Önemli değil konuşmam
Susmak güzeldir gerçekten
Tıpkı milyonlarca düş gibi
Ne danstan anlarım ben ne de oyunculuktan
Vehimler taciri de değilim
Bana tahammül etmelisin sevgilim
Hüzünlü, melankolik,
Ya da içine kapanık olduğum zamanlarda
Kuşkusuz şiir,
Başka hiçbir söze benzemeyen bir sözdür...
Güldü, gülmekten vazgeçti, çevresine baktı, kahve istasyon kokuyordu, tren kokuyordu, hastane kokuyordu, “İmdat!” diye bağırmak istedi. Yedi dakika. Hangisi gerçek isyan olurdu? Gitmek mi, gitmemek mi? Gidersem, başkalarına isyan etmiş olurum; gitmezsem
isyanım kendime olur o zaman: Katmerli olur.
«Çile» şiirimi de derin derin dinlediler.
Ve sükût... Hattâ memnuniyetsiz bir sükût...
Sonradan ben de derin derin düşündüm; ve bu memnuniyetsiz sükûtu, şiirin kendilerine okunan ilk şeklindeki bazı edeb hatalarına yordum. Gerçekten, şiirde, onun ilk yazılış şeklinde, mukaddes ölçüleri taşırır gibi edâlar vardı. Vefatlarından sonra bunları düzelttim. Ne yapayım;
yavaş yavaş adam oluyordum. Okyanuslar gibi dalgalanan çamur nefsimi yüksük yüksük süzmeye memurdum.
IV
Maziyi yâda daldığım zaman,
Nasıl olur da ölmem ki bazan,
Hafızam durur, kaybolur yollar;
Ve sonra birden içime dolar,
Daire gibi genişler sükût,
Der: "İçimde kal, hepsini unut!"