👤:Senin süper kahramanın kim? Batman yada Süpermen? 👱‍♀️:Hayal ürünü olmayan centilmen erkek.
EVRİM İÇİN KUR'ÂN BÜKÜLÜR MÜ?..
Bu sıralar sık rastladığımız şeylerden birisi: Evrimciler "kolu bükülmez" sandıkları "teorileri" için artık Kur'ân Âyetlerinin bükülmesini istiyorlar. Yâni, "Daha önce anlaşıldıkları gibi anlaşılmasınlar, evrimi onaylar şekilde anlaşılsınlar..." arzu ediyorlar. Bu arzularını temellendirirken kullandıkları üç argüman var: 1) Evrimin artık bilimden olduğu. Kanunlaştığı. Kat'îliği. Değişmezliği. 2) Bilimsel tefsirlerin Kur'ân Âyetlerini zâten bilime göre anlamanın yolunu açtığı. Meşrulaştırdığı. Sıradanlaştırdığı. 3) Kur'ân'ı anlama usûlünde aklın nakli bükebilir olduğunun zâten âlimlerimizce dile getirildiği. Belki başka argümanları da vardır. Kuşatamamış olabilirim. Ben bu üçünü seçebildim. Cevabımı da onlara karşılık vermeye çalışacağım. O zaman bismillah: 1) Evrim hakikaten artık bir kanun mudur? Mehmed Şemsettin Günaltay'ın "Materyalizm Reddiyeleri"nde dikkat çektiği bir şey vardır, özeti şudur: İdeolojiler argümanlarını "bilim" diye yutturmaya/dayatmaya pek meyyâldirler. Bunu yapmaktaki amaçları arkalarına bilimselliğin mânevî gücünü almaktır. Ancak söylemleri deşildiğinde, azıcık "acaba" dendiğinde, işin pek de söyledikleri tarzda olmadığı ortaya çıkar. Evrimde de durum böyledir. O hâlâ teorilikten çıkamamıştır. Ancak "Evrim Dininin Mü'minleri" argümanlarını muhataplarına kabul ettirmek için âkidelerini kat'îyetten göstermeye sa'y ederler. Boyun eğmediniz mi bir de üstten üstten küstahlanırlar. Birçok misâlini yaşamışımdır. __Halbuki bir şeyin bilimsel olarak kat'îyete kavuşması için en azından "tekrarlanabilir" olması gerekir. Bizim, "mış gibi" milyonlarca yıl önce olmuş şeylere değil, şu ân da görülebilir şeylere dâvet edilmemiz icâp eder. Yerçekimi kanundur. Evet. Tecrübe edilebilir. Kaynama bir kanundur. Evet. Denenebilir. Suyun kaldırma kuvveti
Evrim - İnsan
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sagopa Kajmer
youtu.be/PUiNB0UFwJM?si=... Süpermen gibi uçup istediğim yere ........
Müzik
Şu Neden Network marketing yapan insanlar neden böyle ya? Neden bizim insanı süpermen yapan ürünlerimizi kullanmıyor, çevrene satmıyorsun? Neden çok para kazanmak istemiyorsun, bak arkadaşımsın fırsat var sonra geç olabilir. Üye olup olmaman önemli değil ama ürünleri bir dene, bak bir tanıdıkta şu hastalık vardı kulak memesine vitamin bantı yapıştırdı bir daha doktora gitmedi:) Vb. binlerce kenevari yapışma sözleriyle sizi illahlah ettirirler. Anlıyorum hayat zor, yaşamak için para kazanmanız gerekiyor, bir şekilde bu hayat devam ettirilecekte kardeşim biraz salın ama ya. Yaptığınız şey sistematik dolandırıcılık, millleti kazıklamak, kendinizi kullandırmak ve bunları yüzünüze söyleyince neden ama neden arlanmıyor yine bir süre sonra aynı şekilde insanı darlıyorsunuz🤦🏼‍♂️
CELAL ŞENGÖR NASRETTİN HOCA'YI ZİYARETE GELİRSE...
Fıkra bu ya. Nasreddin Hoca'yı bir gün Celâl Şengör ziyaret etmiş. "Mühim suallerle geldiğini" belirtmiş. Hoca da "Sor bakalım!" buyurmuş. Şengör sormuş: "Dünyanın ortası neresidir?" Hoca cevaplamış: "Eşeğimin ayağını bastığı yerdir." Şengör "Ne ile belli?" deyu suali ilerletince eklemiş: "İnanmazsan kendin ölç!" Sonra Şengör tekrar sormuş: "Yıldızların sayısı ne kadar?" Hoca cevaplamış: "Eşeğimin postundaki kıl kadar." Şengör yine itiraz etmiş: "Ne ile belli?" Hoca da cevabı yapıştırmış: "İnanmazsan otur say!" En son Celal Şengör "Peki hocam sakalımın kaç kılı var?" diye sormuş. Hoca da "Karakaçanın kuyruğundaki kıl kadar!" diye yanıtlamış. "Ne ile belli?" deyince de "Bunu tecrübe etmek kolay. Bir senin sakalından bir onun kuyruğundan kıl koparırız! Denk gelmezse haklı çıkarsın. Denk gelirse de benim doğru söylediğim ortaya çıkar." Elbette Şengör böyle "can acıtıcı" bir deneyi göze alamamış. Gerçi neden alamamış? Adam deney için neleri yemeyi göze aldığını kendisi itiraf ediyor. Görüldüğü üzere anlattığım fıkrada bir mantıksızlık buldum. Zaten fıkranın orijinalinde "Suâl sahibi bilgeler Müslüman oluyorlar!" deniyor. Fakat benimkinin gidişatına bakılırsa Şengör'ün Müslüman olması zor. Çünkü Şengör aslında bir cevap almadı. Nasreddin Hoca suâllerin yüklerini "kuşatılamayana" attı. Son cevap hariç. Orada ise 'korkutucu bir tecrübeyi' teklif ettiği için muhatabı bunu göze alamadı. Hocanın bu fıkrasında suâllerin gerçek cevapları yok. Hoca hakikatte hakiki cevapları vermekten kaçıyor. Çünkü suâlleri saçma buluyor. Bunun beyânını da alaycılığıyla yapıyor. Evet. Biz de bazen böyle yaparız. Sorular cevaplamaya değmeyecek kadar saçma gelirse alaycılığımızla "Ben bu saçmalıkla uğraşmak istemiyorum!" deriz. Hicvin böyle bir fonksiyonu da vardır. __Fakat Nasreddin Hoca'nın
Tefekkürât
Bi Gözlem Bi His
Geçenlerde bir arkadaşımla Florya da bulunan sosyal tesise gittik. Tesisi bilenler bilir yeri ve konumu çok güzel ve içerisinde fiyatlar o konumdaki emsal yerlere göre çok uygun. Hafta içiydi. Saat 17.50 sıramızı online olarak aldık. Bu arada ilk defa online sıra aldım, daha önce kapıda bir görevli olurdu isminizi defter gibi bir şeye yazardı sıramı o şekilde takip ederdin. Neyse karekod ile ismimizi cismimizi kaydedip sıramızı aldık. Önümüzdeki bekleyen kişi sayısı 57. Açıkçası yorgunduk birazda sıranın belki erken gelir umuduyla hemen kapı önünde bulunan bordur taşına oturduk. Bu arada kayıt işi biraz teferruatlı telefonla çok yakın ilişkisi olmayan büyüklerin yardım almadan sıra alması zor. Neyse kapı önünde otururken önümüzden gelip sıra almak için sıraya girenleri izliyorduk. Bir aile geldi önümüzden geçti. Anne, baba ve 17-20 yaşlarında 2 genç kız. Gidip işlemleri yaptırdılar, gelip yanımızda ayakta muhabbet etmeye başladılar. Sıranın onlara gelmesi tahminen onlar açısından 2 3 saat bulurmuş bekleyen sayısı 90. Derken o arada süpermen murat geldi. Süpermen murat kim üzerinde görevli yeleği bulunan elinde mennan gibi süpürgesi olan bir abimiz. Mühür onda Süleyman o. Neyse aileyle belli ki yakın arkadaşlar. Murat naber o Süleyman abi iyi sen nasılsın, hayırdır ne işiniz var? Bende iyiyim murat. Ne olsun ya dedik bu akşamda Burada yemek yiyelim ama abi çok sıra var ya kalabalık baya, nasıl yaparız bilemedik. (Sanırım her akşam bir mekanda yiyorlar aile babasında öyle bir gurur) Abi ayıp ediyorsun ben ayarlarım şimdi sana 5 dakika bekle? Murat yıllardır bu anı bekler gibi kara lakabına yakışır şekilde surlardan surlara atlar gibi gitti. Sözünün eri adammış 5 dakika sonra geldi. ( bu arada ben bunları nasıl duyuyorum ben agacın arkasındayım onlar diğer tarafında