Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Kararsızlık içinde durup mutluluğunu seyrettim.
'Gördün mü Şüş, hayat bazen güzelmiş, öyle değil
mi?'
Öyleymiş.
Mutluluğunun bir ânını bile kaçırmamak için kapıya kadar geri geri gittim. Eşikte bir an durdum, sırf 'altın yürekli çocuk' deyişini duymak için.
"Peki Şüş, söyle bakalım, neler oluyor?"
"İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum. Sevince de ölmelerinden korkuyorum."
"Sevdiklerinden çok ölen oldu mu?"
"Çok yok. Tek bir kişi var, bana hayatın sevgisiz hiç
bir anlamı olmadığını öğreten oydu."