Kocaman, kırmızı ve kanlı bir şey tepemde dikilmiş dişsiz ağzıyla gülüyordu.
-Kızıl kahkaha bu. Dünya çıldırdığında işte böyle gülmeye başlar. Dünyanın çıldırdığını biliyorsun değil mi? Ne çiçekler var üstünde, ne de şarkılar; derisi yüzülmüş bir baş gibi yuvarlak, pürüzsüz ve kızıl artık. Görüyor musun onu?
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Basım·Kitabı okudu
Eğer yaşamak kelimesinin mânası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lâhza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk.
Aralarında oluşan sessizlikleri anlamsız bulup telaşa kapılmayan eski ve gerçek arkadaşlar gibi uzun bir süre sustuk ve bana kalırsa bu suskulunluğun en anlamlı gevezelik olduğunu düşündük.