Şükran Korhan

Puan vermedi·120 syf.··
2024 5. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2024 20:56
Kapıların Dışında savaşın insan üzerinde bıraktığı yıkıntıyı, o derin kapanmaz izleri anlatan rahatsız edici bir kitap, evet rahatsız edici dedim çünkü yazarın yazdığı şeyleri bizzat kendisinin yaşamış olması, bunca acıya tanıklık etmesi o savaş atmosferine tanık olmuş o ağır havayı solumuş olmasından dolayı kitabı okurken siz de o havayı soluyor olacaksınız. belkide savaşın o korkunç derin izler bırakan yaralarını, geride ne denli bir yıkım bıraktığını anlayabilmek için bazen bu tür eserler ile rahatsız edilmemiz gerek. Daha önce de yıkım edebiyatı üzerine kitaplar okumuştum ama bu denli çarpıcı, sert bir kitap okumamıştım, bende en çok etki bırakanlardan oldu. Kitap, yaklaşık bi 95 sayfalık tiyatro. Ve hiçbir tiyatronun oynamak hiçbir seyircinin görmek istemediği bir oyun... Fakat okurken çok derin bir roman okuyorsunuz gibi ama aynı zamanda tiyatro seyreder gibi de canlanıyor her bir ayrıntısı kafanızda...Wolfgang Borchert, yirmi yaşında ikinci dünya savaşında üç yıl boyunca cephede yer alıp savaş bitip de döndüğünde kapıların dışında kalan genç bir yazar. Savaştan dönüyor evet ama hiçbir şey bıraktığı gibi değil, ne eşi ne evi ne ailesi ne ülkesi... Heryer enkaz, herkes kaypaktır artık... Ve artık onun yeri kapıların dışıdır. peki ya savaşı emredenler, onlar öldürdüklerinin önünden hissiz geçip giderler. Ve onlar şimdi kapılarını sıkı sıkı kapamış sıcacık evlerinde yataklarına uzanmış yatıyorlar... Wolfgang Borchert Kapıların Dışında
Tiyatro
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.··
2021 41. kitabı
Rüveyda; En nazenin, en narin, en güzel, en uğruna kendimizi feda edebileceğimiz ne varsa o... Rüveyda, içimizde yavaş yavaş büyüyen ve büyüdükçe kök salan o en derin duygunun öylece kaybolup gidecekken konacak bir dal buluvermesi...
Şiir
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 21. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 15:00
Kitap, Abélard ve Héloise'nin birbirlerine yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor. Aslında birbirlerine yazdıkları mektuplar yedi tane, fakat yazar bu eserinde mektup sayısını on ikiye çıkarıp şiirsel bir oyun şeklinde toplamış ve bunu yaparkende ikili arasında yaşanan gerçeklikten, o öz sevgiden kopmadan hatta daha da güçlendirerek yazmış , ve bence çok başarılı bir eser ortaya çıkmış. Abélard ve Héloise'den kısacık bahsetmek istiyorum:12.yüzyılın din bilimci,düşünür, filozof, besteci, yazar ve şairlerinden biri olan Abélard dönemin en tanınmış üstadlarından biriydi ve bu eğitimci kişiliğinden dolayı birçok öğrenci ondan ders alırdı. Dayısı ile beraber yaşayan Héloise de Abélard'ın öğrencisiydi. Héloise, Fransa'da ünlü bir kadın düşünür olarak kabul edilir, şaşırtıcı toplumsal fikirleri olan, kadın haklarını savunan Héloise dayısı tarafından titizlikle yetiştirilip korunuyordu. Héloise Abélard'dan ders almaya başlar ve aralarında duygusal bir ilişki başlar ve bir çocukları olur daha sonra evlenirler fakat Héloise'nin dayısı bu ilişkiye engel olur, ikili bir daha görüşemez ve bu süreçte birbirlerine mektup yazarlar. Mektuplarda inanılmaz bir ahenk var, şiirsel dilin büyüsüne kapıldım okurken, bir süre etkisinde kaldım her kelimenin ayrı ayrı. Aralarındaki o güçlü sevgiyi daha ilk mektupta hissettiriyorlar. Özellikle kadın yazarların kalemini rikkatle okumaya çalışıyorum ve Héloise'nin yaşadığı acılardan doğan güçlü kalemini çok beğendim, herşeye rağmen direnişi, çoğu zaman ki öfkesi hepsi ayrı ayrı ustaca aktarılmış. Abélard'ın ise o şiirsel yüreği, mektuplarında hissediliyor. Yoğun bir şekilde yaşanılan aşk, ve ona mani olan engeller sonucunda yaşanan acılarla birlikte kalemi ve yüreği güçlü iki aşığın hikayesini okumak, acılarına ortak olmak güzeldi...Bu eser
Edebiyat
Abelard ve HeloiseRonald Duncan · Helikopter Yayınları · 20182,911 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 17:11
Selçuk Baran pek çok öyküsünde uyum sağlayamayan, bir nevi bekleyiş içerisinde asılı kalmış, hayatla birlikte akmayan ancak ona seyirci kalan, kendisine ördüğü kabukların ardında küçülen, nefes alamayan insanı, her öyküde başka bir yerinden yakalayarak anlatıyor. Dolayısıyla onun karakterleri mutsuzlukları, huzursuzlukları, bekleyişleri, arayışları, sevinçleri gibi yönlerden birbirlerine benzeseler de bu ruh hallerinin ortaya konuluşundaki çeşitlilik ve derinlik her seferinde insanı başka bir yönüyle görebilmemizi sağlıyor. Bu yüzden Selçuk Baran’ı okurken hiç aynı öyküyü okuyor hissine kapılmadım. Dokuz öyküden oluşan bu kitapta kadına, kadının dünyasına bakış daha yoğunluklu hissediliyor. Çürümeyle yeşermenin iç içe geçtiği bir toplumda , sınırlarını kendilerinin çizdiği küçük dünyalarında ömür tüketen insanların fırtınalı dünyalarına ustaca sokuluyor Baran,her bir öyküsünde ayrı ayrı... Özellikle de "Kabuk" öyküsünü okuduğumda mıhlandım. Söylenmek istenen ama cesaret edilmeyen pek çok şey söylenmiş öyküde. Mesela şu hak dediğimiz şeyler, nedir bunlar ? Söylendiği kadar güven verici mi sahiden? Kadın güçlü olsun. Ayakları üzerinde dursun. Ekonomik özgürlüğünü alsın, koşsun, bir erkekten daha çok koşsun, kıyas edilsin, erkekler makinist olur herşeyi yapar ama kadınlar yapamaz mı densin. Tamam yapar, bir kadın bunların hepsini yapar. Ama ya yapmak istemiyorsa? O yalın, bildik düzenin içinde mutluysa ? Bütün öteki sıfatlar bir yükse onun için? Seviyorsa evindeki yerini. Ya da canı hiçbir şey yapmak istemiyorsa? Yapmamayı seviyorsa ya? Evin içi dar geliyor artık pek çok kadına. Fazlasını istiyorlar. Ama istedikleri şeyi "arzulamıyorlar." Böylece yapmak istedikleri, ama yapamadıklarının yanına bir de yorgunluk ekleniyor. İlle de bir şey yapmak, bir şey olmak zorunda
Anaların HakkıSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020502 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 13. kitabı
"Bir Adam Yaratmak" Necip Fazıl ‘ın en önemli tiyatro oyunu. Üstad bu eserini Zonguldak'ta maden ocağında yazmış. Eserin özellikle konusu, güçlü felsefesi, son derece etkili düşünsel muhtevası, etkili fikirleri çarpıcı şekilde izah eden diyalogları tiyatro tekniği ve etkili mesajları ile çok dikkat çekmiştir. Bu eser onun ustalığını ortaya koyan bir eser olarak kabul edilmiş ki Üstad kendisi de bunu şu şekilde dile getirmiş; "Bu eserimi, bugüne kadar vücuda getirdiğim eserler içinde en bağlı olduğum eser biliyor ve öylece bildirmek istiyorum" Oyun; özellikle başkarakteri Hüsrev’e ait gösterilen düşünsel bunalımlar, Hüsrev’in kader, yaratılış, ölüm korkusu, sanatın çilesi, yaratılış hakkında çarpıcı irdelemeleri , fevkalade derin ve özgün düşünceleri ile son derece edebi izahları oyunu bir şaheser seviyesine taşımaktadır. Özellikle de ölüm korkusunu derin bir yoğunla ele alır. Necip Fazıl bu eserini bohem yıllarını bitirip ülkeye döndüğü materyalist düşüncelerden henüz kurtulmaya başladığı yıllarda kaleme almıştır. Eserde,arayış sancısını çok derin ve yoğun bir şekilde hissettim.Üstadın bu eserinin fikri muhtevasında tasavvufi düşüncelerin de derin tesirleri vardır. Üzerine çalışılması, düşünülmesi gereken bu şaheseri rikkatle tavsiye ederim...
Tiyatro
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
Reklam