Müthiş bir devam kitabı diyebilirim.Yine Kutup ayımızın ve Aprilin arkadaşlığını ,sevgisini iliklerimize kadar hissedeceğimiz ve içimizi ısıtan bir hikayeye şahit olacağız.
April,Kuzey Kutbundan döndükten sonra bir türlü yeni hayatına uyum sağlayamaz ve aklı hala Ayıda'dır onu çok özlüyordur.April ,Svalbard'da bir ayının vurulup yaralandığı ile ilgili Tör'den bir mail alınca o ayının kendi ayısı olduğunu düşünür ve babasını da ikna ederek Kutuplarda ayıyı aramak üzere bir yolculuğa çıkarlar.Bu yolculukta onlara bölgeyi avucunun içi gibi bilen Hedda yardımcı olacaktır.
April,bir şekilde çok sevdiği ayısına ulaşır ama bu sefer ayısı tek başına değildir,bir yavrusu vardır .April ,yavru ayıya Fıstık adını koyar ve Fıstık çok zor durumdadır.Kahramanımız, Fıstığı kurtarmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır...Sevdiğin uğruna ne kadar ileri gidebilirsin ?İşte bu sorunun yanıtını bulacağız...
Kitabın son kısmı beni çok mutlu etti ve gülümsetti.
Böylesine güzel bir hikayeyi bizlere anlattığı için yazarımıza teşekkür eder,büyük küçük demeden herkesin bu kitabı okumasını öneririm...
Ayı DönüyorHannah Gold
"NORVEÇ'TEKİ TOHUM DEPOSU, DÜNYAYI ELE GEÇİRME PLANININ BİR PARÇASI"
Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci Frederick William Engdahl (August 9, 1944 in Minneapolis), tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin insanlık için gerçek bir kıyamet yaratacağını söylüyor. İddialarıysa son derece ürkütücü. Norveç'teki küresel tohum deposuyla amaçlanan Arî üstün ırk yaratmak mı, yoksa istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak mı? "Kıyamet tohum deposu" olarak da bilinen Svalbard hariç, dünyadaki diğer tohum depolarını bekleyen "kıyamet"i kim koparacak? Engdahl, sorularımızı yanıtladı.
Yeni Aktüel Dergisini 29 Kasım - 5 Aralık 2007 tarihli 125. sayısında "Kıyamet Kapısı" başlığıyla kapak konusu olarak işlediğimiz ve 26 Şubat 2008'de tamamlanacağını duyurduğumuz "proje", tamamlandı. Norveç'in kuzeyindeki Spitsbergen adasında "Svalbard Küresel Tohum Deposu"adı verilen o ambar, Mart 2008 itibariyle resmen faaliyete başladı. Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen ambarda şu anda dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohum, özel ambalajlarda saklanıyor. Kuzey Kutbu'na 1100 kilometre uzaklıkta olan buzdağı ambarında bazı dayanıklı tohumlar, 1000 yıl kadar bozulmadan kalabilecek. Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olan bu tohum deposuna"kıyamet tohum deposu" da deniyor. Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini bir araya getirmeyi hedefleyen ambarın amacı, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak.
Buraya kadar her şey, gayet iyi niyetli görünüyor. Ancak Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci Frederick William Engdahl'ın bu projeyle ilgili dehşet verici şüpheleri var.
Engdahl, tarım sektörünü ellerinde tutan
Yazarlara sormuşlar: Hangi kitaplar kıyametten sonraya kalsın?
Kıyamet de kopsa, yer yerinden de oynasa ve yeryüzünde yaşayan tek canlı olarak siz de kalsanız, yalnız değilsiniz. Bir yanınızda Dostoyevski bir yanınızda Mevlana ve daha kim bilir kimler olacak…:)))
Norveç’in Svalbard Adası’na kurulan “Kıyamet Ambarı”ndan sonra şimdi de bir “Kıyamet Kütüphanesi” kurulmuş, büyük ve önemli eserler de yok olmasın diye… “Dünya Arktik Arşivi” olarak adlandırılan kütüphanede, dünyanın en önemli kitaplarının kıyamet sonrasına saklanması hedefleniyormuş.
Bizim yazarların geleceğe kalmasını istedikleri eserlere göz atacak olursak; :)
1-Nermin Yıldırım: “Kafka’yı bilsinler” Dostoyevski’yi bilsin mesela , Josep K ile tanışsınlar. Tolstoy’un Anna Karenina’sından aşk için vazgeçilebilecekleri, Melville’i Kaptan Ahab’ından bulmanın kaybetmek olabileceğini öğrensinler. İnsanlığın irili ufaklı trajedilerini Lorca’dan, Shakespeare’den okusunlar.
2-Sezgin Kaymaz:Bir şiir kitabını teklif edeceğim: Mesnevî. Cevabı içindedir; hem roman, öykü vardır orada hem şiir, şarkı. Kendini 800 yıldır aralıksız okutan başka bir şiir kitabı varsa onu da alsınlar. O, kıyametten sonraya da kalsın. Lâzım.
3-Celil Oker: “Gelecek kuşağa Orhan Kemal kalmalı”-Herhalde mutlaka İlyada ve Odysseia'nın olmasını isterim kütüphanede. İnsanoğlunun yarattığı en bereketli hikâye deposu olduğu için. Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde'sini koyarım yanına. Çok sevdiğim ve gelecek kuşaklarla paylaşmak istediğim için. Malraux'nun Umut romanını eksik etmem. En yakınlarımızı nükleer bombasız da öldürebildiğimizi ve aslında hiç bir şeyin değişmediğini göstermek için.
4-Özgür Çakır: “Çehov’un hikâyeleri okunsun”Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı, Emile Ajar’ın Onca Yoksulluk Varken’i, Çehov’un ve Raymond Carver’ın