanakkale Savaşı'nda şehit düştüğü kayıtlarda yazılıdır. Bunun ne kadar imkansız olduğuna dair babası nüfus memurunu ikna edip dilini yorsa da kayıt defterinde şehit düşmüş olarak gözüktüğünden Yaşar'a nüfus kağıdı çıkaramazlar. Yaşar'ın hayatı bu nüfus kağıdına bağlı olduğu ise yaşamının belirli dönemlerinde açığa çıkar. Sevdiği kız olan Anşe'yle birlikte hayat kurma çabası da onu her zaman bir yerden bir yere sürüklemeye devam eder. Başından geçen bu olayları hapishanedeki koğuşunda arkadaşlarına anlatarak anlatmaya başlar. Hapishaneye nasıl girdiği ise arkadaşları tarafından her zaman merak konusu olur. . Yaşadığı halde yaşamıyor olurken yaşamadığı halde de yaşıyor oluyor Yaşar Yaşamaz. Yaşar Yaşamaz'ın
Edebiyat & Roman
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
Ölüm gerçek, ölüm döşeği tabutu, cenaze ortak, yas bireysel...
Puan vermedi
#k: Emile Zola 175986 Kitap toplumsal ve ekonomik koşulların ölümü nasıl şekillendirdiğini anlatan beş öyküden oluşuyor. Aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi ailelerin bu süreci nasıl yaşadıklarını akıcı, sade bir dille ve toplumsal çerçeveden çıkmayarak her bir kesimden aldığı aile ve topumla bizlere sergiliyor. 1. Bölüm de kont ve kontesin evlilik hayatındaki bu iki çiftin birbirlerini evli olarak değil ayrı bir dost olarak görmesi ve ölümlerinde de ayrı olarak yaşamak istemelerini yer alıyor. Fransa'nın en çok tanınıp bilinen aristokrat bir statüye sahip kontun ölümünü ele alıyor. Kontun ölüm döşeğindeyken kontesin davranışlar ve duygusal benliğinin acı dolu olmaması da ilgileri çekiyor. Kontun halk tarafından bilinmesine iyi bir statüde olmasına rağmen onun ölümüne sevinenler ve arkasından kötü sözlerini esirgemeyen insanların varlığı kontun aristokratlığının yaşadığı süre boyunca bir önemi olup olmamasını, ölümünün, sahip olduğu statünün önemini yitirip yitirmemesi de soru işaretleri bırakıyor. 2. Bölüm de bayan Guérard adlı dul bir kadın ve üç oğlunun hayatını ele almış. Bayan Guérard'ın 8 yıl önce sulh hakimi olan kocasının ölmesiyle büyük bir servet kalır. Bu servetin Charles, Georges ve Maurice adlı 3 oğluna bölüşülerek kalması sonunda servetin adeta bir hiç olması bayan Guérardın çocuklarına karşı güvensizliğine sebep olur. Bir akşam bayan Guérard'ın masadan kalkarken fenalaşmasıyla birlikte hastalanır. Ev ve evin ekonomisini yattığı yerden yürütmeye çalışır. Annesi bu haldeyken 3 oğulda ona çok iyi ve sevecen bir şekilde davranırlar. Anneleri ölüm döşeğindeyken onların asıl konuları ve odaklandıkları şey ise servettir. Her birinin ağzından kendi servet düşünceleri çıkarken sahip oldukları evi satmalarını söyleyen Charles annesinin duyduğunun farkına
Edebiyat
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Can Yayınları · 202024,4bin okunma