Keşke bilseydi…
Şayet bilseydi harâb etmeye kastettiği o ulu surların ardında asırlık bir şehr-i civân gizlidir; hangi muzaffer sultan râzı olurdu, binlerce neferin namahrem eli değsin o vakur kalenin pak sinesine? Hangi mağrur pusatlı el, O’nun mukaddes sükûtunun önünde diz çökmeden ilerleyebilirdi? Ateş kusan hangi namlu kast edebilirdi O’nun inziva kokan huzuruna? Hangi bayraktar cür’et edebilirdi, gurur sancağını o muallâ burçlara dikmeye? Hangi ihtiras, hangi kibir zafer sanıp da böylesi bir mülkün târ ü mâr edilişini izleyebilirdi? Haşa! Değil gölgesinin, zülfünün bir telinin bile O’nun surlarına düşmesinden haya ederdi… Eşiğinde susar… Uzağında Tavaf eder… Mahremiyetine secde edercesine hürmet ederdi…
Memedê Torî-em zarok bûn
Em zarok bûn ,be ziman bûm Em tar bi tar digerehen bi bra re Heval salê min bû kurmamêmin Lee wekî bra bû dilemin da Em zarok bûn keyfxweş bûn Ser sarincê em gok dilîstin Roj eynî roj? nayê biramin Qerini tê biramin, wek nahe Hawar tenê biramin Lee brayê min nayê biramin Na li rex min bû, na li rex min bû... 'Bi rêzdarî'
Kurdî
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Odysseus, Polifemos'a adını sorunca "Outis" diyor. Bu bir strateji, ama aynı zamanda farkında olmadan doğru cevabı veriyor. Çünkü denizde hayatta kalmak için gerçekten "hiç kimse" olmayı öğrenmesi gerekiyor. Kiklop'un mağarasında söylediği yalan, onlarca yıl sonra ancak anlayabileceği bir gerçeği barındırıyor. Buradan şunu söyleyebiliriz; kibir, kimliğe yapışıp kalmaktır. Odysseus mağaranın dışına çıkarken adını haykırıyor — "Kör eden benim, Odysseus, İthaka'nın kralı!" Bu haykırış, bir zafer çığlığı değil, aslında dönüşümü reddeden bir ısrardır. "Ben hâlâ benim" demektir. Deniz de bu ısrarı cezalandırıyor. Japon mitolojisinde Urashima Tarō, denizden döner — ama döndüğünde yüzyıllar geçmiş olduğunu anlar. Su burada doğrusal zamanı askıya alıyor. Campbell'ın şemasında kahraman dönüştükten sonra toplumuna bir "boon", yani kazanım getiriyor. Ama Urashima'nın getireceği hiçbir şey yok; döndüğü dünya onu tanımıyor. Bu, dönüşümün değil kopuşun mitolojisi. Pasifik Adaları'nda ise deniz, geçilecek bir eşik değil, içinde yaşanacak bir ortam. Polinezya denizcileri için okyanus bir hapis ya da sınav değil, ev. Dolayısıyla orada su üstündeki yolculuk bir eşik anlatısı değil, kimliğin zaten orada, suda kurulduğunu söylüyor. Odysseus'un "Hiç Kimse" olma anını dönüşümün başlangıcı olarak okuyabiliriz — ama o an kendini bile anlayamadan doğru şeyi yapıyor. Edebiyat tarihinin en büyüleyici ironilerinden biri; kahramanın, kurtuluşunun reçetesini sezgisel bir hayatta kalma güdüsüyle telaffuz etmesi ama zihnen bunun derinliğini henüz idrak edememiş olması. Odysseus o mağarada sadece dev Polifemos’u değil, kendi trajik kaderini de kandırıyor. Dile getirdiği "Outis" (Hiç Kimse) ismi, o an için sadece bir kelime oyunundan, taktiksel bir maskeden ibaret. Ancak deniz, o maskeyi alır ve
Felsefe
Sazdan vazgeçmem, Tar'la çıkarım seyrüseferlere. Adınla başlayan hayatım, Sensiz gecelerle Ağırlaşır gönlümün fısıltıları. 6/6/2026 P.p
mat
Kamış, ses verince; NEY oldum sanır, Abdal, ata binince; BEY oldum sanır, Kupa, sarhoş elinde MEY oldum sanır, Cebir, zorba emrinde; REY oldum sanır.İplik, elde gerilince; YAY oldum sanır, Sıpa, kısrak yanında; TAY oldum sanır, Gasp, haydut üleşince; PAY oldum sanır, Yolak, içinde su akınca; ÇAY oldum sanır.Topuk, Kırata kakınca; BAŞ oldum sanır, Eğri, ahunun betinde; KAŞ oldum sanır, Gazel, dalda kalınca; YAŞ oldum sanır, Kum, harça girince; TAŞ oldum sanır.Kütük, çaya düşünce; SAL oldum sanır, Kök, yerden çıkınca; DAL oldum sanır, Hal, çingen dilinde; FAL oldum sanır, Yal, kaba konunca; BAL oldum sanır.Tümsek, ovada yığılsa, DAĞ oldum sanır, Gün, miskine sorunca; ÇAĞ oldum sanır, Şalgam, aşa girince; YAĞ oldum sanır, Vaha, çölün içinde; BAĞ oldum sanır.Yablak, yüzüne gülünce; YAR oldum sanır, Kırağı, şafaka erince; KAR oldum sanır, Tef, çingen kolunda; TAR oldum sanır, Kemik, itin ağzında; ZAR oldum sanır.Yonga, yosun içinde; KAV oldum sanır, Kumsal, dalga altında; TAV oldum sanır, Kıvılcım, yanan tende; LAV oldum sanır, Ses, çalgı telinde; SAV oldum sanır.Tavuk, komşu gözünde; KAZ oldum sanır, Kıymık, suyun içinde; SAZ oldum sanır, Çile, derviş gönlünde; HAZ oldum sanır, İnat, keçi huyunda; NAZ oldum sanır.Mıcır, kopsa kayadan; TÖZ oldum sanır, Değnek, körün elinde; GÖZ oldum sanır, Yalan, çıkınca dilden; SÖZ oldum sanır, Kül, sönen ocakta; KÖZ oldum sanır.Kuytu, muhtaç anında; HAN oldum sanır, Leş, sırtlan karnında; CAN oldum sanır, Arka, köçek belinde; YAN oldum sanır
Şah Mat
Kamış, ses verince; NEY oldum sanır, Aptal, ata binince; BEY oldum sanır, Kupa, sarhoş elinde MEY oldum sanır, Cebir, zorba emrinde; REY oldum sanır. İp, elde gerilince; YAY oldum sanır, Sıpa, kısrak yanında; TAY oldum sanır, Gasp, haydut üleşince; PAY oldum sanır, Yolak, içinde su akınca; ÇAY oldum sanır. Topuk, Kırata kalkınca; BAŞ oldum sanır, Eğri, ahunun betinde; KAŞ oldum sanır, Gazel, dalda kalınca; YAŞ oldum sanır, Kum, harca girince; TAŞ oldum sanır. Kütük, çaya düşünce; SAL oldum sanır, Kök, yerden çıkınca; DAL oldum sanır, Hal, çingene dilinde; FAL oldum sanır, Yal, kaba konunca; BAL oldum sanır. Tümsek, ovada yığılsa, DAĞ oldum sanır, Gün, miskine sorunca; ÇAĞ oldum sanır, Şalgam, aşa girince; YAĞ oldum sanır, Vaha, çölün içinde; BAĞ oldum sanır. Yablak, yüzüne gülünce; YAR oldum sanır, Kırağı, şafağa erince; KAR oldum sanır, Tef, çingene kolunda; TAR oldum sanır, Kemik, itin ağzında; ZAR oldum sanır.
Şiir