Bir bölümü roman, büyük bölümü de askerlikle ilgili olan bir hayli kitabı vardı. Bunları, okuması için seve seve şuna buna verir, bir daha da geri istemezdi. Buna karşılık, okumak üzere aldığı kitapları hiçbir zaman sahibine geri vermezdi.
"Hayat dediğin baska nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız."
«Dalları neye benzemektedir? Kendi kendime bu soruyu sordum. Evet, saman şiltenin üstündeki dağınık saçlarına! Sevinçle bağırdım o anda. Demek ağacımla sen, bir bakıma aynı şeydiniz. Kiraz ağacını severken bu arada hep seni sevmişim, Dan! Fısıldadım: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Evet, şimdi şuna karar verdim: Sana gideceğim, Vietnam'a kadar yüzmek zorunda kalsam bile.»
1 Zâl-i cihânun aldana bir kişi alına
Kendi eliyle kendüsi girer vebâline
2 Rıhlet deminde bir kefenün var-durur heman
Dünyã senün dutalum eyâ dil malı ne
3 Kâmil yirinde koma özün bil ki nakıs ol
Kâmil olınca mâhı gör irer zevâline
4 Bir cur'a suna sana şâyed ola iy gönül
Var pîr-i ışkun öp elini düş ayağına
5 Incitdi bizi hayli Sıyâmî bugün o har Hakkun ilâhî uğraya zâhid celâline
''Diğer kişinin yüzde doksan yedi suçlu olduğuna emin olsak bile, kendi yüzde üçümüzü değiştirmekten hâlâ biz sorumluyuz. Demek ki asıl soru şuna dönüşüyor: 'Döngüsel dansta kendi adımlarımı nasıl değiştirebilirim?' Bu, diğer kişiye öfkelenmekte haksız olduğumuz anlamına gelmiyor.''