Epiktetos
Doğaya uygun yaşam, hayatı bir yolculuk gibi yaşamak demektir. Şöyle ki, geminin kaptanın, tayfasını, yolculuk gününü ve zamanın belirleyebilirsin. Sonra bir firtına kopar. Senin üzerine düşen yalnızca sana ait olanı korumaktır; gerisi ise kaptanın görevidir. Gemi batarsa ne yapabilirsin? Yalnızca elinden geleni. Korkuya kapılmadan, çığlık atmadan, Tanr'yı suçlamadan ve var olan her şeyin bir gün mutlaka yok olacağını bilerek; ölümsüz bir varlık değil küçücük bir insan olduğun için, tipkı bir günün her hangi bir saati gibi; siran geldiğinde hazır olmalı ve sona ermen gerektiğinde sona ermelisin.
Stoa Felsefesi
Mutlaka izleyin, dinleyin ve yorum yapın!
Sosyoloji psikoloji felsefe, nihilizm...makyavelizm Peaky Blinders'ın ele başı Tommy Shelby'nin felsefi, psikolojik ve sosyolojik açıdan analizi... Stoa Felsefesi Nietzsche'nin Nihilizmi Bireyin Topluma Yabancılaşmasına Bir Eleştiri: E.M. Cioran Nihilizmi Machiavelli’yi Nasıl Okumalıyız? youtu.be/xuWfkWddx2Y?si=...
Sosyoloji
Reklam
Eksik İnsanların Masası: Haklılıktan Sorumluluğa, Sığınaktan Dikkat Etiğine Bir Yolculuk İnsanlık düşüncesi, çoğu zaman büyük bir mimari inşa faaliyeti gibi işlemiştir. Filozoflar, kuramcılar ve sistem kurucular, insanı dünyadaki ağırlığından kurtaracak, ona bir "haklılık" zemini verecek veya varoluşun sancısını dindirecek görkemli kuleler inşa etmişlerdir. Ancak, bir insanın kendi zihniyle, vicdanıyla ve sorumluluklarıyla kurduğu ilişki üzerine yapılan bir sorgulama, bu kulelerin aslında birer sığınak olduğunu fısıldar. Adalet teorilerinden, devrim anlatılarına; geleneksel erdemlerden, modern aydınlanma vaatlerine kadar her büyük düşünsel yapı, insanın "yükünü" devretmesi için bir mekanizma sunar. Oysa gerçek bir düşünsel olgunluk, sığınak inşa etmekte değil, sığınakları birer birer sökmekte yatar. Sığınakların Çöküşü ve "Muafiyet" Mekanizması İnsan zihni, tarih boyunca eylemleriyle vicdanı arasındaki mesafeyi korumak için sürekli bir "muafiyet" arayışında olmuştur. Kimi zaman tarih, kimi zaman ulus, kimi zaman Tanrı, kimi zaman da mağduriyet veya bilim; sorumluluktan kaçışın meşru gerekçeleri haline getirilmiştir. "Ben üstüme düşeni yaptım, gerisi artık benim sorumluluğum değil," fısıltısı, her ideolojinin arka planında çalışan sessiz bir motordur. Bu yürüyüşün ilk aşaması, bu muafiyet mekanizmasını teşhir etmekti. İnsan, kendi haklılığının arkasına saklanarak başkasının acısını görmezden gelebilir; ya da kusurluluğunu bir mazeret olarak kullanıp eylemsizliği seçebilir. Oysa gerçek bir etik duruş, ne haklılığın arkasına saklanmayı ne de hatanın arkasına gizlenmeyi kabul eder. Ahlak, bir "aklanma sertifikası" değil, omza düşen payın devredilemez hamallığıdır. Bekçilikten Bahçıvanlığa, Atölyeden Masaya Düşünce, bu süreçte statik rollerden dinamik süreçlere
Felsefe
Epiktetos ve stoa yolculuğu
Elbette şunu da unutmamalı ki; bu yol uzun. Bu kitap sadece bir başlangıç. Zihne ekilen bir tohum.
Stoa
Dünkü cehaletini bugünkü aklınla yargılamayı bırak
Eylem Yolundaki Engel Eylemi Hızlandırır
Kendi değerini tartısı bozuk insanların elinde ölçemezsin Marcus Aurelius
Stoa Felsefesi
Reklam
Reklam