• 1960'lı yıllar ne Türkiye için, ne de Amerika için "hayırlı" geçiyordu...
    ABD telaş içindeydi, dünya elinin altından kaymaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler'deki ağırlığını her geçen yıl kaybediyordu. 1952 yılında üye ülkelerin yüzde 85'i Amerika'yla birlikte hareket ederken, bu oran 1960 yılında yüzde 56'ya düşmüştü.
    Güney Amerika, Afrika, Asya ve Ortadoğu'da Amerika'ya karşı sert tepkiler başlamıştı.
    1960­-1964 yılları arasında 27 Afrika ülkesi bağımsızlığını kazanmıştı.
    "Yankee go home" afişleri asılıydı dünyanın her köşesinde...
    Amerika sertleşmeye başlamıştı. Hâkimiyetini reddeden "Üçüncü Dünya ülkeleri" liderleri CIA tarafından ya tasfiye ediliyor ya da öldürülüyordu...
    Ve Türkiye de bundan "nasibini" alacaktı.
    (...)
    Bu arada Kıbrıs krizi giderek tırmanıyordu...
    6 mart 1964 tarihinde İnönü gazetecilere, adaya çıkarma yapabileceklerini söyledi.
    13 martta Türk jetleri bir kez daha ada üzerinde uçtu.
    16 martta meclis oybirliğiyle, hükümete Kıbrıs'a çıkarma
    yetkisini verdi.

    Soluklar tutulmuş, çıkarma saati beklenirken ABD Başkanı Johnson'dan Başbakan İnönü'ye bir mektup geldi. Amerika Türkiye'yi uyararak, "Bizim verdiğimiz NATO silahlarını kullanamazsınız" diyordu!
    O güne kadar Türkiye'nin yüzüne gülen Amerika gerçek yüzünü gösterivermişti. Silahlar sadece "komünistlere" karşı kullanılabilecekti!

    Başbakan İnönü, siyasî literatüre geçen, "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır" ünlü sözüyle yanıtladı mektubu...

    Sovyetler Birliği fırsatı kaçırmıyor, NATO içinde yalnız kalan Türkiye'ye sıcak mesajlar gönderiyordu...

    "İhtiyar Kurt" İnönü pes etmiyordu. Türk uçakları bir kez daha ada üzerinde gövde gösteri yaptı...

    O sıcak günleri Başbakan İnönü'nün damadı gazeteci Metin Toker yakından yaşamıştı:
    "General Porter diye bir Amerikalı geldi. General Ankara'ya bizzat Başbakan Johnson tarafindan gönderilmişti. Görevi İsmet Paşa'nın 'hayır' dediği birtakım teklifleri Türkiye adına kabul edebilecek bir başbakan aramaktı.(...)
    General Porter'ın geliş günlerinde CIA ajanları da, Türkiye'de bir anket yapıyorlardı:
    "Başbakan kim olsun?"

    Aranan başbakan bir yıl sonra bulunacaktı: Süleyman Demirel...
    Soner Yalçın
    Sayfa 116 - Doğan Kitap
  • 1970’li yıllara gelindiğinde ABD, Türkiye’de daha egemen olmasını sağlayacak tedbirler alıyordu. Zaten ABD; Marshall Yardımı Anlaşması’ndan beri (1947) Türkiye’de çok egemen olmuştu. Türkiye’nin merkezi sinir sisteminin içinde bulunuyordu. Süleyman Demirel’in çok büyük oyla iktidarı alışının arkasında ABD’nin son derece büyük desteği var. Burada sanayi burjuvazisiyle ticari burjuvazi de bunu desteklemiştir. Yani, seçim sonunda işbaşına gelen iktidar sanayi burjuvazisi iktidarı olmuştur. Tabii, ithal ikamesi programıyla devletin bütün olanakları sanayi burjuvazisine teşvikler halinde verilmişti. Ben burada kaos senaryoları, komplo teorileri yazmak istemiyorum. Süleyman Demirel gerçekten önemli bir oy oranıyla iktidar olmuştur, ama gerçek anlamda durum bu değil. Bu derece yüksek oy alınışında sanayi burjuvazisinin ve Vehbi Koç’un birebir etkisi olmuştur…
  • https://youtu.be/VRiPe_lJ4qQ

    Can yücel dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaretten ceza evinde yatmakta iken yanına bir saksı ile sardunya ister. getirirler. Ancak bu sardunya cezaevinin huzurunu kaçırır. bir gün apar topar gelip sardunyayı "tutuklayıp" götürürler.
  • "1977 yılında yine Köprü Derneği ve Başpınar köylerinin temsilcileri Süleyman Bey'i (Demirel) ziyarete gitmişler, sonuç alamamışlar... Neden alsınlar, Isparta'nın bir köyü değil ki Başpınar! Doğuda Allah'ın unuttuğu, insanın da ancak Munzur'u saatlerce dolandıktan sonra ulaşabildiği bir garip yer"
  • demirel için 600 milyon liralık anıt mezar yapılıyomuş ısparta'ya milliyete göre 600 milyon abartı fiyattır 2 gün sonra 6 milyon diye güncellerler.luzumlu luzumsuzdur orasını bilmem cengizhan dünyanın yarısını fethetti mezarı yok adamın da benim haberde takıldığım nokta en altta gizli. anıt mezarda süleyman demirel'in sözleri olacakmış. acaba hangisini yazıcaklar

    - bize plan değil, pilav lazım

    -türkeş Türk çocuğu, ecevit halk çocuğu, erbakan müslüman çocuğu, biz o... çocuğu muyuz?

    - meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.

    -ege bir yunan gölü değildir. ege bir Türk gölü de değildir. binaenaleyh, ege bir göl de değildir.

    -elektriğin komünisti olur mu? yazın biz bulgaristan'dan elektrik alıyoruz. kışın bulgaristan bize elektrik veriyor.

    - kerhaneleri kapatalım da vatandaş bizi mi....