Kadın, hayatından ne kadar memnun olduğunu kocasına belli etmekten hoşlanır mı? Hayır :Onun uğruna saçını süpürge ettiğini ve çile çektiğini görsün ister. Koca işe kendini geliştirmek için gittiğini aklından geçirir mi? Hayır :O, ailesinin iyiliği için ter ve gözyaşı dökmektedir. Ve böyle devam eder.
Bırak kalsın masada ekmek, testide su
Ayna puslu, pencere camı kirli
Bırak kalsın saçların dağınık, gözlerin uykulu.
Saksıdaki çiçek susuz, kedi yalını bekler bir köşede
Bırak kalsın meyve ağaçta, kırlangıç havada
Dama düşen ince yaz yağmuru ..
Yoruldun artık, bütün gün didinip durdun
Toprak bile, gök bile, deniz bile bir yerde yorulur
Bırak kalsın süpürge duvarda, sabun kovada
Anne, gel yanıma otur.
bana bu yeni hikayeleri anlatırken onu dinliyor, bir zamanlar, kasaba yıllarında, annem olan kadını düşünüyordum,
siste kaybolan silueti, tuğla duvarların çevrelediği bedeniyle Kuzey grisinin çevrelediği sokaklardan bisikletiyle geçişini,
kendisine yeni bir kaban almaya parası yetmediği için aslında babamın olan ve ona birkaç beden büyük gelen kırmızı kabanını giyince ellerinin kabanın kollarında kaybolup kapüşonun gözlerini kapatışını
her gün belediye meydanında toplanan kasabalı kadınların bu kaban yüzünden onunla dalga geçtiğini bilmesine rağmen umurumda olmadığını söyleşini
akşama doğru, bütün evi temizledikten sonra, tüm odaları mutlak bir sessizlik, temizlik ürünlerinin kokusu ve sessizlikte dalgalanan rutubet doldurmuşken televizyon karşısında uyuklayışını
ev hayatında kaybolup gidişini
ben bu kümeste köleyim köle
kan beynine sıçrayıp da bana yumruk üstüne yumruk atarken (bütün çocukluğum boyunca bir ya da iki kez) benim her yumrukta bunun ona iyi geldiğini görüşümü
sigara yüzünden öksürüşünü
ağlayışını
yürüyüşünü
hayaller kuruşunu
babamın ona doğum günlerinde sadece mutfak aletleri, elektrikli süpürge, fritöz hediye etmesinden yakınışını
temizlikçi miyim ben canım
onu tanımıyorum diye düşünüşümü
beni yok edişini
tiksinmekle kızmak arası bir yerden bana azıcık normal olmaya çalışsan? deyişini
evde yiyecek bir şey olmadığı için beni halama bir paket makarna istemeye yollayışını
omuzlarını kaldırıp içine sıçayım böyle hayatın deyişini
bunu deyip yine de gülüşünü
gözlerinde yaşlarla Angelique'den bahsedişini
keşke lezbiyen olsaydım da hayatımda erkek olmasaydı deyişini
acı çekişini
ağabeyim yüzünden sürekli mahkemeye çağrılışını
yine ve yine ve yine içine sıçayım böyle hayatın deyişini
acı çekişini
"Gece gün düz çalışarak çocukları için ekmek parası kazanan baba" ile "saçını süpürge ederek çocuklarını memnun etmek için kendini feda eden ana" ideali, kültürde kuvvetli olarak yaşar. Ana-babalık bu ideallere değerlendirilir.
"İlişkide kendisi olmayan, olduğu halde sanki yokmuş gibi bir tavır içinde olan kişiye güvenemez. Güven duygusunu kaybeder ve o küçücük haliyle güvenilecek, gerçekten var olan birini arar. Böyle birini bulamazsa, güveni ve saygısı sarsılmış biri olarak yetişir. “Saçını süpürge eden” biri kendini var edemediği için, bir başkasını sağlıklı ve mutlu bir kişi olarak yetiştirme konusunda etkili olamaz. Süpürgen yoksa ve süpürgeye ihtiyacın varsa “saçını süpürge et” ama bunu kendini var etmek için yap ve bundan da gurur duy. Başkalarını suçlamak için kullanma. Başkasını suçlayarak fedakârlık yapmanın ne kendine ne de çocuğuna yararı olur; tam aksine derinlerde çocuğunun varoluşunu zedeler."