şimdi ey kış diyorum
ne kadar sürersen sür
yaz güzeldi ve sapsarıydı
herkes doydu ve eylendi oyunlar oynandı
oteller ve sokaklar da sapsarıydı
kimler ne konuştu ne yitirdi ne kazandı
ama bir şey vardı eksilen ya da çoğalan
kumun altında mı denizin üstünde mi masalarda mı
bir kişinin, dünyada hiçbir zaman dıştan da centilmen olamayacağına babam inanmıştır. Der ki, ne kadar cila sürersen sür, ağacın damarını saklayamazsın, sen cila vurdukça damar da kendini dışarı vurur,
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yeni bir kelime var
Hep dağlara bulutlara doğru yürür uyurgezerler
Akraba arar vadilerde
Yeni bir akraba cüzzamlılar
Bir kurtulmalık bekler ufuklardan
Esir fıçılarında yıllanmış köleler
Çözülen şimal bağlarında
Küflenmiş üzüm kefenleri
Sülük sebilleri
Büyü devletinin höyükleri
Hepimiz için çek çileyi
Ey Mekke sabahlarının konuğu
İçimizde yağan yağmurdan
Saçlarımızdaki çiğden
Bir havuz taşıyan kaya kovuklarına
İbrahim bucaklarına
Yaprak yaprak açıp okuyan Hira'yı
Orada kabul eden ilk kelimeyi
Öğretmen gibi ders veren öğrenci Cebrail'i
Cebrail en yüksek matematik
Yok eden geometrileri
Bir sembol ülkesi bir cebir ili
Arılara bal yaptıran
Şarap doldurtturan en soy kafatasına
Çocuk doğurtan
Üçyüz yıllık uykuları
Sur gibi burçlar gibi yükselten
Ölü dirilten
Karınca konuşturan
Ay bölen bir bilginin dili
Tanrı sesi
BATI KOROSU
o les eveils et reveils des reves des abeilles du matin
Les cas de separation de nous des nuits de Satan
Les crepuscules des hommes incarnes des sultans
Ressuscites des jardins argentins du temps de l'Ottoman
La lune est la seule souveraine des deserts fremissants
Descend et monte sur les chameaux fluorescents fleurissants
Une verite pour l'humanite connaissante
Pour la cite propheetique un licite document
Böl ayı yıkalım ayın ve Ev'in içindeki yapıları
Atalardan miras biçimleri
Tazeleyelim beyaz badanayı
Döndürelim üzümü üzüm sınırına
Kanı kan sınırına
Anne diyelim kardeş diyelim çocuk diyelim kadınlara
Sıfır yüzdesinde tutalım faizi
Gömmeyelim toprağa
Varlığından utandığımız kızı
Böl ayı kurtar saralıları
Ay çarpmışları
Bir sülün
Gibi elim sana dönerse
Ay bölün
Bir gülün
Ateşten geçişinde
Ne taşıdığını yüreğinde
An bölün
Ocakların ağıtını yansıt
Babasız kalan çocuklar için
Aklım vardır diye söyler tabipler
Lokman gibi dilin olsa ne fayda
Son nefeste söylemezse bu dilin
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
Malım vardır diye benlik edersin
Ecel şerbetini birgün içersin
Başın açık yalın ayak gidersin
Karun kadar malın olsa ne fayda
Sen ne kadar alim olsan kardeşim
Allah için akmıyorsa göz yaşım
Eğer iman olamazsa yoldaşım
Dört kitabı yutmuş olsan ne fayda
Sur çalıp da gökler yere inince
Denizler kuruyup sular bitince
Dağlar taşlar kopup yere inince
Bütün dünya senin olsa ne fayda
Bir gün olur götürürler evinden
Hakkın kelamını kesme dilinden
Kurtuluş yok Azrailin elinden
Beş yüz sene ömrün olsa ne fayda
Sen söylersin senin bir çift sözün var
Çalarsın çarparsın oğlun kızın var
Şu dünyada üç beş arşın bezin var
Çün bedesten senin olsa ne fayda