Kayıp Zamanın İzinde serisini bitirince bir okur olarak seviye atladığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bu kitabı daha doğrusu 7 kitabı okumak bana bilmediğim yeni yeteneklerimin olduğunu fark ettirdi. Can sıkıntısına katlanabilme bunların başında geliyor. Uzun ve karışık cümlelerle hınca hınç dolu gibi görünen sayfaları beynim yanmadan okuyabilme ve en önemlisi de, zamanın, geçirilen her anın kıymetini bilme. Bir doğa gezisinin sayfalar sürdüğü, tek bir davette konuşulan konuların tüm ayrıntılarına kadar anlatıldığı bu kitap, “Kayıp zamanın izini sürerken zaman mı kaybediyorum?” diye yer yer şüpheye düşürse de; son ciltte her şey öyle güzel bağlanmış ki, kitaptan önceki ben ile sonraki ben aynı değilim dersem abartmış olmam. Mesela, her gün yanından geçip gittiğim, kitapta geçmese adını da bilemeyeceğim akdikenlerin, ve nice bitkinin farkına vardım. Her gün batan güneşin dünyamıza etkisini, göğün hangi renk tonlarından hangilerine geçtiğini korneama kadar hissettim. Bir melodinin insanda hangi duyguları uyandırabileceğini gördüm. Hülasa kitapta çok tasvir var evet. Bu tasvirler bize “Zaman aslında hızlı geçmiyor, hızlı olan biziz. Durup etrafa dikkatle bakabilirsek zamanı da hakkıyla idrak edebiliriz.” mesajını veriyor. Ihlamura batırılmış madlen kekinin ağzında dağılmasıyla çocukken uykuya dalmadan önce aklından geçenlere kadar hatırlayıp bir de psikolojiye ‘Proust Etkisi’ diye bir kavram kazandıran bir yazardan da böyle olağanüstü bir kitap beklenirdi zaten.
Kitap çocukluk zamanlarından başlayıp gençlik yıllarından devam ederek; onu hayata bağlayan hiçbir şey kalmamışken sımsıkı sarılmasına sebep olan motivasyonunu keşfettiği ömrünün son zamanlarında güzel bir sona bağlanıyor. Hayatına giren hemen herkesin kahramanı olduğu bir romanı yani elimizdeki kitabı yazmaya
Soğuk öfke insanı ele geçirdiğinde bir çocuğa yararlı dersler vermeye çalışmak kendini başarısızlığa mahkûm etmektir. Stres ve utancın biyokimyasal çorbasında hiçbir öğrenme gerçekleşemez.
Hikaye çok çarpıcı ama anlatım beni yer yer baydı üzgünüm. Puanım 5 :( Çizgili pijamalı çocuk zirveymiş gerçekten. Bu kitap da daha etkili ve daha kısa olabilirdi. 468 sf gereksiz uzatılmış gibiydi. Yine de iyi ki okudum. Ufkum açıldı. Bir ömür gözümün önünden geçti okurken.