Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202622 okunma
İskemlede 5 Ceset
9/10
·186 syf.··
2026 27. kitabı
Agatha Criste’nin okuduğum ilk kitabı.Okuduktan sonra neden hiç okumadığımı sordum.Dişçi Henry Morley kliniğinde ölü olarak yanında bir tabanca ile bulunuyor.Normal hayatı olanı Morley intihar mı etti yoksa cinayete kurban mı gitti ? Dedektifimiz Hercule Poirot ve Scotland Yard Başmüfettişi Japp olayın peşine düşüyor.Her ölüm arkasında bir şüphe bırakır…
İskemlede Beş CesetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20242,062 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Üçlemenin son kitabı inceleme…
Puan vermedi·226 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:34
•••”Demek ölümün de namuslusu,namussuzu vardı?•••” ~~Hanımın Çiftliği üçlemesinin son kitabı olan Kaçak kitabı; çiftlikte en son yaşanan olaylardan sorumlu olan Habip’in öyküsü ile devam ediyor. Kasabadan kaçarken yolu yedi yıl önce kocası tarafından terk edilen Hacer ve oğlu Hüseyin ile kesişiyor.Bundan sonra ki serüvenimiz bu üç kişi üzerinden devam ediyor… ~~Yine bir toplum baskısı,herkesin hayatına müdahale eden elalemler….Bir kadının nasıl yalnız yaşamasını fırsat bilip faydalanmaya çalışan sözde ahlâk bekçileri…1950’li yıllar,çok partili dönemin başlarında her şeyin daha güzel olacağı umuduyla yaşayan köy halkının yoksulluk ve adaletsizlikle mücadelesi… ~~İlk iki kitaba göre duygu yoğunluğu çok azdı bana göre.Serinin son kitabı ancak tamamen üçlemeden bağımsız bir eser olmuş. Seriden bağımsız tek başına da okunabilir….Güllü ve çiftliğin son durumu nedir,ne oldu öğrenemedik.O yüzden beklentimin çok altında kalsa da,zaten Orhan Kemal sevenler anlayacaktır.Yazar bir çok eserinde finali aslında biz okuyuculara bırakıyor. Bu yolculukta bana eşlik eden sevgili dostum Nrgnbkn a sonsuz teşekkürler sunuyorum.;) Çukurova’nın o tozlu yollarını okumak seninle başka bir güzeldi. _”Ölmek kolay, yaşamak zor oğlum,insan zor olanın üstesinden gelmeli! Ölmek,evet sırasında yaşamak için…_” _”Irza,namusa ben el at,belindeki tabanca,altında ki arabaya güvenip o kadar insanın içinde adam tokatla,vur,kır,yak,yık kimseye hesap verme….Eee? Nesin yani? Sende benim gibi bir kul…__”
Kaçak (Hanımın Çiftliği 3)Orhan Kemal · Everest Yayınları · 2023821 okunma
sıkı bir köşeyazısı
Puan vermedi
ilk defa édouard louis okudum. methini çok duyduğum bu nesildaşımla aynı adamlardan tiksiniyoruz ve roman diye satılan bu metni tabanca gibi... uzun, çok sıkı bir köşeyazısı. gazete kursam édouard louis'yi başyazarlığa isterdim. fakat kimseye bu romanı öneremem çünkü ortada bir roman yok. bunu kendi de biliyor ki "edebiyat bizi reddetti" diyor bir röportajında. fakat sefiller 150 yıldır insanların başucunda durur, germinal kitapta kalmayıp sinemalarda oynarken bu slogan bir bahaneden ibaret kalıyor. édouard louis, iyi bir romancı olamayacak kadar benci bir yazar. olupbiten her şey, girip çıkan her karakter onun yaşamındaki izlerden ibaret. anlatı kurmuyor, sadece anlatıyor. yazarla anlatıcının sesi o kadar iç içe geçiyor ki kitabı bitirdiğinizde hiçbir dünyaya girip çıkmadığınızı, kitabın kapağını açarken neredeyseniz orada olduğunuzu fark ediyorsunuz. yeni insanlar tanımadınız, kimseyi yargılamadınız, kendinizle yüzleşmediniz: işçi çocuğu bir fransızın derdini dinlediniz sadece ve ona hak verdiniz.
Edebiyat
Babamı Kim ÖldürdüÉdouard Louis · Can Yayınları · 20202,993 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 13:56
Bekir Yıldız’ın Bozkır Gelini, yazarın toplumsal gerçekçi çizgisini yoğun biçimde sürdüren, yoksulluk, töre baskısı ve kadınların erken yaşta evlendirilmesi gibi meseleleri çarpıcı bir dille anlatan bir öykü kitabı. Kısa hacmine rağmen kitabın etkisi güçlü; çünkü Yıldız, Anadolu’nun özellikle Güneydoğu’daki sert hayat koşullarını süssüz, doğrudan ve sarsıcı bir anlatımla görünür kılmış. . Bozkır Gelini, 1985’te yayımlanmış ve sekiz öykü içeriyor. Kitaptaki öyküler arasında “Bozkır Gelini”, “Şair Ana”, “Birkaç Kaçakçı”, “Tohum”, “Bir Kadın Polis”, “Gözler”, “Canlı Tabanca” ve “Ölü Bohçası” yer alır. . Kitabın ana ekseni, kırsal ve kentsel yoksulluk, töre, aile içi baskı, göç, kaçakçılık ve kadınların toplumsal konumu. “Bozkır Gelini” öyküsünde yoksulluk nedeniyle 11 yaşında evlendirilen bir kız çocuğunun trajedisi anlatılır; “Birkaç Kaçakçı” kaçakçılığı, “Ölü Bohçası” ise törelerin insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini öne çıkarıyor. Bu yüzden kitap, yalnızca bireysel dramları değil, bu dramları üreten düzeni de hedef alıyor. . Bekir Yıldız’ın en belirgin özelliği, dili fazla süslemeden, hatta kimi zaman sertleştirerek kullanması. Metinlerde yerel ağız, günlük konuşma dili ve doğrudan gözlem hissi güçlü; bu da anlatıya belgesel bir tat veriyor. Gerçekçilik, olayların aktarımını daha da etkili hale getiriyor; okur, kahramanların acısını dışarıdan izlemekten çok onun içine çekiliyor. . Kitabın bence en güçlü yönü, toplumsal yarayı çok net göstermesi ve kadının, çocuğun, yoksulun hayatını romantikleştirmeden anlatması. Ayrıca öyküler kısa olmasına rağmen yoğun bir gerilim barındırıyor; bu yüzden her hikâye tek bir yere odaklanıyor. Buna karşılık, bazı okurlar için anlatının fazla sert, fazla doğrudan ve zaman zaman çok öğretici bulunması mümkün. Çünkü yazar çoğu yerde
Bozkır GeliniBekir Yıldız · Varlık Yayınları · 198548 okunma
10/10
·528 syf.·
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Kitabı okurken aklıma 1974 yılında yapılan Rhythm 0 deneyi geldi. Deney kısaca şöyledir: Sanatçı, karşısına gelen insanların kendisine istedikleri her şeyi yapmalarına izin verir ve bunun için masaya çeşitli nesneler koyar. (Çiçek, kalem, tüy, jilet, içi dolu silah vs)Başlangıçta insanlar çekingen davranırken, zamanla kalabalığın etkisiyle daha cesur ve saldırgan hale gelirler. Deneyin ilerleyen aşamalarında sınırlar tamamen ortadan kalkar ve insanlar zarar verici davranışlara yönelir. Kimi kadını elbiselerini keser, kimi vücuduna yazılar yazar, kimi diken batırır, kimi tükürür. En son kafasına tabanca dayayınca kadın ayağa kalkar ve kitle hemen dağılır. Marina Abramovic’in Rhythm 0 performansı, kitle psikolojisinin birey üzerindeki dönüştürücü etkisini çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. Deneyde başlangıçta pasif olan bireylerin, kalabalığın etkisiyle giderek daha saldırgan ve kontrolsüz davranışlar sergilemesi, Elias Canetti’nin kitle içinde bireyin çözülerek ilkel yönlerinin açığa çıktığı yönündeki tespitini doğrular niteliktedir. Bu deney, insanın bireyken kontrollü; kitle içinde ise kontrolsüz hale gelebildiğini açıkça gösterir. Birey, kalabalık içinde sorumluluk duygusunu yitirir ve bastırdığı yönlerini daha rahat açığa çıkarır. Kalabalık içinde bireysel ahlak zayıflayabilir. youtu.be/393CeffRrM8?si=... Aynı şekilde sosyal medyadaki linç kültürü, modern çağda kitle psikolojisinin dijital bir yansımasıdır. Burada herkes birbirini etkiler, öfke hızla büyür ve bireysel sorumluluk hissi giderek azalır. Bu ortamda birey, tek başına yapmayacağı sertlikteki tepkileri kalabalığın anonimliği içinde kolayca gösterebilir. Canetti, yargılamanın çoğu zaman insana gizli bir haz verdiğini ve bunun insanın doğasında olduğunu söylüyor. Zaman zaman bu
Kitle ve İktidarElias Canetti · Ayrıntı Yayınları · 2017699 okunma