Tahlil
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 197. kitabı
·
140 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 13:31
Zeytindağı, ulu bir çınarın andelîb-i hüzünle terennüm edilen o en dertli, o en muhteşem inkıraz faslıdır. Müellif Falih Rıfkı Atay, bu asar-ı nadirede Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye ve Filistin çöllerindeki son azametini ve ardından gelen o feryat dolu gurubunu, kalbi bir sızı ve şairane bir eda ile kağıda dökmüştür. Koca bir devletin Medine’den, Şam’dan ve mukaddes Kudüs-i Şerif’ten çekilirken geride bıraktığı yetim hatıralar, adeta tarihin sinesine kazınmış birer abide-i hüsrandır. Dördüncü Ordu Kumandanı Cemal Paşa’nın Zeytindağı’ndaki karargâhı, ne kadar ihtişamlı ve heybetli ise, sükût eden o koca hayal de bir o kadar hazin ve ibretamizdir. İstanbul’un nazlı çocukları ile Anadolu’nun kavruk sîmâlı neferleri, kendilerine yabancılaşmış bu üvey topraklarda, ulu bir davanın ve sarsılmaz bir sadakatin bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Falih Rıfkı, bir yaverin sadık şahitliği ve bir Türk milliyetçisinin yüksek şuuruyla, hem ordunun çaresizliğini hem de Mehmetçiğin çöl kumlarında devleşen o sessiz fedakârlığını şairane bir üslupla abideleştirir. Neticede bu eser; vatanperver bir sine için sadece bir mazi kıssası değil, imparatorluğun ufkunda batan son güneşin ardından tutulan asil bir yas ve ebedi bir ibret vesikasıdır.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Yazardan not
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
"Sükût Taşı'nın çıkış noktası aslında iki farklı düşünceye dayanıyor. İlki tamamen kişisel bir duyguydu. Kızımın ne kadar hızlı büyüdüğünü fark ettiğim bir dönemdi. Zaman kavramı üzerine daha fazla düşünmeye başladığımı fark ettim. Bir gün kucağımda uyuyan küçük bir çocuğun, göz açıp kapayıncaya kadar bambaşka birine dönüşmesi beni zamanın ne olduğu ve onu gerçekten nasıl algıladığımız konusunda sorgulamaya itti. İkinci çıkış noktası ise şu soruydu; Ya insanlar karşılarına çıkan şeyi tamamen yanlış yorumluyorsa? Ya virüs sandıkları şey aslında bambaşka bir şeyse? Bu iki düşünce zamanla birleşti. Bir yanda durduramadığımız zamanın akışı, diğer yanda anlamlandıramadığımız olaylara hemen bir isim verme eğilimimiz vardı. Sükût Taşı tam da bu noktada ortaya çıktı. Bu, insanın bilinmeyenle yüzleşme cesaretini ve zaman karşısındaki kırılganlığını anlatan bir hikâyeye dönüştü."
Sükût Taşı - UyanışSercan Dinç · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·280 syf.··
2022 110. kitabı
Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956), Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle bireysel temaları (yaşama sevinci, aşk, yalnızlık, ölüm korkusu) sade, akıcı ve içten bir dille işlemiştir. En ünlü eseri olan “Otuz Beş Yaş” şiiri, 1946’da CHP Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmış ve Türk edebiyatının kült şiirleri arasına girmiştir. “Bütün Şiirleri” (veya “Otuz Beş Yaş” toplu şiirleri) içinde yer alır ve şairin ölüm, zamanın geçişi ve yaşlanma kaygılarını en yoğun biçimde yansıtır. Asım Bezirci, şiirleri yayım tarihlerine göre kronolojik olarak sıralamıştır. Kitap şu bölümlerden oluşur: Sunu — Asım Bezirci’nin sunuş yazısı. Şiir Üstüne — Tarancı’nın bir röportajı / şiir üzerine düşünceleri. Öncekiler (23 şiir) — Erken dönem, kitaplara girmemiş şiirler. Ömrümde Sükût (1933, 21 şiir). Aradakiler (81 şiir) — Dergilerde kalmış ara dönem şiirleri. Otuz Beş Yaş (1946, 108 şiir) — Şairin en ünlü ikinci şiir kitabı. Düşten Güzel (1952, 35 şiir). Sonrakiler (6 şiir) — Geç dönem ve ölümünden sonra yayımlananlar. Çeviri Şiirler — Baudelaire, Verlaine, Apollinaire gibi şairlerden çeviriler. Temalar ve Tarancı’nın Şiir Anlayışı Tarancı’nın şiirleri genel olarak:Yaşama sevinci, aşk, doğa, yalnızlık ve ölüm korkusu etrafında döner. Sade, akıcı, içten ve halk diline yakın bir üslup kullanır. Hece ölçüsünü ustaca benimser. Hiçbir akıma sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır; bireysel ve hümanist bir sesi vardır. Behçet Necatigil’in ifadesiyle: “Yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçeyi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren” bir şairdir. Önemi Tarancı’nın dağınık dergi şiirlerini bir araya getirerek kalıcı bir külliyat oluşturur. Okuyucular ve araştırmacılar için temel referans kitaptır. Türk şiirinde bireysel
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 202014,1bin okunma
Kişinin kalbi diline,dili kalbine şahittir…
10/10
·248 syf.··
2026 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 19:38
İmam Gazâlî’nin *Dil Belası* kitabı okuması kolay, anlaması çok daha kolay ama uygulaması oldukça zor bir eser. Susmak, konuşurken insanların kalbini kırmamak, insanları üzecek herhangi sözlü ya da bedensel imada bulunmamak gibi konuları ele alıyor. Kitap bir otokontrol rehberi niteliğinde. Gazâlî sadece "yapmayın" demiyor; neden yalan söyleriz, neden gıybet ederiz gibi psikolojik analizler de yapıyor. Özellikle "boş konuşmak" üzerine yaptığı uyarılar, günümüzün sosyal medya çağında bile ne kadar güncel olduğunu gösteriyor. Cemil Meriç’in *"Üslûbun kimliğindir"* sözü tam da bu kitabı özetliyor aslında. Kimliğin, kim olduğun, neye hizmet ettiğin, neyi aradığın ve neye talip olduğun... Hepsi dilinde gizli. Küçük bir organ, büyük bir imtihan... Dil belası,dilin afetleri… İmam Gazali Dil Belâsı#tasavvuf#ihya#sükût
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma
Bana Nazan Bekiroğlu’nu Tanıtan Kitap
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 18:28
2004 yılında, Türkçe öğretmenim Saim Bey’in elinde görmüş, okumaya heveslenmiş, “Cümleleri, demir leblebi gibi. Okuyamazsın.” demesine aldırmamış, alıp okumuştum. Bu, benim bu kitabı üçüncü okuyuşum. Kitaptan bahsetmeden önce, tanımayanlar için kitabın yazarından bahsedeyim: Nazan Bekiroğlu, 1957 Trabzon doğumlu. Eğitim hayatının üniversite hariç tamamını Trabzon’da geçirmiş birisi. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. “Halide Edip Adıvar Romanlarının Teknik Açıdan İncelenmesi” teziyle doktorasını; “Şair Nigâr Hanım” adlı teziyle de doçentliğini tamamladı. 2001 yılında ise KTÜ’de Profesör olarak görev yapmaya başladı. Bu kitap, benim yazarla tanışma kitabım. Kitabı okudukça, bu kadar derin ve şiirsel ifadeler kullanan, tarihi ve edebiyatı bu kadar başarılı şekilde aynı potada eriten bir yazara olan merakım arttı. Kitabın katmanlı ve görünüşte çok anlatıcılı anlatısı, ritmi durağan, cümleleri de “demir leblebi” yapıyor elbet ama, elden bırakılıp da bir daha okunmayan türden bir anlatı değil. Ben de, tüm bu nedenlerle, yazarı araştırmaya niyetlendim. İşte tam bu noktada biraz sükût-u hayale uğradım. Çünkü yazar hakkında yukarıda yazdığım yaşam öyküsü dışında fazla bir bilgi yok. Türk edebiyatına bu kadar güzel eserler (Lâ, Nûn Masalları, Yerli Yersiz Cümleler, Mücella, İsimle Ateş Arasında, Nar Ağacı gibi) veren bir yazarın “münzevi” hayatından çıkıp, okuyucuya kendini “hatırlatması” gerekmez mi? Son kitabı “Kehribar Geçidi” bile 5 yıl önce yayınlandı. Yazım, yeni bir eser yaratımı için, bana biraz fazla geldi. Belki şu anda yazar, yeni bir çalışma üzerindedir. Kim bilir? Son söylediklerim bir “serzeniş” olarak algılanmasın ama “yepyeni” ve “nevi şahsına münhasır” bir Nazan Bekiroğlu kitabı okumanın vakti gelmedi mi?
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,362 okunma
Dilin afetleri incelemesi
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 22:55
İmam Gazâlî’nin piyasada müstakil (ayrı) bir kitap olarak basılan "Dilin Afetleri" (veya bazı tercümelerdeki adıyla "Dil Belası") eseri, aslında yazarın İslam düşünce tarihine damga vurmuş devasa başyapıtı olan İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) isimli eserinden bir bölümdür. Kitabın temel felsefesi, dilin terbiye edilmeden kalbin ve ahlakın asla ıslah edilemeyeceği düşüncesidir. Gazâlî, dilin cüsse olarak çok küçük, ancak işlediği günahlar ve manevi sonuçları bakımından en tehlikeli organ olduğunu savunur. İnsanı cennete de cehenneme de götüren anahtarın dilde saklı olduğunu söyler. Eserde, ayetler, hadisler ve İslam alimlerinin (kelâm-ı kibâr) sözleri rehberliğinde insan psikolojisinin derinliklerine inilerek dilin yol açtığı 20 büyük manevi hastalık (afet) incelenir. Kitapta ele alınan başlıca konular şunlardır: Gereksiz ve Boş Konuşmak (Mâlâyâni): Kişiye ne dünyada ne ahirette faydası olmayan, sadece vakit kaybettiren sözler. Münakaşa, Cedelleşme ve Tartışma: Haklı bile olsa insanlarla inatlaşmanın kalbi katılaştırdığı, kini ve nefreti körüklediği anlatılır. Gıybet ve Dedikodu: İnsan ilişkilerini ve manevi hayatı en çok zehirleyen, başkasının gıyabında konuşma hastalığı. Yalan ve İftira: Toplumsal güveni yıkan ve insanı Allah'ın rahmetinden uzaklaştıran en büyük dil belaları. Övgüde Aşırı Gitmek (Yalakalık/Dalkavukluk): Birini yüzüne karşı aşırı överek hem onu kibirlendirmek hem de dürüstlükten sapmak. Alay Etmek, Küfür ve Hakaret: İnsanların kusurlarıyla dalga geçmenin ve kötü söz söylemenin ruhu nasıl kararttığı. Gazâlî'nin Çözüm Önerisi: Sükût (Susmanın Hikmeti) İmam Gazâlî bu hastalıkları sadece sıralamakla kalmaz; her birinin manevi tedavisini de sunar. Ona göre dilin afetlerinden kurtulmanın en kesin ve etkili yolu "sükût etmek", yani yerinde
Din
Dilin Afetleriİmam Gazali · Sufi Kitap · 202516,9bin okunma