Seyfullah

Halk "Evet, ben Müslümanım." diyor. İftar veriyor, sahura kalkıyor, bayramda kurban kesiyor, cuma namazı kılıyor, kılamadığında "Niye kılamadım?" diye hayıflanıyor ama bu halk para da kazanmak istiyor... Bu halk modernitenin, -daha açık konuşalım; kapitalist, pragmatist modernitenin ki bu Amerikan versiyonudur bütün nimetlerinden istifade etmek istiyor. Buna karşılık, kendi medeniyeti- nin temel değerlerini de yüreğinde saklıyor ama onları hayata geçirmek noktasında fevkalade isteksiz ve bilinçsiz... Bir medeniyet tasavvuru eklektik, yani seçmeci olmaz. Bir bütün halinde ya olur ya olmaz. Dolayısıyla o tasavvurun temel kabulleri, temel değerleri hayata yansır ve onun artıları da eksileri de olabilir. Yani siz hiçbir zaman sıfır maliyetli bir iş yapamazsınız. Yaptığınız her işin size bir maliyeti vardır.
Sayfa 194
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Üveysü’l-Karanî’den şöyle dediği rivayet edilir: «Allah’ı (c.c.) tasdik etmedikçe, ona göklerdeki ve yerdeki bütün yaratıkların ibâdeti kadar ibâdet etsen kabul etmez.» Denildi ki; «Allah’ı (c.c.) nasıl tasdik edeceğiz?» «Rızkın hususunda Allah’ın (c.c.) senin için tekeffül ettiğine emin olman ve vücûdunu Allah’a (c.c.) ibâdet için adamandır!» dedi.”
Din
“İnsanların en kuvvetlisi olmak isteyen, Allah’a (c.c.) tevekkül etsin. İnsanların en şereflisi olmak isteyen, Allah’dan (c.c.) korksun. İnsanların en zengini olmak isteyen de, kendi elindekinden çok Allah’ın (c.c.) yanındakîne îtimad etsin.» Süleyman el-Havvâs’dan şöyle rivayet edilmiştir: «Gerçekten bir kimse Allah’a (c.c.) tevekkül ederse, hükümdarlar ve ondan aşağı olanlar ona muhtaç olurlar. Mütevekkil olanlar -mevlâsı zengin ve övülmeye lâyık olduğu halde artık onlara nasıl muhtaç olur?”
Din
İbn Ğanm bildiriyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Tebuk gazvesi sonrasında Müslümanlarla birlikte dönüşe geçti. Yolculuk sırasında bir sabah vakti sabah namazını kıldırdı. Namaz sonrası bineklerine binip yola düştüler. Güneş doğduğu zaman gece boyu yol aldıkları için insanları bir uyku tuttu. Muaz, Resulullah (s.a.v.)'in peşinden ayrılmazken diğer insanlar dağınık bir şekilde bineklerini yolda kendi halinde bıraktılar. Binekler bu şekilde otlanarak yol alıyorlardı. Muaz da Resulullah (s.a.v.)'in peşinden gidiyordu. Onun da devesi otlanıp yürürken bir ara tökezledi. Ancak Muaz dizginleri çekince at geri doğruldu. Muaz'ın devesi doğrulurken Resulullah (s.a.v.)'in devesini ürküttü. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzünden peçesini sıyırıp geriye bakınca ordu içinde kendisine en yakın kişinin Muaz olduğunu gördü .. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: ''Ey Muaz!'' diye seslenince, Muaz: "Buyur ey Allah'ın Resulü!" karşılığını verdi. Hz. Peygamber (s.a.v.): ''Yanıma yaklaş, buyurunca, Muaz develer birbirine değecek kadar yaklaştı. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): ''İnsanların bana bu kadar uzak olduklarını düşünmüyordum'' buyurunca, Muaz: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanlara uyku bastırdı, bundan dolayı da hem otlanıp hem de yürüyecek şekilde develerini kendi haline bıraktılar" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): ''Bana da uyku bastırmıştı'' buyurdu. Muaz, Resulullah (s.a.v.)'in ona karşı güler yüzlü olduğunu ve baş başa kaldıklarını görünce: "Ey Allah'ın Resulü! İzin ver de beni hasta düşüren, acı veren ve üzen bir konuyu sorayım" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): ''İstediğini sor'' buyurunca, Muaz: "Ey Allah'ın Resulü! Bana öyle bir amel söyle ki yaptığımda cennete gireyim ve bu konuda sana başka da bir
Din
Batı diyor ki: "Efendim din çok lazımdır insana. Çünkü stresi alır." "Pazar günleri çok iyidir din. Ama pazartesi günü gündemden düşer, ben hayatımı yaşarım. Tekrar Pazar günü geldi mi, mo- ralim bozuksa 'gerilimi' atmak için kiliseye gidip rahatlarım." İslâm böyle değil. Her işimize karışıyor, çünkü medeniyetin kurucu ögesi
Sayfa 210
Din