9/10
·64 syf.··
2026 58. kitabı
“Cun, eğer söylediklerin sessizlikten daha güzel değilse sus.” “Bulutların arkasında her zaman birngökyüzü vardır.” Ben de kendimde bir şişman görüyorum Şomintsu Usta ne yapacağız şimdi :))
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20261,106 okunma
6/10
·377 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 18:43
Tolstoy,sanatı süs, haz veya elitlerin oyuncağı olmaktan çıkarıp “duygunun bulaşması” diye tanımlamış. Ona göre gerçek sanat, sanatçının yaşadığı duyguyu alıp başkalarına geçirebilmeli ve insanları kardeşlikte birleştirmeli. Bu yüzden Wagner, Shakespeare gibi isimleri bile “yapay, samimiyetsiz” diye acımasızca eleştirir. Kitap baştan sona radikal ve uzlaşmaz: Eğer bir eser köylüyü, işçiyi etkilemiyorsa, ne kadar teknik olursa olsun sanat değildir der. Ağır ve yer yer buyurgan ama derdi net: Sanat ahlaktan ayrı düşemez.
Sanat Nedir?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,592 okunma
Reklam
5/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:42
Normalde yeni çıkan her Osman Balcıgil kitabını keyifle okurum ama bu kitap beni içine çekmedi. Nahit Hanım gibi, Afife Gibi, Suat Derviş gibi hissettirmedi. Sadece Cumhuriyetin ilk yıllardında arka planda yapılan çalışmaların etkisini anlatmakla kaldı. Roman hissini yaşayamadım. Ana karakterlerin aşk hayatının içine daldığı kitapları her zaman daha çok sevdim. Ayrıca çok fazla yazım hatası var. Mesela son sayfalarda Zeki Beyin cenazesine giden Saffet ve Şükrü Beyleri anlatırken Saffet ve Zeki bey diyor. Zeki beyin ölüm haberini vermeye Zeki beyin gittiği yazılmış. Editör kitabı basmadan incelemenin sonlarını kaçırmış. Üzgünüm tavsiye edeceğim kitaplar arasına giremedi.
Devrimciler ve Süs BebekleriOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 202623 okunma
8/10
·360 syf.··
2026 166. kitabı
Starling Malikanesi #okudumbitti Bu kitap “perili ev” diye başlayıp, ev fikrinin kendisini kalbinizin tam ortasına yerleştiriyor. Eden kasabası daha ilk sayfalarda boğazınıza kömür tozu gibi oturuyor; yoksulluk, umutsuzluk ve “buradan çıkış yok” duygusu çok canlı. Opal’i de bu yüzden hemen benimsedim. Sert, köşeli, bazen hatalı kararlar alan biri ama hepsi o hayatta kalma modundan… Kardeşi Jasper için göze aldıkları, onun sevgisini romantize etmeden, tam da gerçek hayatta olduğu gibi “dişini sıkıp devam etme” hâliyle anlatılıyor. Ve Jasper’la aralarındaki bağ, hikâyenin duygusal omurgası gibi. Starling Malikânesi ise tam anlamıyla bir karakter. Kapı gıcırtısı, koridorların soğukluğu, sisin ağırlığı… Sanki ev yalnızca “korkutmak” için değil; bir şeyi hatırlatmak, bir şeyi saklamak ve bazen de sizi sınamak için yaşıyor. Okurken birkaç sahnede gerçekten o evin içinde sessizce yürüyormuşum gibi hissettim. Böyle atmosfer kurabilen kalemleri çok seviyorum; Alix E. Harrow burada beni yakaladı. Arthur Starling’e gelince… İlk anda klasik “mesafeli, huysuz” görüntüsü veriyor ama sayfalar ilerledikçe onda asıl baskın olan şeyin öfke değil yorgunluk olduğunu anlıyorsunuz. Üstüne yapışmış korkuyla yaşayan, yük taşıyan bir karakter. Opal’le dinamikleri de tam kararında: Romantizm var ama kitabın önüne geçmiyor; daha çok iki yalnız insanın birbirinin karanlığını tanıması gibi ilerliyor. Benim için kitabı özel yapan taraf, canavarları “süs” gibi kullanmamasıydı. Korkunun merkezinde aslında aidiyet, miras, lanet dediğimiz şeyin aileden mi evden mi kasabadan mı bulaştığı sorusu var. Opal’in “hiçbir yere ait değilim” hissiyle, bir yuvayı korumak zorunda kalması… Bu çatışma çok iyi çalışıyor. Finalde de hem gerilim hem duygu tarafı tatmin ediciydi; kitabı kapattığımda sanki kapıyı
Starling MalikanesiAlix E. Harrow · Eksik Parça Yayınları · 202613 okunma
Bunların gerçekte var olması daha korkunç
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:45
Haşhaş Savaşı R. F. Kuang 10/10 "Hiç onların da," dedi yavaşça, "bizim hakkımızda aynı şeyi söylediğini düşündün mü?" Arkadaşlar bu kitap beni çok yaraladı. Savaşı, verilen kayıpları okumak beni yıktı. İçim kan ağladı yani. Kitap zaten başlar başlamaz evleneceğini öğreniyoruz Rin'in. O sahnelerini okumak o kadar rahatsız ediciydi ki anlatamamm. O üvey teyze olacak kadın var yaa. Yatacak yeri yok. Kız daha reşit olmamış, anlayabiliyor musun kız daha reşit olmamış ve gerd*k gecesinde nasıl davranması gerektiğinden bahsediyor. Ya sende kadınsın ya. Git kıza adet döngünün anlat. Her ay olunan kadına özgü şeyi anlatmak yerine gecenin nasıl geçeceğinden bahsediyor. Bu noktada Rin'i aşırı tebrik ettim. Kız az daha zorlasa atomu parçalayacaktı. Bu kızın azmi ve başarısı beni aşırı mutlu etmişti. O evlilikten kurtulduğu için ve kitap boyunca bir daha bu olaya takılmadan yoluna baktığı içinde Rin'i çok sevdim. Sinegard'a kabul aldığında sanki kendim kabul almışım gibi mutlu oldum. Ama kendini bir halt sanan kişiler yüzünden onuda zehir ettiler (Nezha mesela hdksjshsj) Biz binbir zorluk çekip oraya gelmişiz birde buraya ait olmadığımızı söylüyorlar. O Jun hoca var yaa. Kanka seninde yatacak yerin yok. Götün sağlam tabii boş boş triplere giriyon. Savaş başladığında diyorum ki herhalde bu adam ciddileşir ve bizim üstümüze gitmez diyorum. Salak herif hala bize laf sokma derdinde. Neyse Sinagard'a geçen zamanları okumak çok eğlenceliydi (kitapta tek eğlenebilidiğim kısımlar onlar oldu zaten) Hele sene sonu bunlar sınavlara girdiklerindeeee. Nezha'yı nasıl alt ettik lan. O kısım çok iyiydi. Zaten anlmıştım bu kızım speerlı olduğunu. Ama şunu merak ediyorum, Rin'in gerçek ailesi kim? Rin nasıl kurtulabildi? Nasıl bir savaş yetimi olarak anıldı? Ve bunlar diğer kitaplarda bahsedecek mi
Duygu ve Düşünce
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,076 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 9. kitabı
Edebiyat hocam Ayfer güneş'in ilk kitabı. Umarım daha nice kitaplar yazar . Ben okudum ve beğendim okumanızı tavsiye ederim . İlk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı
Sus Makamı HikâyeleriAyfer Güneş · Girişim Ajans Yayınları · 20266 okunma
Reklam
Reklam