Yaşı ilerlemiş olduğu için, Bay Riçırt Veling’in sünnet edilmesi hiç de kolay olmamıştı ama, her fedakârlığı göze alan ünlü ajan bütün dinsel törenlerden geçmiş, takma adı olan Riçırt Veling’i de Reşat Veli yapmıştı.
Dört bin yılı aşkın süredir Afrika kültürlerinde kadınlar sünnet edilmekteydi. Çoğu kişi, uygulamanın Müslüman ülkelerinin neredeyse büyük kısmında geçerli oluşundan, bunun Kur’an ‘ ın emri olduğuna inanıyor. Ancak bu doğru değil; ne Kur’an ne İncil’de Tanrı’yı memnun etmek için kadınları kesmekten bahsedilmez.
Ruhları İslâm aşkıyle dolu, en büyük üç Türk hakanından -Fatih, Birinci Selim ve İkinci Abdülhamid'in- en köklü ve derin bir anlayışla mücadele ettiği, büyük çapta engellediği, fakat herşeye rağmen, tefessuh devrimizde önüne geçilemeyen ve bugün Türk nüfusunun, bilmem yüzde kaçını temsil eden Alevîlik, aynen İmam-ı Rabbanî ölçüsüyle din ve dünya cahili ellerde, kutusunun içi boş bir etiketten ibarettir; ve ne Sünnet Ehlinin üzerine yürüyen, ne üzerine yürünülen ve ancak <<hiç>> kelimesiyle belirtilebilecek pasif, fakat her ân ve her türlü din aleyhtarı cereyanlarca istismarı mümkün bir manzara arzetmektedir.
‘Abdurrahmân b. Şemmâsetu’l-Mihrî’den dedi ki: “‘Amr İbnu’l-‘Âs ’nın ölmek üzere olduğu anda oradaydık. Uzunca ağladı ve yüzünü duvara çevirdi. Oğlu onu: ‘Rasûlüllâh seni şöyle-şöyle müjdelemedi mi?’ diye teselli etmeye başladı. Bunun üzerine ‘Amr yüzünü (bize) çevirdi ve dedi ki:
‘Şüphesiz ki hazırlamakta olduğumuz şeylerin en faziletlisi Allah’tan başka ilah olmadığına
ve Muhammed’in O’nun rasulü olduğuna şahadet etmektir. Şüphesiz ki ben üç hal üzere bulundum. Düşünüyorum da bir zamanlar Rasûlüllâh ()’e benim kadar şiddetli buğuz eden yoktu.İmkânını bulsam onu öldürecektim. Şayet bu hal üzere ölseydim muhakkak Cehennemlik olurdum. Allah İslâm’ı kalbime yerleştirdiği zaman Rasûlüllâh’e gelerek:
İslam toplumunun hukuku ve siyaseti tamamen Allah'ın Resulü ile bildirdiği yasalara dayanır. Bu yasaya muhalif hiçbir prensip veya uygulamaya müsade edilmez. Ancak pek tabidir ki, Kur'an ve Sünnette her problem hakkında ayrıntılı açıklamalar ve yasalar mevcut değildir. Bu durumda yine Allah'ın müslümanlara verdiği bir hak olarak içtihad devreye girer ve içtihad yoluyla, Kur'an ve Sünnet'e dayanmak suretiyle problemler çözülür, ayrıntılı yasalar oluşturulur. Fakat hiçbir surette bu yasalar Allah'ın yasasına muhalif veya dışında olamaz. Ayrıca yine hiçbir şekilde ayrıntıdaki problemler için içtihad yoluyla konunun uzmanı olan İslam alimleri tarafından oluşturulmuş içtihadlara mutlak itaat yoktur. Bu alandaki itaat, İmam Şafiî'nin çok güzel formüle ettiği gibi; Allah'ın yasalarında olduğu gibi "mutlak manada (her ne olursa olsun) itaat değil, istisna bir itaattır."