Ahmet Zeki İzgöer'in Ahmet Cevdet Paşa kitabı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde önemli bir tarihçi, devlet adamı ve reformcu olan Ahmet Cevdet Paşa'nın yaşamını ve fikirlerini derinlemesine ele alır. Kitap, dönemin tarihsel arka planını da gözler önüne serdiği için, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarındaki değişim sürecine dair önemli bilgiler edindim. Ahmet Cevdet Paşa'nın devleti modernize etme çabalarına dair daha önce fark etmediğim pek çok ayrıntı ve çaba, bana Osmanlı'daki toplumsal, kültürel ve idari dönüşümlere dair yeni bakış açıları kazandırdı. Aynı zamanda, Paşa'nın kişisel hayatı ve entelektüel yönü hakkında derinlemesine bilgi sahibi oldum. Dikkatimi çeken noktalardan birisi kriz yerine buhran kelimesinin kullanılmak istenmesi ve bunun için çözüm üretilmesi için olan çabalardı. Aslında burada Türkçemiz için ne kadar uğraşıldığını ve korunması gerektiğini anlamış oluyoruz ama gelin görün ki şu an içinde bulunduğumuz çağda kullanmış olduğumuz, tahrip olmaya yüz tutmuş Türkçemiz içler acısı bir durumda... Sanırım Paşa bu çağa denk gelseydi oturup halimizi kara kara düşünürdü... Dikkatimi çeken bir diğer konu ise Paşa’nın kişisel gelişimi için olan çabasıydı. Beni hayrete düşüren kısım Paşa’nın araştırarak bulduğu seçkin hocalardan ders almasıydı. Aynı zamanda bazı hocaların Paşa’yı merak edip Paşa’nın yanına gitmeleri beni hayrete düşürdü. Demem o ki Paşa kendini öyle bir yetiştirmiş ki ders almayı bırakın ders verecek düzeyde kendini geliştirmeye çabalayan önemli bir düşünür ve rol model olarak karşımıza çıkıyor.
Kitapta dikkatimi çeken önemli bir nokta, Ahmet Cevdet Paşa'nın tarihsel olayları anlatırken, sadece siyasi olayları değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel gelişmeleri de ele almasıydı. Özellikle Osmanlı'daki eğitim