Neonlar gökyüzünü deliyordu. Sanki yıldızlar kovulmuş, yerine insanlar kendi yapay takılarını asmıştı. Kapsül otelin önünde durduğumda, içimde bir yerde, çocukken girdiğim tabutluk korkusu uyandı. Küçük bir kutuda uyumak, büyük bir boşlukta kaybolmaktan daha kolaydı belki de.
Kapsülüm açıldı. İçine girdim. Kapak kapandı. Bir insanın kabuğuna girer gibi, bir makinenin midesine düşer gibi… Tavandaki küçük ekran yandı. Reklamlar akmaya başladı. Daha iyi uyu, daha hızlı uyan, daha az hisset, daha çok tüket…
Gözlerimi kapadım.
"Bir değişme gibidir azrail
Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar
O yere o ölü
İnsan kalabalığında ansız bir boşluk açılmıştır
Alın kımıldasın
Kalp kıvransın
Gölden ansız bir tabutluk su alınmış gibi
Bütün köy kımıldayacaktır/göl gibi..."
İsmet İnönü'nün hedef gösterdiği Türkçüler " tabutluk" adı verilen işkence odalarına gönderilmiş, başvekilinden, eğitim bakanına kürsüye çıkan bütün dalkavuk takımı, Türkçüleri düşman kuvvet ilan etmiştir.
Bir metre eninde, iki metre yüksekliğinde ve altmış santim derinliğinde, insanın bacaklarını uzatarak uyumasının mümkün olmadığı bu izbenin tavanına bin beş yüz watt gücünde bir lamba konulmuştu. O kadar ki, Leyla içeriye girer girmez gözünü yummak zorunda kalmıştı.
Komşudan o ölü de kalktı
Köyde devinimdir kırışık alın derileri kımıldar
Kaş ve kalb zorla - kıvranarak
Erkeklik ve kadınlık
Ölümün önünde değersiz ama siperdedirler
Bir değişme gibidir azrail-
Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar
O yere o ölü
insan kalabalığında ansız bir boşluk açılmıştır
alın kımıldasın
kalp kıvransın
Gölden ansız bir tabutluk su alınmış gibi
Bütün köy kımıldıyacaktır/göl gibi
Sayfa 147 - Bir defin işlemi ancak bu kadar zarif anlatılabilirdi