YARIN'IN BUGÜNÜ
Arif Oruç'un 1933 yılında yayımladığı Yarın adını taşıyan birkac broşürü, Mete Tunçay tarafından hazırlanarak yayınlandı!
Bizzat Tunçay, Sunuş'ta, Yarın'ı şöyle değerlendiriyor:
"TC'de tek-parti yönetimi (1925-1945) döneminde muhalefet doğal olarak yasaktı. Dolayısıyla, o döneme ilişkin bilgilerimiz, bize kalan genellikle iktidar açısından yazılmış belgelere dayanıyor. Yalnız iktidarın doğru söylediğine, gizli ve yasa-dışı muhalefetin ise gerçekleri hep saptırdığına inanmak, bunun tam tersini kabül etmek daha safdillik olur. Ama muhaliflerin karşı çıkışları, târihsel gerçeği yeniden kurmaya çalışırken, eleştirel bir dikkatle yararlanılabilecek -hattâ yararlanılması zorunlu- kaynaklardır. Arif Oruç'un 1933'te Bulgaristan'da (eski yazıyla) yayınladığı Yarın broşürlerini, bu gözle görmek gerekir."
Kitabın başında Arif Oruç'un Milliyet gazetesinde yayınlan-mış, ancak Mete Tunçay tarafından genişletilmiş bir özgeçmişini bulmak mümkün...
1 Bu vesile ile Mete Tunçay'ın Birikim dergisinin 32. sayısında (Aralık 1991) yayımlanan aynı konudaki bir başka yazısına da dikkat çekmek istiyorum: "Muhalefetten Sesler... Tunçay, bu yazısında, "tek-parti yönetimine şiddetle saldıran" muhalefet belgesinin. "bugünkü değerlerimizle, bize ters ve geri gelen öğeler" içermesine karşılık, "sürgünde yaşamak üzüntüsünün yoğunlaştırdığı siyasal liberalizm talebi"nin "altmış yıla yakın bir süre geçtikten sonra da değerinden kaybetmemiş göründüğünü belirtiyor.
İnsan ilk buluşmalarda uzuvlarının görgüsünü, kıyafetinin zarafetini, duruşunun asaletini ve sözlerinin kararlılığını muhatabına eksiksiz bir biçimde sunabilmeliydi. Aynı zaman-
da bulutların sadeliği ve yağmurların doğallığı kadar özgün olmalıydı bu sunuş. Esasında erkekler, bir kadınla buluşmaya
giderken kılık kıyafetinden çok insanlığını düzeltmeliydi. Çünkü kadınların çoğu vahşi hayvanlardan korkarlar. Grand tuvalet
kıyafetler, yıldız kümesi gibi parlayan rugan ayakkabılar, yaşlılığı gizleyen jöleli saçlar, gönül okşayan ıtriyatlar ilk buluşmada
olumlu bir izlenim bırakarak ilişkinin başlamasında büyük bir rol oynasa da, dışı bakımlı olan bu erkeğin kişiliğinde vahşi bir
hayvan gizlenmiş olabilirdi. Sıradan insanlar görünüşle tuzağa düşürülürdü. Oysa en güzel kalpler yağlı gömleklerin altında bulunurdu. Dış görünüş bir ilişkiyi başlatmaya yetebilirdi, fakat devam ettirebilmek için hassas bir ruh ve incelikle bezenmiş bir kalp gerekirdi ve o, ne yazık ki ilk bakışta bilinemezdi.
"Kalbine baktır Hocam!"
"Kalbim bana ihanet etmez doktor!"
"Ya ederse?"
"Etmez doktor, etmez, çünkü kırk yıldır öğrencilerime kalbin içindeki sevgiyi, aşkı, dostluğu, erdemi anlatıyorum. Kalp, herkesin kendini unuttuğu bu çağda, bunca iyilik gördüğü birine ihanet etmez!"
Hükümet büyük ölçüde, serinin yirmi beşinci cildinde ilk kez gördüğümüz beş ihtiyar tarafından yönetilmektedir. Yaşlı adamlar olarak tasvir edilen bu karakterler, çağdaş toplumlarımızdaki siyasetçi imgesine özgü niteliklere sahiptir: takım elbise, dik bir duruş ve birbirine kenetlenmiş eller... Gerçekten de bu figürler, hayali bir evrende geçmesine rağmen 18. yüzyıl Avrupa'sına daha yakın olan One Piece dünyası içinde, modern bir siyasetçi imgesini temsil eder. Korsanların ve hatta daha önce bahsedilen yerel siyasi liderlerin (belediye başkanları, krallar vb.) görünüşüyle büyük bir tezat oluşturan bu tarz ve bu bariz siyasi modernlik, bir tür zenginlik olarak da yorumlanabilir.
Beş kişinin bulunması ve tek bir liderin olmaması, gücün çok dar bir elit grup tarafından paylaşıldığı bir tür oligarşiyi akla getirebilir. Dahası, bu ihtiyarlardan bazıları tanınmış siyasi liderlerle benzerlik gösteriyor: beyaz tunik giymiş kel yaşlı adamın, yıllarca Hindistan Ulusal Kongresi'ne liderlik eden Gandhi'ye; alnındaki iz bulunan diğerinin ise 1985-1991 yılları arasında SSCB lideri olan Mihail Gorbaçov'a benzediği söylenebilir. Bu beş kişilik sayı, Büyük Hať taki okyanus sayısı ve hükümet bayrağındaki daire sayısıyla aynıdır. Bu sayı aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin (Fransa, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Rusya) sayısıyla da örtüşür. Onlara atfedilen rol de benzerdir: Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından birincil derecede sorumlu olmak.
İhtiyarlar genellikle "inkâr edilemez", "buna karşın", "düşünülmeden alınmış kararlar" gibi resmî bir dile ait ifadeler kullanır. Bu temsil biçimi, iktidara gerçek bir görünüm kazandırmasına rağmen bu yöntem, esasen kişinin kendini sunuş biçimine ve akılcı bir söylem üretme
Arminius Vambery, tartışmalı siyasi kimliği bir tarafa Türk dünyasına duyduğu ilgi ve Türkoloji bilimine yaptığı katkılarla öne çıkmış Avrupalı şarkiyatçılardan birisidir.