kübra

8/10
·56 syf.··
2023 49. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 13:48
bana öyle geliyor ki ernaux bunu yazacak kadar cesareti jane austen mirasını koruyarak taşıdı. tutku ve saplantı arasındaki o ince çizgide dolanan bir kadının, bu denli açık bir dille olay örgüsünü anlatması kanımca hiç kolay değil; ernaux’ya dair en sevdiğim şeylerden birisi de bu.
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
Reklam
Dans ederek toplum vebalarından kurtulabilir miyiz?
Puan vermedi·104 syf.··
2023 36. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2023 16:02
Jean Teule Bugün son zamanlarda okuduğum ve bölümüme dair izler bulduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dansa Davet. 1953 doğumlu Fransız karikatürist, senarist ve yazar Jean Teulé’in Sel Yayıncılık tarafından basılmış ve Elif Gökteke tarafından çevrilmiş olan “Dansa Davet” adlı eseri aslında gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılmış: Dans Vebası. Dans Vebası, 1518 yılında Strasburg’da başlayan ve birkaç ay boyunca süren tuhaf bir salgın olayını ele alır. Bu olayda, bir kadının başladığı dans etme isteği kısa süre içinde yüzlerce kişiye bulaşır ve bu kişiler kendilerini kontrol edemez bir şekilde sürekli dans etmeye başlarlar. Dansçılar tükenmişlik, yorgunluk ve sonunda ölümle sonuçlanan bir dans deliliği yaşamış ve tıp uzmanları o dönemde bu olayı tıbbi olarak açıklayamamışlar. Jean Teulé, bu tarihi olayı kara mizah ve hiciv dolu bir dille anlatır. Kitap, insanların toplu halde deliliğe sürüklenmesini ve bu olayın ardındaki psikolojik, toplumsal ve tıbbi etkenleri incelerken aynı zamanda birçok karakterin hikayesini aktarır. Jean Teulé, bu tarihi olayı kara mizah ve hiciv dolu bir dille anlatır. Özellikle de din adamlarını ve kilise otoritesini eleştirir, klasik Orta Çağ anlayışları ve fikirleri gösterilir, hastalıktan Osmanlı’dan ve Türklerin kapıya dayanmasından korktukları kadar korkarlar. Bölümüm olan İngiliz Dili ve Edebiyatı ile bağlantısını kurduğum bir nokta oldu, bunu bölümüme bağlıyorum zira birazdan bahsedeceklerimin hepsini bölüm derslerimden öğrendim. Kitabın ortalarına yakın bir yerde şöyle bir pasaj var: -”Söylenene bakılırsa bunların hastalığı (Dans Vebası) kanın çok ısınmasından, vücut içindeki sıvıların düzensizliğinden meydana geliyormuş: Balgamın, sarı ve kara safranın fazla ya da bozulmuş olmasından. Safralar kanın içinde ayrışıp onu ısıtarak
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Peki ya ben annemi doğurabilir miyim?
10/10
·64 syf.··
2023 26. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2023 00:51
Annie Ernaux, yalnızca kendi hayatından yola çıkarak, aslında bütün kadınların hayatını gözler önüne sermekle kalmaz; aynı zamanda yaşadığı ait olduğu sosyal çevresini de bizlere aktarmayı amaçlar. Yapıtlarının bu özelliğinden ötürü onlara birer otososyobiyografi diyebiliriz. Bu terimi yazar bizzat kendi bulmuştur. Bu terimle demek istediği, yapıtlarında kendi hayatından bahsederken aynı anda anlatılan hayatın arka planında bize o dönemin sosyolojik manzarasını da aktarmaya çalışmasıdır. Yani, kendisinin Fransız edebiyatına otososyobiyografi kavramını katmasıyla bir devir başlatmış diyebiliriz. Öncelikle kitabın genel hatları ile başlayalım. "Bir Kadın" kitabında Annie Ernaux hastanede kalan Alzheimer hastası annesi, onun ölümü ve ölümünden sonra geriye dönük anne-kız ilişkilerini anlatıyor ve deneyimlerini bizlere sunuyor. Çocukluğu, gençliği ve yetişkinliği olarak üç kategoriye ayırabileceğimiz bu kitapta, benim en çok etkilendiğim nokta Ernaux'nun annesiyle olan hem çatışmalı hem şefkatli ilişkisini adeta filtresiz sunuyor gibi olması. Her bir satırı okurken sanki Ernaux ile bir kafede beraber kahve içiyor ve karşılıklı muhabbet ediyormuşuz gibi hissetmiştim ve bu samimiyet benim içimi ısıttı. Kendisiyle anne-kız ilişkisi noktasında benzer deneyimlere sahip olmak da elbette ki beni içten etkiledi. Zaman zaman aşağılık kompleksi hissediyor, bazen isyankar oluyor ve annesinin en tasvip etmeyeceği şeyi yapıyor, birbirinden uzak iki kuşağın çatışmasını anlatmakla kalmıyor aynı zamanda kendi açısından anlatma zorluğunu da anlatıyor ve bunu hissettiriyor. “Annemin sert mizacını, sevgi patlamalarını, sitemlerini sadece karakter özellikleri olarak düşünmeye değil, aynı zamanda onun geçmişine ve toplumsal durumuna oturtmaya çalışıyorum. Bana gerçeği yansıtma yolundaymış
Anne Kız
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,850 okunma
insanlığı yitirilmiş insan
10/10
·612 syf.··
2023 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2023 05:40
Osamu Dazai’nin meşhur İnsanlığımı Yitirirken adlı romanından ilhamla ele alınan bu manga, romanı yansıttığı kadar eklemeler yapılarak daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiş. eğer önce romanı sonra mangayı okursanız uzun bir süre etkisinden çıkamayacağınızı garanti edebilirim. çizimler, atmosfer ve sahnelerden dolayı 16 yaş altı okurların okumamasını tavsiye ederim. özellikle japonya’nın kültürünü, o zamanın yozlaşmış toplumunu, cinsiyet rollerini, ve hatta dazai’nin içinde bulunduğu buhranı ve siyasi partileri komünizm üzerinden örneklendirerek daha detaylı bir şekilde sunmuş bize junji ito.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2022970 okunma
8/10
·144 syf.··
2023 18. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 01:49
Analiz yaparken içten içe en çok sinirlendiğim ama bir o kadar da sevdiğim o kitap: The Taming Of The Shrew/ Hırçın Kız. Shakespeare yine döneminin en büyük sorunlarından olan toplumsal normlar ve kadının toplumdaki yerini ele almış. Baş karakterimiz Katherina “cadaloz” olarak ün salmış ve kimsenin evlenmek istemeyeceği türden bir kadın. Fakat, kime göre neye göre? Kitap isminin de asıl çevirisinde olduğu gibi “Cadalozu Evcilleştirme” tabiri, kitap içerisinde birçok kez “Kate”i evcilleştirmek olarak geçmekte. Yani, Katherina bir kadın olarak değil aksine bir hayvan olarak görülüyor. Evde kalmış (bkz: çıplak ayakla dans etmek metaforu, o yüzyılın evde kalmışlık bildirisi), cadaloz, topluma uymayan, erkek hegemonyasına baş eğmeyen, dik başlı ve sivri dilli olduğu için de sürekli laf yiyen bir kadın. Eğer diyalogları dikkatli okur ve incelerseniz, bir kadının en aşağı şekilde küçümsendiğini kelime oyunlarından anlayabilirsiniz. Bu açıdan okuması çok keyifli bir kitap fakat bir kadın olarak okuması -şahsen- epey zor geliyor bana. Aynı zamanda kardeşi Bianca da Katherina’nın tam tersi. Tabii ilk başlarda. Sessiz, sakin, laf dinleyen, sözden çıkmayan o Bianca, en sonda ablasının kadınların yerinin neresi olduğu hakkında çektiği o nutuk kendisini nasıl irrite ediyorsa bunlara karşı çıkıyor. Olduğu karakterin tam tersi haline dönüşüyor. Evcilleşmek mi evrilmek mi, işte bütün mesele bu.
The Taming of the ShrewWilliam Shakespeare · Wordsworth · 05,8bin okunma
Reklam